24 Mart 2007

Değişen bir şey yok


Ben kimseden bir şey istemem.
Bunun için de elimden geleni yaparım.
Çocukken de böyleymişim; inatla yaparmışım elimdeki işimi.
Anneannem “bu çocuk bokuyla dövüş ediyor,” dermiş.
Biri elimdekine değdiğinde kıymeti mi azalırmış, bilmiyorum.
İstemezmişim kimsenin yardım etmesini.


Üniversiteye gittim;
Herkesin anne-babası ayda bir taşınırken İstanbul’a
Benim annem bir seferinde çok hasta olduğumda geldi.
İki antibiyotik birden yazmışlardı,
Göğüs filmi de istemişlerdi.
Bir de evimi sel bastığında geldi;
Boğulayazmıştım çünkü, üst kattaki komşu kurtarmıştı sulardan.
Ha, bir de mezuniyette geldiler, eksik olmasınlar.


Bulduğum işlere kimse karışmadı, hiç kimse araya girmedi,
Girdim çalıştım, istifa ettim ayrıldım.
Kimseye diyecek bir şey bırakmadım.
Ev taşıdım, kimseye gel de şu işin ucundan tut demedim.
Eşim işten izin alamadı,
O kokudan yanlarında durulmayacak heriflerle eşya topladım, eşya yerleştirdim.
Gel de yardım et demedim.


Baktım,
Gördüm,
Ölçtüm biçtim,
Karar verdim,
Yaptım,
Açıkladım.
Kâh gülerek, kâh hatamı kabul edip ağlayarak.
Ama koş, yetiş, yapamadım yap demedim hiç.


Ilgaz’a kadar.
Ilgaz’da çuvalladım.
Yapamadım, yetemedim.
Kendimle kavga ettim bir süre, ama bu sefer beceremedim.
Annemden yardım istedim,
Ve ne yaparsam yapayım o istediğim şeyi göremedim.
Oysa çok bir şey de istemedim,
Diş çıkarırken hiç uyumadığım günler olmuştur;
Japon gözlerle işe gittiğim...
Gel çocuğuma bak demedim, bizde kal demedim.
Mahkum etmedim, hayatını değiştirmedim.
Var böyle örnekler, torun bakmak için şehir değiştiren insanlar tanıyorum;
Ben buna hakkım olduğunu bile düşünmedim.


Ya ben sadece bir Cumartesi akşamüstü saat 6 gibi dışarı çıkmak, güzel bir yemek yemek, bir iki kadeh bir şey içmek, olmadı bir filme gitmek istedim. Bütün haftam dolu, sadece bir Cumartesi gecem kalıyor. Zaten Pazar sabahı da gidip çocuğumu alıyorum. Başka bir şey istemedim annemden. Ama beceremedim. Çocuğum 6 yaşında ve ben hala aynı şeyin üzüntüsünü çekiyorum.


Bilmiyorum.
Belki de ben bir şeyleri yanlış yapıyorum.
Ya da belki de bir şeyleri hep yalnız yapmamın bir sebebi var.
Bu yüzden de bu yalnızlık hissinden bir türlü kurtulamıyorum.
Yetemediğim zaman da böyle dağılıp kalıyorum.

22 yorum:

uzay dedi ki...

evet bazen birinden yardım istemeden "basarmak" insanı fazlasıyla yıpratıyor ama sonucu gördüğünde ve en önemlisi "ben yaptım" dediğinde ki haz en güzeli degilmi miso?
ayrıca torunlar cocuktan kıymetliymiş öyle derler ;)

uzay dedi ki...

bide mırrrrrr :)))

Adsız dedi ki...

