9 Mayıs 2007

Babam ve Torunu


Ilgaz büyüyor. “Büyüyor” diyerek bu süreci tarif etmek ya da Ilgaz’la yaşananlardan sıyrılmak mümkün değil tabii. Ne kadar eksik kalır kullanacağım her bir kelime. Çünkü kişiliğini oturtmaya çalışıyor, neye nasıl tepki vereceğinin ayarını yapmaya uğraşıyor. Kimi zaman beklenileni tam karşılarken (ki bu bence 6 yaşındaki bir çocuk için mucizevi bir şey), kimi zaman zıvanadan çıkıyor. Ve bu esnada acı çekiyor. Çünkü, enteresandır ki, yanlış davrandığını biliyor ama kendini engelleyemiyor. Belki de engellemiyor, bilemiyorum. Neler olacağını görmek istiyor belki de. Ama acı çektiğinden eminim, çünkü her defasında ağlıyor. Ama pişmanlıktan, şımarıklıktan değil. Ve kendi iradesiyle özür diliyor.

Ilgaz’ın bu puştça saldırılarını en hasarsız bir şekilde atlatmanın tek yolu başta çok ılımlı yaklaşmak. Şımarıklığının hiç bir şey sağlamayacağını hissettirmek bir yandan da. Ama anahtar tavır yumuşaklık. Ajitasyonuna sert çıkınca çıldırıyor çünkü. Ben bunu çok düşündüm. Ve bu konuda iki kötü olay yaşadım; çocuğuma vurmamla sonlandı her iki cinnet de. Şimdi kararım çok net; Ilgaz bu şekilde davrandığı anda başlangıçta mümkün olabildiğince yumuşak davranıp sonra davranışını konuşmak. Bu anlarda herhangi bir sidik yarışına girmek çok riskli, çünkü direk geri tepiyor ve daha beter zarar veriyor.

Zaman zaman nükseden bu arızasını kaldıramayan tek insan babam. Pazartesi günü Ilgaz’ı annemlere bırakıp mutfakçıya gittik. Annemden, “miso eve olabildiğince erken dön yavrum” diyen bir telefon. Ben tabi direk anladım. Ilgaz’la babam. Hangisinin altı yaşında olduğunu anlamak mümkün değil bu tür kavgalarında. Olaysa o kadar gülünç ki. Ilgaz bilgisayarda bir şey çiziyor, sonra yanlış bir şey yapıyor ve o şey siliniyor. Ağlamaya başlıyor. Babam olsun diyor, bizimki çok üzgün, o nedenle tutturma moduna geçiyor. Babam git içeride ağla, başım şişti diyor, bizimki hayır burada ağlayacağım çünkü şu anda mutsuzum diyor. Öyle böyle derken babam öldürücü lafı ediyor: Seni annene söylerim bir daha buraya getirmez.

Bu ne demek ya? Bravo baba, tehdit bir çocuğun eğitiminde olmazsa olmaz şeydir. Bir de karşıma geçmiş bana olayı savunuyor. Ölür müsün, öldürür müsün? Hayır, sinir anında söylemiş deyip geçmek istiyorum, bir de zarala zurulu izah ediyor, mantıklı açıklamalar getirmeye çalışıyor. İnanır mısınız, babam beni de kardeşimi de evlat değil torun yetiştirir gibi maksimum anlayışla büyüttü. Şimdi hırsını çocuğundan alan deli bir ebeveyn gibi davranıyor.

Yanlış bir şey yapmak istemiyorum. Babamın bir ton sağlık problemi var, bir de ben bir şey eklemek istemiyorum. İntikam gibi gerzek bir mecraya atlamak hiç istemiyorum.

Ama oraya gitmek de istemiyorum.
En azından bir süre.

pıhh

28 yorum:

NaKHaR dedi ki...

Allahımm ablamla sırf yeğenim yüzünden kanlı bıçaklı olmuştuk... olay kısaca şöyle;

10 yaşında kız anneannesine bana yemek hazırla, çay yap bilmem ne... evin tapusu anneme ait ablam ve iç güveysi eniştem evin temizliği bilmem nesi kadın 52 yaşında hepsi onun üstünde...

annemi ziyarete gittiğim bir gün dedim kalk yap kendin anneannen sana hizmet mi edecek dedim karşılık verdi ağıza aınmayacak küfürler, Allah yarattı demedim vurdum da vurdum kan beynime sıçradı...

annesine akşam beni suçlayarak anlatmış ablam bana köpürdü ben de olanları anlattım ajitasyon modunda yalaan söylüyooo yaaa demez mi?

kime inanırsınız tabii ki ezilen tarafa... ablam da öyle yaptı... tam 8 ay boyunca yüzüne bakmadım ablamın... ödevlerini yaptıracak birini bulamadı küçük hanımda oh olsun...

anlatırken bile sinirleniyorum...

