“Hocam.”
“Efendim karizma beğ.”
(Gülüyor ağzını eğerek. Allahım, ne karizmatik bir çocuk, ne ağır abi bu böyle. Bir yandan öyle geliyor, bir yandan da komik. Bu kadar genç yaşta sığınılan bu karizmanın biraz da komik ötesi-gülünç bir yanı yok mudur? Üzerine büyük gelen bir ceket gibi...)
“Hocaaam...”
Laf niye uzuyor anlamıyorum. Yüzüne bakıyorum. Var bir karın ağrısı ama dur bakalım.
“Söyle ...cım.”
“Hocam sizinle bir şey konuşmak istiyorum ben.”
“Konuşalım tabi, söyle.”
Çatlıycam artık. Gözünün en içine bakıyorum. Çabuk, çabuk söyle diycem utanmasam.
“Hocam ben çok kötüyüm.”
Hoppalaaa. “Neyin var ...cım?”
“Hocam ben okulu bırakıp askere gidicem galiba.”
Öğğğğ. Neee? “Dur bakalım, nereden çıktı şimdi bu? Evde filan mı bir sıkıntı var?”
“Yok hocam. Ne bir şey yapabiliyorum, ne ders dinleyebiliyorum. Çok kötüyüm hocam.”
Ayy, aşık olmuş bu salak. Heheh.
Bir süre konuşmadan birbirimize bakıyoruz. Ben gülümsemeye başlıyorum. O da gülümsüyor. “Ümitsiz mi?”
“Hem nasıl hocam.”
“Konuştun mu kendisiyle?”
“Evet hocam.” (Aaa, bunu hiç beklemiyordum. Ağır abi ya bu... Demek değilmiş.)
“...cım, bak şimdi beni dinle. Okulu bırakmak büyük delilik olur. Bir daha o kadar dersane hamallığı çekebilir misin? Hem geldiğinde çoluk çocuğa kalırsın. Biraz zaman tanı, düzeleceksin, emin ol.”
Bakma çocum yüzüme bön bön. Tek kaz sen misin? Bak karşında gelmiş geçmiş en şanlı kaz duruyor. Heheh.
“Hepimizin başına geldi inan. Ve iyileşiyor insan bir süre sonra.”
“Diyosunuz...”
Ya bu ilk defa aşık olmuş galiba.
“Valla bak. Hepimiz yaşadık, yemeden içmeden kesildik. Sonra da kediler gibi kendi kendimizi iyileştirdik. Hem memlekette hatun kıtlığı mı var? Allllaalllaa.”
Gülüyor. “Bana biraz ödev durumlarından müsamaha gösterir misiniz?”
“Tabi gösteririm. Hadi sen yaralarını sar.”
Bu konuşmayı yapalı iki hafta filan oldu. Şimdi çok daha iyi tip. Ödev yapmaya başladı. Yine ağzını eğip gülüyor. Bir de not yazmış bana. “Şimdi daha iyiyim. Hala tam iyileşemedim ama çabalıyorum. Alakanızdan ötürü teşekkür ederim.” Ufff, laflar da çok karizmatik. Cidden üzülüyorum. O kadar içten yaşıyor ki. Bu ağır abiler de hep böyle daha bir şamar etkisiyle yaşıyorlar. Tespitim budur.
marruu
“Efendim karizma beğ.”
(Gülüyor ağzını eğerek. Allahım, ne karizmatik bir çocuk, ne ağır abi bu böyle. Bir yandan öyle geliyor, bir yandan da komik. Bu kadar genç yaşta sığınılan bu karizmanın biraz da komik ötesi-gülünç bir yanı yok mudur? Üzerine büyük gelen bir ceket gibi...)
“Hocaaam...”
Laf niye uzuyor anlamıyorum. Yüzüne bakıyorum. Var bir karın ağrısı ama dur bakalım.
“Söyle ...cım.”
“Hocam sizinle bir şey konuşmak istiyorum ben.”
“Konuşalım tabi, söyle.”
Çatlıycam artık. Gözünün en içine bakıyorum. Çabuk, çabuk söyle diycem utanmasam.
“Hocam ben çok kötüyüm.”
Hoppalaaa. “Neyin var ...cım?”
“Hocam ben okulu bırakıp askere gidicem galiba.”
Öğğğğ. Neee? “Dur bakalım, nereden çıktı şimdi bu? Evde filan mı bir sıkıntı var?”
“Yok hocam. Ne bir şey yapabiliyorum, ne ders dinleyebiliyorum. Çok kötüyüm hocam.”
Ayy, aşık olmuş bu salak. Heheh.
Bir süre konuşmadan birbirimize bakıyoruz. Ben gülümsemeye başlıyorum. O da gülümsüyor. “Ümitsiz mi?”
“Hem nasıl hocam.”
“Konuştun mu kendisiyle?”
“Evet hocam.” (Aaa, bunu hiç beklemiyordum. Ağır abi ya bu... Demek değilmiş.)
“...cım, bak şimdi beni dinle. Okulu bırakmak büyük delilik olur. Bir daha o kadar dersane hamallığı çekebilir misin? Hem geldiğinde çoluk çocuğa kalırsın. Biraz zaman tanı, düzeleceksin, emin ol.”
Bakma çocum yüzüme bön bön. Tek kaz sen misin? Bak karşında gelmiş geçmiş en şanlı kaz duruyor. Heheh.
“Hepimizin başına geldi inan. Ve iyileşiyor insan bir süre sonra.”
“Diyosunuz...”
Ya bu ilk defa aşık olmuş galiba.
“Valla bak. Hepimiz yaşadık, yemeden içmeden kesildik. Sonra da kediler gibi kendi kendimizi iyileştirdik. Hem memlekette hatun kıtlığı mı var? Allllaalllaa.”
Gülüyor. “Bana biraz ödev durumlarından müsamaha gösterir misiniz?”
“Tabi gösteririm. Hadi sen yaralarını sar.”
Bu konuşmayı yapalı iki hafta filan oldu. Şimdi çok daha iyi tip. Ödev yapmaya başladı. Yine ağzını eğip gülüyor. Bir de not yazmış bana. “Şimdi daha iyiyim. Hala tam iyileşemedim ama çabalıyorum. Alakanızdan ötürü teşekkür ederim.” Ufff, laflar da çok karizmatik. Cidden üzülüyorum. O kadar içten yaşıyor ki. Bu ağır abiler de hep böyle daha bir şamar etkisiyle yaşıyorlar. Tespitim budur.
marruu