1-Kendine yetmek ve "ben yaptım"duygusu muhteşemdir,bilirim.(Ben de bokuyla dövüş edenlerdendim de)
2-Kendine kendinden başka kimsenin hayrı yok zaten.
3-Onu yap,bunu tut diyene kadar en iyisi kendin yapacan bitecek.
4-Kokudan yanında durulamayacak adamlardan"banyo gurmayalı 8 gün oldu abıla"diyenini de dünya gözüyle gördü bu T.
5-Kocam ilk kez birine arkasından değil yüzüne"yuh hayvan"demişti:/)
6-İlk çocukta çuvallanır.İkinciyi yap hele,bak ne güzek huzura erecen.
7-Hepimiz birşeyleri yanlış yapıyoruz,takılma bu kadar.
8-Hatta ittiret(okunduğu gibi değil,söylendiği gibi düşün;P )
9-Yine de sinemaya gidip alin taşçıyan kıvamında eleştiri yazacak kadar tikkatli film izliyor,arada barlarda kafayı çekip güzelleşiyon,bulamayanda var,bu kadar namkör olma:)
10-On olsun diye göbeem çatladı yahu.
Bide ben seni seviyom.T.

Köşenin Delisi dedi ki...

Öpsem geçer mi? :(((((

miso dedi ki...

Sevgili uzay,
Zaten ben de sonucu gördüğümde "ya biraz yardım etseymiş bu oğlan kral olurmuş kral," diyeceğimden korkuyorum bir gün. Bazen gereksiz hırpalamalar olabiliyor çünkü :(

Sevgili T,
Kendine yetmek beni şişirdi artık. (Yani çocuk konusunda biraz yardıma açığım)Ayrıca ikinciyi hiiç düşünmüyorum, çocuktan beri kimi zaman çekilmezleştiğim için eşim TÖVBEE durumlarında.
Bi de bi de ben de seni seviyom

köşenin delisi,
sen hele bir öp de pazartesi, geçer mi bakarız (ohh, fırsattan istifade hehe. geçti bile aslında, ani bir şinirdi o)

kecilerin cobani dedi ki...

miso, aynen ben de herbi halti kendim yaptim. hala yapiyorum, kizim konusu disinda.
annemi cagiriyorum, bazen gel kal bir iki gun diyorum. gel bugun biraz oyna da calisayim diyorum.
biliyorum ki annemin cok hosuna gidiyor. ona ihtiyac duyabiliyorum hala, ve simdiki zamanda, daha once hic olmadigi kadar. onu hayata daha da sıkı bağlıyor. en yakin arkadaslar onlar, torun annane. kizima bizden baska ve bizden bile fazla belki, bu kadar sevgi verebilecek baska biri yok.
ne kadar dusunup soylemek istemesem de birlikte saglikla gecirecegimiz zamanlar azaliyor. onlar birlikteliklerinin keyfini cikarsinlar. ben de katilayim onlara.
haftada bir gece anneannede kalmak onun icin de, senin icin de, annen icin de, esin icin de iyi olmali.
bizimki daha kucuk, seninkinin yari yasinda, ama bir zaman sonra ben de ayni haftasonu uygulamasini yapabilmek isterim.

miso dedi ki...

keçilerin çobanı, ben zaten anladığın üzere bu her bi haltı kendim yapma işine hastayım, seviyorum anlamsızca ve kendimi tüketircesine. Ama bu Ilgaz işini zaman zaman yapamıyorum. Ve sağolsun annem bu konuda biraz sağır/kör...vs. Ya inan kötü bir şey söylemek de istemiyorum ama gerçekleri de görmezden gelmek imkansız.
Ne güzel, senin annen koşarak geliyormuş. Keşke benimki de öyle olsa :(

Dufresne, dedi ki...

Kendine yetmek güzelde , iş kendini yetirmek boyutuna geldiğinde kötüleşiyor galiba. Etrafta hep birileri bişeyler beklerken,isterken ve biz onlara cevap vermekele uğraşırken vücut , cevap veremediğimizde ise kafanın ömrü tükeniyor malesef. Yetirmek ( doyurmak ) imkansızken bu neyin çabası bilmiyorum. Alışkanlık mı dersiniz ? bilmem belki. Ya da belki de gururla da ilintilidir. Bana kalırsa işin sırrı dozunda bencillik ve ayarında arsızlık. Kırmadan, dökmeden, üzmeden,yomadan ,yorulmadan ve en önemlisi çaktırmadan... Şimdi bile karar veremiyorum hangisini yapmak daha kolay, sanırım Miso' da bilmiyor...