şimdilerde gittiğimde böyle abuk sabuk tavırlar sergiliyor sırf dikkat çekmek için... masada yemek yerken öküz trene bakar gibi bakıyor mesela bakıyorum ''ne bakıyorsun?'' diyo al o zaman dövme öldürene kadar...

içimden ya sabır diyorum görmezden geliyorum... 12 sine girecek yakında ama hala aynı çok şımarık... o yüzden terbiyesiyle bir çocuk yetiştirmek çok zor...

hafta sonları çalıştığım yerlerde görüyorum eş dost akrabada da var çocukları o kadar mülayim o kadar akıllı ki inanamıyorum yaa...

bir çocuğum olsa ben nasıl yetiştiririm kimsenin aklı almaz eistein yaparım herhalde :)

amma yazdım buı konuda yaram var konuşuyorum işte :)

kecilerin cobani dedi ki...

Okudukça Denizle Ilgaz birbirlerine ne kadar benziyorlar diye düşünüp durdum. Yaşları arasinda fark var, ama durum aynı . (Yani bilmiyorum, çok çocuk gözlemlemiş değilim, belki çoğu böyle)
Sen en iyi yolu bulmuşsun bence,hem tecrübe, hem akıl. ılımlı ve yumuşak davranmak yine de duruşu bozmayıp eğilip bükülmemek ve ona göre kuralları değiştirmemek, ama sular durulunca yanlışları oturup konuşmak. Kendi adıma doğruluğuna çok inandığım ve hep yapmak istediğim bu.
Baba konusu ise :-)() Benim babam da öfkesi burnundayken deniz ona bağırınca o da ona bağırmıştı bi kere. (Hadi bakalım hangisi daha çocuk?) Ben de aynen senin gibi cinlerimi çağırdım. Bir müddet gitmemek istedim, ama bi baktım beni incittiği kadar denizi incitmemiş. Yer bile etmemiş. Elbette doğru bir yol değil ama çocuğu o büyütmüyo ki (dedim kendi kendime) sonra gelip geçti. Çocuğa koyduğu kuralları ebeveyne de koymak istiyor insan, çocuğun büyütülmesi mevzu bahis ise, :-)
amma yazdım.

ekmekcikiz dedi ki...

Misocuğum,

Büyük anne-babalar, torunlarıyla ilişkide iken, kendilerini torunlarıyla bir tutup, çocuklaşıyorlar diye düşünüyorum.

Bu bazen, kendi yaşayamadıkları çocukluğun acısının sürekli olarak ortaya çıkışı şeklinde oluyor ki, o zaman sürekli çekişme yaşanıyor. Bazen de anlık hırçınlaşmalar ve çocuklaşmalar halinde su yüzüne çıkıp, sönüyor.

Belki de babanıza vakti zamanında, taa o çocukken bir büyüğü "uslu olmaz, söz dinlemezsen seni bir daha oraya götürmem" demişti de, bu bugün su yüzüne çıkıverdi.

Psikolojide bunun kuramları var da, sadece kuramla hayat geçmiyor, gündelik sıkıntı herşeyden çok önemli oluyor.

Evet, bir süre oraya gitmezseniz, birbirlerini özlerler ve bu unutulur, diyelim.

Sevgiler.

Not: Ben sizi ebelememiş miydim?
=))

Dufresne, dedi ki...

Sanırım kötü bir zamanlama yapmış Ilgaz. Umarım en yakın zamanda unutur ,unutturur veunutulur...

Hayatınızdaki en yakın iki adama hakemlik yapmak zor olsa gerek, kolay gelsin :(

Köşenin Delisi dedi ki...

:((((

Burcu dedi ki...

canim canim canim ablacim,
canim canim canim ilgazcim,

O kadar iyi biliyorum ve o kadar kotu hissediyorum ki kendimi, bu olanlari duydugumda, bu kadar uzaklarda, hic bi sey yapamadan, ama gerçi tabi orada olsam da elimden bi sey gelmeyecegini bilerek...
Burada ne kadarini anlattin babacigimizin maceralarini, arizalarini ve bizim bunlara karsi gelistirdigimiz cesitli mücadele tekniklerini ( aci nasil indirilir, aglak ve guclu modlari nasil nobetlese ustlenilir, babayi kaybedebilme olasiligina nasil alisilamaz vs...)bilmiyorum ama sanirim biz veya bi baskasi bu adamcagizin yasadiklarinin yarisini yasasaydi elinde bir direksiyon ve kafada bir huni ile gezerdi diye dusunuyorum. Hicbirini atip satmak mumkun olmadigina gore belki de ilgazcigimin ( canimin, biricigimin, teyzecigimin,en cok ozledigimin) anlayabilecegi kadari ile dedeciginin sinirlerinin bozuk oldugunu ve uzgun oldugunu ve bu yuzden de boyle tepkiler verdigini anlatmak en dogrusu.
Bi bilseniz ki benim canim ilgazim ne kadar duygusal ve ne kadar anlayisli ve bunlari anlayabilecek... Kimi zaman zivanadan cikarsa da o kadar iyi bi cocuk ki ilgaz, belki de dedesinden daha cok tolere edebilir bi cok seyi.