Değişmeyeceğinizi, değişemeyeceğinizi çok iyi bilen biri olarak sadece bol şans diliyorum. Geçecek birşey olsa keşke de geçmişler olsun dilesek hep bir ağızdan. Size en iyi temennilerde bulunmak isterim ; Daha dingin zamanlar diliyorum size ve gamsız kaygısız alınmış bir sinema bileti...

endiseliperi dedi ki...

sevgili miso,
ben seni çok iyi anlıyorum, olan biteni de kendimden biliyorum. ancak çok hassas konular. ben de hayatıma ilişkin tüm kararkarı kendim aldığım ve kimsenin karışmasına, öğüt bile vermesine izin vermediğim için benden hep "çekindiklerini" söylerler. oysa korkutucu olmam, öfkem, hep kendimi koruma güdümdem kaynaklanıyor. bana rağmen, bana izin vermeden yardım etmelerini çok istedim. ama işte sözleşmeyi başka türlü imzalamış oluyorsun ve pek de geri dönüşü yok bunun. eh, arada paylaşılmamış kocaman hayat parçaları da olunca bu burnunun dikine gitmek yüzünden, tatlı talı derdini anlatmak, birbirinin dilinden anlamak da zorlaşıyor.

yani şekerim, aile ile ilişki bambaşka karmaşık bir sorun, çocuklu hayatın zorlukları bambaşka devasa sorun, bu yorum çözüm önermesiz oldu.

kendine iyi bak. fazla düşünme bence üstünde.

sevgiler

cenebaz dedi ki...

Miso, benim de hayattaki şiarım "Kurda sormuşlar ensen niye kalın, kendi işimi kendim görürüm demiş" Yani aynen senin gibi. Benim oğlumu anneanne ve babaanne büyüttü. Ama her sabah 8.30 gibi bıraktık. Akşam iş çıkışı aldık. Bir gece bile onlarda yemek yemedik ki zaten bütün gün çocuğa baktılar, sıkıldılar, biran önce çocuğu onlardan uzaklaştıralım, nefes alsınlar dedik. Senin gibi diş çıkarırken de geceleri kalktık, hasta olunca da ayaktaydık ve sabah yine işe gittim. Hiçbir haftasonu bırakmadık ki biraz nefes alsınlar diye. Zaten başta eşim muhalefet ederdi bırakmaya. Zaten akşamdan akşama görüşüyoruz, haftasonu da oğlumdan ayrılmam derdi. Ama bu durumda haklısın olan kadına oluyor. Bitiyorsun. Pazartesi olsa da anneme götürsem diye iple çekerdim bazen. İşte dinleniyordum bile. Ama artık yüzmüş yüzmüş kuyruğuna gelmişsin. Ilgaz artık 6 yaşında olduğuna göre neredeyse sıkıntın bitmiş sayılır. 1-2 sene daha sabret. Hiç kimseye müdana etme, boşver. Pek çok anne senin durumunda zaten.

kecilerin cobani dedi ki...

sevgili miso, ben soylediklerini tam tersi istikametten karşılamışım. :( Ben zannettim ki senin elin varmıyor.
Evet, benimki geliyor gidiyor ama insan bu durumda da kendini suçlu hissediyor. ufak birseyler icin de olsa, cunku ben hic anneme baktirtmadim, agir islerini yaptirtmadim. Zaten deniz dogduktan bir sene sonra isten ayrildim. Mecburiyetim de olmadi ne mutlu.
Neyse, diyecegim odur ki, iste anla yani, ööle iki ucu ayni sey kokan bi degnek bu da..
Hayattaki bircok sey gibi.

figen dedi ki...

misocum hadi gel
''kendi kendineler ''derneği kuralım .biz berkayı 3 yaşına getirene kadar hiç kimseden fayda göremedik sadece biiz baktık.ben sürekli izin raporla kendimi fişledim ,eşim doğru dürüst iş yapamadı sonuçta 3 yıl kariyer kayıpları yaşadık. sonunda kreşe başladıda kurtulduk inan çocuğumun kırkını bile ben kendi başıma yaptım annem kırkım çıkmadan sıkılıp gitmişti evine.eşimle başbaşa yemek ve sinemaya gitmek kreş saatlerinde iş yerlerinden kaçıp gitmekle mümkün oluyor.bende bazen sıkılıp bunalıp ağlıyorum, başkalarının ne çok destekçisi var biz niye böyleyiz diye ama yinede kendi işimizi yapabiliyoruz ya bunun hazzıda yetiyor boşverrrrrr.herkes yerinde sağolsun

ekmekcikiz dedi ki...

Sevgili Miso,
İnanılmaz bir şey oldu; üçüncü defadır yorum yazıyorum ve bir şekilde sanal alemin derinliklerinde uçurup kaybaediyorum onları. Bunu yazdım çünkü, eğer onlar da bir yerden belirip çıkıverirlerse, saçma olacak.
Demem o ki; sadece siz değil, yorum yazan herkes nerdeyse aynı dertten muzdarip.
Bu sadece "boynu kalın kurt" olmaktan değil de, biraz da geçiş dönemindeki bir toplum olmaktan kaynaklanıyor. Yani, işiniz olduğunda veya keyfiniz için vakit harcamak istediğinizde çocuğunuzu güvenle bırakabileceğiniz bir organizasyon olsa, ailelerin artık çekirdek aile olarak yaşamaları ve büyük aileden destek almamaları o kadar da can acıtmaz, sorun teşkil etmezdi.
Ne yazık ki, şimdilik sadece çocuklarımızın zamanında düzeleceğini umut edebiliriz.

Köşenin Delisi dedi ki...

Hımmmmm...tüm bu okuduklarımdan çıkardığım: ben miso'dan kat kat daha fazla asosyal ve akraba ilişkisi kurma özürlüsü (+ bu ilişkilerden pek de hazzetmeyen) biri olarak sanırım aynı şeyleri yaşayacağım di mi? :D Napalım canım, kendim kaşındım derim artık heralde hihi...

miso dedi ki...

Sevgili Dufresne,
Gerçekten de geçecek birşey olsa keşke de geçmişler olsun dilesen sen bana. İstediğim tek şey huzur, bu durumda biraz desteklenmiş bir huzur tabi ki.

Sevgili peri,
Söylediğin ne kadar da doğru. Sen kendini bir türlü algılarken, etrafındakiler bambaşka algılıyor. O korkutma işi benim cephemde de var; biraz dürüstlükten biraz da sağlamlıktan kaynaklanıyor anladığım kadarıyla.
İşin en kötü yanı ne biliyor musun? Ben kimi zaman neredeyse yardım DİLENMEME rağmen göremedim o yardımı annemden. Gerçekten de çözüm yok, olan tek şey kırgınlık ne yazık ki.

Sevgili çenebaz, hoşgeldin
İnsanların hikayelerini duymak iyi geliyor. Bu arada eşinin oğlanı bırakmak istememesi beni gülümsetti; dediğin gibi olan kadına oluyor. Halbuki o iki saatçik ne kadar iyi geliyor.
Bir de artık büyüdüğünü biliyorum; çünkü bazı şeyler biraz zorlaşırken, bu bahsettiklerim daha kolaylaştı aslında. Zaman ne güzel bir teselli, değil mi?