Çok ozledim
Çooook

Burcu dedi ki...

canim canim canim ablacim,
canim canim canim ilgazcim,

O kadar iyi biliyorum ve o kadar kotu hissediyorum ki kendimi, bu olanlari duydugumda, bu kadar uzaklarda, hic bi sey yapamadan, ama gerçi tabi orada olsam da elimden bi sey gelmeyecegini bilerek...
Burada ne kadarini anlattin babacigimizin maceralarini, arizalarini ve bizim bunlara karsi gelistirdigimiz cesitli mücadele tekniklerini ( aci nasil indirilir, aglak ve guclu modlari nasil nobetlese ustlenilir, babayi kaybedebilme olasiligina nasil alisilamaz vs...)bilmiyorum ama sanirim biz veya bi baskasi bu adamcagizin yasadiklarinin yarisini yasasaydi elinde bir direksiyon ve kafada bir huni ile gezerdi diye dusunuyorum. Hicbirini atip satmak mumkun olmadigina gore belki de ilgazcigimin ( canimin, biricigimin, teyzecigimin,en cok ozledigimin) anlayabilecegi kadari ile dedeciginin sinirlerinin bozuk oldugunu ve uzgun oldugunu ve bu yuzden de boyle tepkiler verdigini anlatmak en dogrusu.
Bi bilseniz ki benim canim ilgazim ne kadar duygusal ve ne kadar anlayisli ve bunlari anlayabilecek... Kimi zaman zivanadan cikarsa da o kadar iyi bi cocuk ki ilgaz, belki de dedesinden daha cok tolere edebilir bi cok seyi.

Çok ozledim
Çooook

Burcu dedi ki...

ben bi blog embesiliyim
gitmedi diye defalarca attim mesaji
Ozur ozur ozur

Dufresne, dedi ki...

Burcu Etrafurullah :)

Cano dedi ki...

Sevgili Miso,
Babani tanimiyorum ama olayi okudugumda sabri kisa, o anki duruma cozum getirememis olmaktan daralmis, soylenivermis bir dede geldi gozumun onune. Yadirgamadim, oyle ya da boyle her ailede var oyle buyukanne, dedeler. Allah eksikliklerini vermesin, sen Ilgaz`i en guzel sekilde yetistireceksindir, bu olaylar seni hic uzun boylu uzmesin. Ilgaz`in hayatinda bir dedesi var ne guzel. Oyle ya da boyle varligi Ilgaz`a artilar katacaktir emin ol.
Sevgiler
* benim de alti yasinda bir oglum var, Ilgaz`in hallerini anliyorum, cok haklisin, yumusakca yaklasmak, onun sikintisina cozum bulmaya calismak en iyi cozum :)

figen dedi ki...

misocum çok iyi anlıyorum ama belli yaştan sonra bir tabir vardı annemin babamın kullandığı
-kafam götürmüyor diye.hakikaten çocuklara katlanmak zor geliyor .çok iyi biliyorum 23 yeğenim var her bayram yarısının anne babasıyla geldiğini düşün, babam kriz geçirirdi.
Şimdi annemse en sevdiğim torunum en küçüğüm diye sevdiği berkaya bile berkay büyüdükçe katlanamıyor, hatta gidince pek ilgilenmiyor bile bazen çok bozuluyorum bende ara veriyorum görüşmeye ve annem çok özlüyor. gördüğünde 1 saat sonra yine aynı şeyler.yaşlılık mı zor çocukluk mu kestirmek çok zor. hepimiz çocuk olduk belki yaşlanınca anlarız bu durumları.ılgazı kıskandım ne güzel dedesi var benim hiç dedem olmamıştı ,ne yazık ki berkayında yok .dede erkek torun ilişkisi her şeye rağmen en güzelidir.

miso dedi ki...

Sevgili Nakhar,
Çocuklar bazen melek, bazen de bir kasaba kurnazından daha beter hin. Ilgaz bu bağlamda henüz çok hinliğini kanıtlayabilmiş değil. Seninse zor bir yeğenin var gibi. Ama bana çok zeki göründü; kimbilir, belki de bir gün gerçekten çok yakınlaşırsınız.

Sevgili çoban,
Keşke ben de "bir kere" diye anlatabilsem bu olayı. Ne yazık ki babam pek diline hakim olamıyor. O değil de, eline de hakim olamaz diye bayağı korkuyorum kimi zaman. Yaptığı şey değil gerçi ama o gün o halini gördükten sonra uzun uzun tasarladım bu uğursuz olasılığı. Daha da mutsuz oldum :(

Sevgili ekmekçikız,
Öncelikle kocaman bir özür. Ebelendiğimi biliyorum ama bir türlü elim varmadı. Eğer zaman kısıtlaması yoksa :), mutlaka yazacağım. Anlatmak istiyorum zaten gitmek/yaşamak istediğim şehri filan :) Babamın çocukluğu ise cidden korkunç geçmiş; özellikle de maddi açıdan. Şimdiyi suçlamak mümkün değil, çok iyi biliyorum.