Sevgili keçilerin çobanı,
Benim elim de vardı, dilim de vardı. Üstelik çok da seyrek olarak. Artık geldiğim nokta şudur: Herkesin kendi hayatı ve öncelikleri var, kızma miso kızma.

figencim merhaba,
Anlıyorsun işte ne dediğimi. Neye yanayım şaştım, köşeye kısılma, yetememe hissine mi, depoya kaldırılan kariyer/yapmak istenen şeylere mi?

Sevgili ekmekçikız,
Sorun biraz da benim ne istediğimden kaynaklanıyor, biliyor musun? Ben biraz bakınsam etrafa, belli bir ücret karşılığında Ilgaz'ın başına birilerini bulabilirim ve bunu sadece cumartesi değil, daha da sık yapabilirim. Ama hayır, ben bunu istemiyorum. Anneannesiyle zaman geçirsin istiyorum, bir cumartesi akşamı saat beşten ertesi sabah 11'e kadar birlikte olsunlar istiyorum. Ben annane-babanne konusunda pek bahtsız, pek yalnızdım. Bu aile büyüklerini çok sevenleri de kıskanırdım. Bizimki on kişilik sülalemizde azıcık büyük yüzü görsün istiyorum. :)

Köşenin delisi,
sen hiç merak etme. bak barışın annesi var, senin süper kahramanlara taş çıkartacak bir annen var. En olmadı biz varız yahu. (Tarçın, Osman, ben, Fıstık, Ilgaz)

asliberry dedi ki...

Miso, sen isteyemiyorsun, kimseyi karıştırmak istemiyorsun falan tamam. Ama bu işin bir boyutu. İnsanlar da koşmuyor sana, yani sana koşuyordur belki ama bana koşan çok insan yok. İstiyorum ki herkes koşsun yetişsin, ben öyleyim çünkü koşayım, yetişeyim, insanların omuzlarındaki yük ağırlaşınca ben de omuz vereyim, birlikte taşıyalım. Ama insanlar öyle değil. Ulan anan da öyle oluyor bazen, kardeşin de öyle oluyor. Benim 6 yeğenim var, hepsini de alırım, gezmelere, tatillere götürürüm, evde pijama partileri veririm. Yaman doğdu, kardeşim insan demez mi Yaman bu gece de bizde kalsın, ben alayım tatile götüreyim, sen çok yoruluyorsun, biraz kafanı dinle, çık gez. Yok. Aaaa büyük sorumlulukmuş, korkarlarmış, cart curt. Ulan ben ne gözü karaymışım, 2-3 çocuk kucaklayıp tek başıma tatillere gitmişim. Şimdi yalvarıyorum, 2 saat bakın da sinemaya gideyim diye. Rukiş hariç elbet, bir o anlıyor halden. Çünkü o da benim gibi son kalan enayilerden.
Bana bu kalbin kadar temiz sayfada aileme olan kinimi kusma şansı tanıdığın için teşekkürlerimi sunar, İstanbula taşınırsanız Ilgaz'a cumartesi akşamları zevkle bakacağımı belirtmek isterim.
Biz mısır patlağı partileri falan yaparız, orasına karışmazsın artık.

miso dedi ki...

Sevgili asliberry,
Ya inanır mısın, Ilgaz'dan önce istemezdim, isteyemezdim. Ama Ilgaz'dan sonra aciz oldum, hatta anneme ağlayarak yalvardığımı hatırlarım. (Pis fabrikatör, hıhaha diye güler, zavallı genç kadın gözyaşları içindedir gibi bir iki durum yaşanmıştır inan. Belki de gülmemiştir, bilmiyorum) Tık yok be kardeşim, inanılır gibi değil. Bizde Rukiş de yok işin kötüsü :(
Aileye duyulan kin kadar illeti var mı acaba? Ilgaz'ın bana sinir olacağı yaşta ben basıp gitmeyi planlıyorum. "Benim annem bir melekti" triplerine girebilir o zaman.
Teklifin için sağol, mısır patlaklarını yutun tabi ama gaz durumuna dikkat derim. Bizim oğlan fevkalade gazman olur mısır yiyince.
Sevgiler
Zavallı anneler klübünden miso

el kadar kız dedi ki...

ilk kez uğradığım blogda derin hüzünler,sessiz çığlıklar,tatlı mutluluklar sezdim yanıldım mı,sanırsam hayır.

Elif dedi ki...

Ben ailemden cok cok uzaktayim. Oglum dogdugudan beri bir kere bile biramadik birilerine. Istanbul'a gittigimde, birkac aksam, saat 12'ye kadar annem bakti ama o kadar.

Annem hakkinda kafamda bir hayali imaj olusuyor her sene. Sonra gorusuyoruz, imaj yikiliyor; sinirli, huysuz oluyorum. Herseye, herkese kiziyorum. Sonra ayriliyoruz. Ozlemek istemiyorum. Yakin yasasak bu kadar karmasik olmayacak. Uzak olunca beklentiler var karsilikli.

Ben tasiniyorum, kocamla dovusuyorum, bazi hayalkirikliklarim oluyor, grip oluyorum, vesaire. Hicbirini aileme soylemiyorum. Arkadaslara soylemiyorum. Bloguma yaziyorum bazen. Boyle, tuhaf bir durum.

Oglum da boyle mi olacak? Ne fena.

www.elifsavas.com/blog

miso dedi ki...

el kadar kiz hoşgeldin,
Haklısın, hem de çok haklısın. Ama bu kadar şey bir arada olunca akli dengeden şüphe edesi geldi misonun. Biraz da yaştan sanırım; daha da, daha da hüzünlü oluyor insan :)
sevgiler


elif hoşgeldin,
Şaka gibi geldi yaptığın işler. Tebrik ediyorum desem bir şey ifade etmez sanırım; en iyisi susmak ve içten içe takdir etmek. Anne konusu ise ne yazık ki bizde de öyle. Bizimki yakın ama önce onun programı geliyor. Suçlamak istemiyorum ama dediğin gibi hayallerimdeki vitrin şangır şungur yerlere dökülüyor. Kimbilir, çocuklarımız da bizim için aynı şeyi söyleyecekler belki. Dedim ya, benim planım kaçmak:)
sevgiler
:)

Adsız dedi ki...

miso, okurken içimi ürpertti yazdıklarınız. Çok bildik çok tanıdık geldi annelik kısmı dışında. Çok bağımsız,çok antimuhtaç yetişmiş insanların ortak sorunu bu sanırım. Hem mesafeli, hem birine bağımlı olmadan yaşama isteği...7 yıldır ailesinden ayrı yaşayan biri olarak hiç nazlanmadım, yakınmadım. Hep kendim halletmek istedim, hem doldurmak hatta taşırmak istedim. Azla yetinmeyi bilmedim, herşeyi ben yapayım çok iyi yapayım istemedim ve tüm bunların nedeni hırs değildi...kendimle mücadelemdi bu benim...
Çevreye baktığımda aslında o çabucak yardım isteyen,ilgi isteyen insanlardan ne çok var. Belki doğrusu budur, kendini yıpratmadan yardım istemektir, hatta çoğunun yaptığı gibi kendi yapabileceği halde daha da rahat olmak adına başka birilerinin hayatının içine çekmektir. Ama ben bu tür insanlara katlanamıyorum ve kendim ne kadar yıpransam da tıkanana kadar devam edeceğim.
Eminim kendinizi rahatlacak çözümü yine siz kendiniz bulacaksınız. İçinizin rahat ettiği bi biçimde...Sevgiler.

isolatedpr..

miso dedi ki...

sevgili isolatedpr, hoşgeldin
çocuk olana kadar ben de senin gibi düşünüyordum, hatta mızıyanlara da uyuz oluyordum; her şey kendi başına halledilebiliyordu çünkü... Ama çocuk oldu ve ben bir süre sonra duvara tosladım.
Aslında halledilecek hiç bir şey yok. Annemle de düşe kalka ilerliyoruz işte :(
sevgiler
miso