Sevgili Dufresne,
Ne doğru bir cümle kurmuşsun. Hayatımdaki en yakın iki adama hakemlik yapmak cidden imkansız. Ilgaz'ın bu kadar hırpalandığını görmekse dehşetli öfkelendiriyor ne yazık ki. Şişiririm kafanı bir gün :)

Sevgili Köşenin delisi,
Ya üzülme sen, allah allaaah. Geçer, boşver. Sen bebişi düşün. Sev karnını, sevvv. marruu

Canım Burcu,
Manevralar kraliçesi olduk di mi? Ama insanın çocuğu olunca duraksıyor böyle işte. Bir de tabi, "oğlum bak şu durumlarda böyle yapacaksın, bu durumlarda ise tam tersi," filan desem anlayacak yaşta mı Ilgaz? Çok kötü bir pazartesiydi. Ben de seni çok özlüyorum. ÇOOOKK

Sevgili Cano,
Babam muhteşem bir insandı; bizi torun büyütür gibi özenle, anlayışla büyüttü. Geçirdiği hastalıklar kişiliğindeki kemikleşmiş öğelerle birleşince de zaman zaman böyle korkunç olabiliyor. "Tehdit etmeseydim de vursa mıydım çocuğa?" deyince ağzım açık kaldı o gün. Ne diyorsun baba? dedim ve iyi akşamlar dileyip çıktım. Düzelecek inşallah. (Oğlunu öperim, canım çocuklarımız)

Sevgili figen,
Kafam götürmüyor lafına bayılırım ben. Sanki benim götürüyor :) Hele ki sizin aile cidden tayfun gibiymiş; yirmi üç yeğen, dile kolay. Ama herkesin bir anahtarı var, Ilgaz'ınki de başlangıçta yumuşak olmak. Sonra cidden büyük adam gibi konuşuyor insanla. Berkay da böyle olacaktır, insan çok şaşırıyor inan. Ben bu sefer babamın biraz abarttığını düşünüyorum. Geçecek inşallah.

diagonel dedi ki...

MİŞO CUM BUNLAR EMİN OL UFACIK NÜANSLAR DEDE TORUNARASINDA NASIL DENİR TUZ BİBER İKLİSİ GİBİ AYRIULAMIYOR BİRBİRİNDEN AMA EMİN OL SENİ YARALADIĞI KADAR ILGAZ I YARALAMIYORDUR ÇÜNKİ ILGAZ ÜZERİNDEKİ MERAK I İLGİYİ BAŞKA ALANLARAQ YÖNLENDİRMEYİ BİLEN BİRİ VE ÖYLE YETİŞTİRİLİYOR DOLAYI İLE DE UFAK VE CAN SIKICI AYRINTILARA KAFA YORACAK BİRİNE BENZEMİYOR AMA SENİN ALINGANLIĞIN HAKLI BİR ALINGANLIK...

AMA BİR DE ŞU TARAFTAN BAK BABANDA AZ ÇOK YAŞINI ALMIŞTIR ARTIK BÜYÜKLÜKTEN ÇOCUKLUĞA GERİ DÖNÜŞ SÜRECİ BAŞLAMIŞTIR AYNI BEN VE DEMEM GİBİ
ARADAKİ KÜLTÜR VE YAŞ FARKI NEDENİYLE DALAŞACAK O KADAR ÇOK ŞEYLERİ VARKİ
AMA NE BEN İÇİME ATIP KİN BESLİYORUM NEDE DEDEM KAFAYA TAKIP KRİZ GEÇİRİYOR BUDA ÖYLE BİR ŞEY...
SEN YÜREĞİNİ FERAH TUT BUNLAR TATLI ANI LAR OLARAK KALACAK ...
YÜREĞİNLE VE SEVGİYLE KAL..

uzay dedi ki...

ben daha cok küçüğümm bu durumları anlayamacak kadar hemde
mııırrrr

weiss und schwarz dedi ki...

mrb:)
aslında genelin çok dışında bi durum genelde insanlar çocuklarına gösteremedikleri hoşgörüyü,anlayışı çocukları büyüyüp de torun sahibi olduklarında, onlara veriyorlar.
ama kızgınlığın geçince git babana demek isterdim ama hadsizlik olur diye sadece düşüncemi iletiyorum. üzme kendini;)

Adsız dedi ki...

ne kadar hatalısınız,babanız o yaşta ve o fiziksel durumundaki psikolojisiyle(bir bacağı olmadığını hatırlıyorum eski uçağa binme yazılarınızdan birinde)sizin yetiştiremediğiniz,yeterli terbiyeyi veremediğiniz yaramaz çocuğunuzu çekecek değil.yaşlanıyoruz,sizleri yetiştirmemiz yeterli gelmeliyken böyle kaprislerinizle,yaramaz çocuklarınızla uğraşıp kalan ömrümüzde eziyet edemeyiz.Babanıza gitmediğinizde nasıl hissedeceksiniz acaba,vicdanınız çokmu rahat,bu durumu ele güne yayıp adam hakkında kötü düşündürdüğünüz için rahatmısınız,mürebbiyelikte böylemi öğrendiniz,böylece o zavallı adamı cezalandırdığınızımı düşünüyorsunuz,ılgazda ilerde kocanıza ve size aynını yapacak,etme bulma dünyası.maşallah tüm evlatlar anne babasının kendilerini nasıl zorluklarla yetiştirirp büyüttüğünü unutup babanıza yazmışlar,pek azı aklı selim yazmış,bıravo size,içiniz rahatmı hala meraktayım.annenizin gününü kutlamaya gitmeyecekmisiniz,yoksa dışarımı çağıracaksınzı annenizi,babanızı görmemek için.gitmeyin gitmeyin,pek iyi edersiniz,yarın birgün mezarınada gidersiniz,yada gitmezsiniz olur biter.

yazan=kalbini evlatları kırmış ismi lazım değil herhangi Bir baba.

"aLiKaYHaN" dedi ki...

Keşke yazının başlığını "Babam ve Oğlum" yapsaymışsınız. Gecenin bir vakti, şenlik bitimi aklıma bir tek bu geldi.

Yok valla konu çok bulandığı için böyle sulu bir şey yazayım dedim, hepsi ondan.

miso dedi ki...

Sevgili diagonel,
Çok haklısın, kin filan yok, hiç olur mu? Geçti gitti bile, benim yüreğim gayet ferah :)

Sevgili uzay,
Hiç güvenmeee, hiç güvenme o yaşına. Bir de bakmışsın ki senin de bir "yavvu kedin" olmuş bile. (Ilgaz'ın söyleyişiyle)
marruu

Sevgili weiss und schwarz,
Hadsizlik ne demek, estafurullah. Üzdüm tabi ki kendimi ama geçti. Üzülmemek, olur tabi olur böyle şeyler diyerek bir saniyede geçiştirmek de mümkün değil ki. Ama şimdi her şey yolunda.

Sevgili alikayhan,
Şenlik "babam ve oğlum" kadar güzel, bir o kadar da hüzünlüydü zaman zaman. Sulandıramamışsın ama, hiç uğraşma. Zaten senin kumaşında böyle bir sululuk olayı yok, o yüzden yorma kendini boşuna.

miso dedi ki...

Sevgili anonymous, hoşgeldiniz,

Yazınıza gerçekten şaşırdım; sonra da dili kullanma yeteneğim konusunda bir kere daha şüpheye kapıldım. Beni bu kadardır okuyan bir insanın bu kadar yanlış anlamış olma ihtimali olsa olsa benim sözcük seçimimden kaynaklanmıştır diye düşünüyorum şimdi.

Önce Ilgaz'dan bahsedeyim. Ne kadar yanlış tanıtmışım oğlumu. Onun için asla ", terbiyesiz" sıfatı kullanılamaz bence.
"yetiştiremediğim" doğru olabilir ancak; ki buna da katılmıyorum, ama bu da benim naçizane fikrim tabi. Bizleri tanıyanların referansı gerekiyor burada, ben ne söylesem beyhude bir çırpınış olacak, bu konuda ne tarafsız olabilirim, ne de bir şey ispat edebilirim.

Babama gitmemek diye bir şey yok anonymous. Hemen ertesi gün telefon edip nasıl olduğunu öğrendim zaten. Hiç bir şey olmamış gibi. Ve her gün de aradım, konuştuk. Uğrayamama sebebim işim. Fırsat bulunca da derse giderken uğrayıp gördüm babamı. Bunu yapmamak mümkün değil benim için, o kadar derinden seviyorum ve saygı duyuyorum ona. Benim babam dünyanın en mükemmel çocukluğunu ve genç kızlığını yaşattı bana. (Evet, bunu bütün içtenliğimle söylüyorum, inanın)

Babamı cezalandırmak ne haddime anonymous? Asla böyle bir şey yapmam. Böyle bir şeye zerre kadar hakkım olduğunu da düşünmüyorum. Cumartesi gecesi de yine onlarda kaldı zaten Ilgaz. Ve gittiğimiz anda sarılıp öpüştüler, hiç bir problem olmadı.

Yalnız değinmem gereken bir konu var. Yüzdeye vurduğum zaman bu olayı, Ilgaz yüzde sıfır, babam yüzde yüz haklı desem bile, Ilgaz'ı bir birey olarak algıladığım için bazen biraz daha yumuşaklık beklediğimi yansıtmak için yazmıştım bu yazıyı. Hiç bir kötü niyet veya saygısızlık yoktu. Bilakis son derece geleneksel de yetiştik kız kardeşim de, ben de. Hele ki babaya olan düşkünlüğümüz tartışılır gibi değildir inanın.

Son olarak size söyleyecek bir şeyim var. İzninizle tabi. Ne kadar sert bir yazı yazdığınızı farkettiniz mi? Etmediğinizi düşünüyorum; hiç tanımadığınız bir insanı tam kalbinden vurduğunuzu farketmiş olsaydınız yapmazdınız belki de. Belki de hep satır aralarını okudunuz, ya da okuduklarınızda kendi kalp kırıklıklarınızı gördüğünüz için bana bu kadar kızdınız. Ben babamı çok seviyorum ve inanın hayatımdaki maksimum özeni ona gösteriyorum. Hatta bazen anneme haksızlık edecek kadar.

Umarım kalp kırıklığınızı onarır evlatlarınız.

sevgilerimle
miso

Köşenin Delisi dedi ki...

Miso izin verirsen ben de anonymous'a cevap vermek istiyorum haddim olmadan. Biliyorum bu senin blogun ve seni savunmak ya da korumak gibi bir yükümlülüğüm yok, ama sana bu kadar yakın biri olarak böylesine bir haksızlığa uğraman beni ciddi şekilde üzdü ve açıkçası kızdırdı da...

Sayın Anonymous, öncelikle yaşınıza ve baba olmanıza tabii ki saygım var ve bunları yazarkenki amacım sizin Miso'ya yaptığınız gibi yargılamak değil, onu belirtmek isterim. Ama ciddi bir haksızlık durumu olduğu kanısındayım ve bu beni çok üzdü.

Burası bir blog bildiğiniz gibi. Yani insanların paylaşım amacıyla açtıkları ve yazı yazdıkları bir yer ve Miso'nun adı geçen yazısında yapmaya çalıştığı şey dediğiniz gibi olayı "ele güne yayıp babası hakkında kötü düşündürtmek" değil tabii ki, sadece kendisini çok üzen bir olayı insanlarla paylaşmak. Siz hiç mi kızmazsınız sevdiklerinize? Hiç mi paylaşmadığınız, onaylamadığınız davranışları olmaz sevdiklerinizin?

Ve kızdığım nokta şu oldu yazdıklarınız, Miso'nun inanamadığım bir kibarlıkla ve hoşgörüyle yanıt verdiği saldırgan tavrınız konusunda. Siz hiç tanımadığınız, tanışmadığınız; çocuğuna, eşine, ailesine, arkadaşlarına, hatta hatta hiç samimi olmadığı insanlara karşı bile son derece anlayışlı, özenli, saygılı ve hassas olan bir insanı bu kadar sert bir yazı yazıp, acımasız yargılarda bulunarak böylesine kırabilirsiniz? İçiniz acımadı mı hiç böylesine bir yazıyı yollarken? Miso'yu tanıma şansına erişmiş çok şanslı insanlardan biri olarak, onun yazınızı okurken ağladığını, hem de içi cayır cayır yanarak, kalbine kıymıklar batıp çıkarak ağladığını biliyorum ben....bu yazınızla ilgili özellikle telefonda falan görüşmüş değiliz, sadece BİLİYORUM ne kadar incinmiş olduğunu onun... Miso benim tanıdığım, ailesine en bağlı, en vefalı insanlardan biri ve zaten onu üzen de, çok ama çok sevdiğini bildiğim, hiç dilinden düşürmediği babasının kendisine ve kız kardeşine hiç böyle davranmadığı halde şimdi torununa böyle davranmış olması ve bu durumun verdiği üzüntü...tekrar sorma ihtiyacı hissediyorum, siz hiçbir şeyine mi kızmazsınız, kırılmazsınız sevdiklerinizin? Neden kendi incinmişliğinizi çok hassas bir başkasını böylesine acımasızca eleştirerek yansıtıyorsunuz? Çocuklarınızın sizi kırmış olmasına çok üzüldüm gerçekten...ama inanın kırılan tek taraf sizler (anne-babalar) değilsiniz. Bizler de epey yara alarak büyüyoruz ve içlerinde hiç kapanmayanlar da oluyor. Buraya yorum yazanları anne-babalarının onları yetiştirirken çektikleri zorlukları hatırlamamakla suçlamışsınız ama eleştirdiğiniz noktada siz de bana göre hata yapmış ve tamamen tek taraflı düşünmüşsünüz.

Miso söylediklerinizin milyonda birini bile hak etmiyor inanın bana :((( Eğer tanısaydınız onu, siz de hak verirdiniz bana...

kecilerin cobani dedi ki...

Sayın anonim bey,
Ilgaz’ı tanıyor musunuz; Miso’nun yetiştiremediği yaramaz ve şımarık çocuk diye tanımlarken onu?
‘Yaramaz çocuklarınızla uğraşıp kalan ömrümüzde eziyet çekemeyiz’ cümlesini yazarken torun ve çocuk sevgisinden ne kadar uzak bir soğukkalplilik sergilediğinizi farkettiniz mi? Kalp kırılınca bu kadar soğur mu?
‘Sizleri yetiştirdik işte bir de sizin çocuklarınızla mı uğraşacağız’ dan daha farklı bir anlama oturtulamayacak cümleniz sizin ne kadar yaralı bir baba olduğunuzun mu bir göstergesidir?
Kişiliğini oturtmaya çalışan ve ebeveyni tarafından tartaklanmak bir tarafa ses bile yükseltilmeden bu işte yardım edilmeye çalışılan bir çocuğa yaramaz ve şımarık damgasını vururken düşündüğünüz nedir?
Ilgaz’ı tanımıyorum. Ama tahmin edebiliyorum. Çünkü Miso, hiç tanımadığı bir insanın hiç tanımadığı çocuğunun saçlarını koklarken içi titreyebilen bir insan. Benim gördüğüm Miso babasından bahsederken müşfik gözleri ışıldayan bir insan. Yabancılar bile farkedebilir, bir insanın içinin şefkatinin dışarı yaydığı ışıkları, tanımak gerekmez.
Eğer Miso’yu hiç tanımıyorsanız, sizin yazdıklarınız Miso’nun da dönüp size: ‘İşte sizin sevgisiz büyüttüğünüz çocuklarınız sonunda yalnız bırakmış sizi..’ demesinden farklı birşey değildir. O bunu diyemez miydi? Derdi, demedi. Kimse de demiyor zaten. Buna peşin hüküm diyoruz ve kimsenin hakkı yok. Sizin de olmadığı gibi.
Tanıyorsanız eğer onu ve bunun üzerine yorum yapıyorsanız, bütün bu insanları nasıl kandırmış Miso, sözleriyle değil gözleriyle, bir zahmet açıklar mısınız?
Bizi bile bu kadar kırdıysanız, bir anneyi ve bir yavruyu ne kadar kırdığınızı bir oturup düşünmeniz mümkün müdür?
Yoksa zaten amacınız bu muydu?

diagonel dedi ki...

MİŞOOOOOOOOOOOO
ANNELER GÜNÜN KUTLU OLSUNNNNN
ILGAZINDA SENİN GİBİ BİR ANNEYE SAHİP OLDUĞU İÇİN AYRIYETTEN ANNELER GÜNÜNÜ KUTLARIM ÇOK ŞANSLI ÇOKKKKKK


BERABERCE GEÇİRECEĞİNİZ NİCE ANNELER GÜNÜNE...

miso dedi ki...

Sevgili köşenin delisi ve çoban'a dair...

Biri beni dibine kadar tanıyarak yazmış yazısını, diğeri ise beraber oturduğumuz bir kaç saate dayanarak. İkisine de teşekkür ediyorum, beni sevdikleri ve gerçek misoyu görebildikleri için teşekkür ediyorum.

Şimdi de diyorum ki, bu konuyu burada kapatalım. Evet, anonymous gerçekten sert yazmış ve ben yazısını okurken çok üzüldüm. Ama yine de onun yaşadıklarını, veya benim yazımı okurken hissettiklerini anlayabilmek mümkün değil diye düşünüyorum. Anahtar kelime ALGI zaten. Kimimizin gülüp geçtiği, kimimizin sonuna kadar hak verdiği, kimimizin de öfkeden küplere bindiği şey aynı olay olabiliyor zaman zaman. En önemlisi de bir baba gibi hissetmeyi asla çözemeyecek olmamız diye düşünüyorum. Gerçekten de bu konu burada kapansın lütfen.

Kırgınlık olmasın. Açılmış olan yaralar hiç dürtülmesin.

Öpüyorum ikinizi de
marruu

miso dedi ki...

Sevgili diagonel,

Çok, pek çok hoşgeldin :) Anneler günü dileklerin gözlerimi yaşarttı. Benim de kendimize dair bir dileğim var. Ilgaz bana bazen dönüp "sen çok komik bir annesin," der, bu bana çok komik gelir. (Sanki sarışın annesi biraz daha ciddi, esmer olanı ise biraz sertçe. Komik olan benim. Herif beni taktir ediyor aklı sıra.) Dileğim de beni hep eğlenceli bulması :)

Tekrar teşekkürler
marruu

kecilerin cobani dedi ki...

Sevgili miso,
Beni de/bile yaraladığı için dış kapının mandalı şeklinde görünmek pahasına yazmak zarureti hissetim, ama konu kapanık şu anda, kilitlenmiş ve anahtarı yutulmuş, bünyemiz de eritir evelallah :-))
Komik anne günün geçmiş ve kutlu olsun.

Adsız dedi ki...

Sevgili kızım miso(izninizle size kızım diyeyim,bırakında bukadar onarayım kırdığım kalbinizi)
Yazdıklarımı şimdi başka gözle okudum,aman tanrım korkunç bir baba potresi çizmişim,sizin bana bu acımasız yorumum karşısında -işte siz evlat yetiştiremediğiniz için buğün yalnızlığa mahkumsunuz,kalp kıran evlatları hakediyorsunzu,daha kötü günler,yalnızlıklar sizi bekliyor,ne yaptınız demekki bugün evlatlarınız böyle"demeniz gerekirmiş.
Ama sizin böylesi bu kadar müşvik,anlayışlı yazmanız beni yazdığım yorum karşısında kılıçla yaraladı kalbimden sanki kızım.benim hikayem çok uzun,anlatsam roman olur cinsinden,o satırlarınızda kendi yaptığım hataların bedelini ödediğimi görüp davranmışım tuşlara hırsla,sizin bir çırpıda okuduğunuz ama,kırk saatte yazdım o satırları.4 yıl önce bakmamız için bırakılan torunumun kaprisi ve şımarıklığıyla ben bir gözümü kaybettim sevgili miso,çok talihsiz bir kazaydı ama çocuk gözümü çıkardı desem doğru olacak nerdeyse,ama benim kendi evladım dönüp bakmadı bile bana,hastaneye bile gelmedi,bana sende dikatli olsaydın o zaman,ya benim çocuğum kaybetseydi gözünü dedi,o zaman kendi ellerimle boğardım seni dedi,sen görmüşün bu yaşa kadar,bundan sonra kalan 3 günlük ömründe tek gözlede idare edersin dedi,bakın ben ne kötü bir babaymışımki kendime bunları diyecek evlat yetiştirmişim,ve babanızda bir bacağı yokken sanki ona haksızlık ettiniz gibi sandım,onun daha çok telafi edilmesi,kızgınlığına tolerans gösterilmesi gerektiğini düşündüm sandım,Evlatlarımada en büyük hatam hemen durup dinlemeden,kafamdaki düşünceler doğrultusunda parlayıp alev almamdır kızım.Fevriliğim hep başıma iş açmıştır oldum olası.hoş, evlatlarım ben fevri olmasamda başlarına buyruk yaşadılar,bir bahaneydi fevriliğim ama çok zaman ayırarak yetiştirmek siterdim oğullarımı,elin kızı der geçeriz ama gelinlerim bile evlatlarımdan daha merhametli miso,birisi hele dünyadaki bir melek adeta,onu yetiştiren ana babaya hergün dua ediyorum,gelin beni eve alıyor,akşam oğlum benim ayakkapları görüp görmez,kıza kızıyor,ne işi var bunun burda kaç kez söyledim almayacaksın diye diyor,kız çaresiz bugün bunu yapıyorsun yarın oğlumuzda bize aynını yapacak diyor,ben sessizce çıkıp evime dönüyorum tatsızlık rahatsızlık vermemek için.hatalarımız çok elif kızım,yorumunuz misodan bile ağır geldi bana,pek tabi çok yakın arkadaşınız en iyi siz tanıdığınız için savundunuz onu,elif kızım,evet yaralarımız çok,allah sizin tez zamanda sağlığıyla yavrunuza kavuştursun evladım,aman aman ona çok zaman ayırın evlatlarınız herşeyden önde gelsin,dur işim var,dur sonra demeyin yavrularınıza,sonra telafisi mümkün olmayan uçurumlar doğuyor aranızda ve asla iyi olarak yol katedemiyorsunzu.

Son olarak sevgili yüce gönüllü miso,anneler gününüz kutlu olsun,sizi üzdüm üzmesine ama eğer sizin gözyaşlarınıza sebebiyet verdiysem kendimi hiç afetmeyeceğim,her bir gözyaşı damlanızın hesabını nasıl veririm bilmem.Beni affedin nolursunzu,siz ve üzdüğüm tüm arkadaşlarınızı.Çok büyüksünüz miso,büyüklüğün 70 yaşında olmadığını bana gösterdiniz,o yorumumuda siliniz lütfen,orada durup sizi daha fazla üzmesine izin vermeyiniz.
Beni Bağışlayın tekrar.

Yazan=Yalnızlığa mahkum,terkedilmeyi haketmiş baba.

miso dedi ki...

Sevgili anonim baba,
Af dileyecek hiç bir şey yok, sakın üzülmeyiniz. Kalp kırgınlığı diye bir şey hissetmiyorum kesinlikle. Bu konunun kapanmasını da sizin daha fazla üzülmenizi istemediğim için istemiştim. Eğer siz bir blog okuyucusuysanız, buraya yazılan duyguları zaten anlıyorsunuz demektir, diye düşünmüştüm.

Ah o fevrilik sevgili anonim, bende yok mu sanıyorsunuz? Frenlemeye çalışıyorum, olabildiği kadar bastırmaya çalışıyorum. Eşimle de kavga etmeyiz zaten; dur şimdi çok sinirliyim sonra konuşalım demeye çalışırız. Yani ben çalışırım, onun sinirleri doğumda alınmış :) Ben bunu babamdan devraldığım fevrilik huyumdan çektiğim için yapmaya çalışıyorum, evliliğimde de meyvesini aldım diyebilirim.

Son olarak, oğlunuz cidden ayıp etmiş ve yaşasın gelininiz. Kadınlar biraz daha yumuşak sanırım. Affetmek lazım sevgili anonim baba, siz affediniz, o da gün gelecek affedecektir.

Ellerinizden öperim
miso

Köşenin Delisi dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.