1 Eylül 2007

Bir akşamüstü ve gece


Son üç ders kaldı. Ben de, çocuklar da sıkıldık artık. Bilkent’in sınavı haftaya Perşembe ve Cuma. Son dersimizi Salı günü yapacağız. Eşim de Ilgaz'ı almaya gitti Kumla'ya. Evde yalnız olmanın getirdiği tadına doyulmaz rahatlığıyla birlikte havada asılı olan o enteresan boşluğu yaşıyorum. İnsanoğlu garip, diyorum bir kez daha kendi kendime. Bu değil miydi kardeşim istediğin, özlediğin, oooh, rahatlık, özgürlük filan dediğin? Değil galiba, ya da o, ama henüz algı safhasına geçemiyorum. (Çocukluktaki beslenme bozukluğundan kaynaklanan bir geç anlama durumu)

Dersten sonra annemi alıp taşınacağımız eve gidiyoruz. İşler nasıl gidiyor diye kontrol etmeye. Yumurta kapıya geldi artık; oturmakta olduğumuz ev üç gün önce kiralandı. En geç on gün içinde çıkmamız gerekiyor. Oraya ulaştığımızda yüzümüz biraz gülüyor, ama yine de ustalarla net bir şeyler konuşamıyoruz. Özellikle "ne zaman" sorusu onlar için çok muğlak bir şey. Günaha girecek gibi korkuyorlar bir şey söylemekten. Hep birlikte Godot’u bekliyoruz. Ben bir şey soruyorum, onlar bambaşka bir şey söylüyorlar. Evden ayrıldıktan sonra eşimi arıyorum, bana tarih soruyor ve hiç bir tarih veremediğimi farkediyorum büyük bir şaşkınlıkla.

Kızılay’a iniyorum akşamüzeri. Dufresne’yle buluşuyoruz. Hızla Tunalı’ya yürüyoruz. Orada uzun zamandır ilk kez Random’da yer buluyoruz. Daha doğrusu dışarıdaki tek boş masaya oturuyoruz. Aslında bu kadar çok içmek istemiyoruz, ama laf lafı açıyor, laf gönlü açıyor, gönülse en derindeki sınırları, sırları açıyor. Sabaha kadar, hatta günlerce konuşsam bir saniye sıkılmam herhalde, diye düşünüyorum bir kez daha. Ama orada oturdukça içmeye devam edeceğiz ve bu da benim hiç işime gelmiyor. Sabah ders var, daha yürünecek çok yol var falan filan.

Dufresne’yle biz ne zaman buluşsak deli gibi yürüyoruz. Bu gece de bir istisna olmuyor; Tunalı’dan Emek’e yürüyoruz. Yolda Dufresne’ye şişmanlayıp şişmanlamadığımı soruyorum, o da direkman, bir saniye bile düşünmeden evet hocam, bu sene biraz kilo aldınız diyor. (Bidona döndünüz, maaşallah diyemiyor, çok saygılı kendisi). Küsüyorum ve bunu kendisine bildiriyorum. Bu arada, yolda giderken Ankara’nın bütün taksileri korna çalıyor. Hayır, binmek istesek yola sırtımız dönük gayet tempolu bir şekilde yürür müyüz? (Adamlar benim beslenme bozukluğumu anlamış olabilir mi?) Ben yapsam Dufresne yapmaz, ODTÜ’de fizik masteri yapıyor çocuk. (Ben en son sayısal bir sınava 1988’de girmiştim, hehe) Arabaya varıyoruz, onu dolmuşa bineceği bir yerde bırakıyorum. Sonra eve geliyorum.

İçki bütün kötülüklerin anasıdır; biraz hızlı geliyorum. İçince hafif süratli gelmeyi seviyorum. Arabanın üzeri açıkmış gibi geliyor, kafamda saçlarım uçuşmasın diye taktığım mikro bir eşarp, gözümde yüzümün yarısını kaplayan bir güneş gözlüğü, ben hayatta sorun nedir bilmeyen fıstık gibi bir hatunmuş gibi sürekli gülümsüyormuşum filan... Romantik oluyorum yani. Yaramazlık yapasım bile geliyor, ama hevesimi hemen kursağıma doğru iterek eve koşuyorum.

Böyle işte. Nefis bir akşam üstü ve gece geçiriyorum.

Mutluyum.

Marruu, puurrrr, purrrr

27 yorum:

Köşenin Delisi dedi ki...

Yaaa çok heyecanlı şu taşınma işi, ben bile sabırsızlanır oldum.

Dufresne'yi sevmesem "halt etmiş!" derdim, ama seviyorum ve demiyorum :) Kızım senden bidon falan diil olsa olsa şu küçük su şişelerinden olur. Daha geçen hafta görmedim mi ben seni, dal gibiydin.Naptın bi haftada göbek mi bağladın hihihihi

son olaraaakkk... hız yapmıyoluz lütfen, tlafik canavalı olmuyoluuuuzz.... yalamazlık kısmı beni aşal ama hız yoooookk :)

Seni şaşal seni... :D

Dufresne, dedi ki...

Siz yanlış adama soruyosunuz , soğrucu Davut'um ben :) özrü kabahatinden beter oldu dimi :)

Kafanızı çok şişirdim kusura bakmayın , ama süper bir geceydi. Teşekkür ederim tekrar :)

diagonel dedi ki...

mişo yaaa ankarada bir akşam üstü ohhhh
ankarayı mı össledim ben ne?
hani ankaradan dayım gelmese kuzenim gelecek sıra onda yoksa atlayıp gelmek isterdim ama ....

bu arada evdeki tadilat için ustaların başının etini yeme vaktin gelmiş
yoksa benim evin tadilatına dönebilir benden uyarısı ...:D
şimdiden yeni evin hayırlı olsun rahat ol,mutlu ol, huzurlu ol,,,



taşınırken çok yorulup terlemem terli terli terli su içme ki yeni evinde sağlıklı ol ....

kolay geldin dileklerimle

elektra dedi ki...

miso kedi, insan bir aptallaşıyor değil mi çok istediği şeye kavuştuğunda. hiç unutmuyorum, benim sıpayla babasını babannelerine köye yolladım bir keresinde. allahım ne hayaller kurdum o bir gece için. gece bittiğinde ütülenmiş üç makine çamaşır ve ben birbirimize bakakaldık. :)

elektra dedi ki...

bu arada demeden geçemiycem, gecenin bu saatlerinde şu senin kelime doğrulama, tam bir işkence aletine dönüşüyor.demin 9 ayrı harf yazdırdı bana yahu:( bakalım şimdi nasıl bir yaratıcılık sunacak bana?

"aLiKaYHaN" dedi ki...

Yürümek her zaman güzel galiba. Keşke bir yağmur yağsa buraya da ben de çıkıp saatlerce yürüsem.

Şu taşınma tarihini ben de çok merak eder oldum. Gerçekten çok heyecanlı bir bekleyiş. :)

endiseliperi dedi ki...

o kadar içki, üstüne tunalı'dan emek'e kadar yürümek!?...bravo!

ben de ankara'yı özledim yazıyı okuyunca. ne çok yürüdük biz de. biraz gençlikle alakalıysa biraz da ankara insanı yürütürdü sanki. anlatmak isterdin, bir bakmışsın o yol çabucak bitivermiş.

keyifli olmana çok sevindim. bu arada bence şu 10 gün içinde taşınırsınız siz. kolay gelsin şimdiden.

miso dedi ki...

Sevgili deli,
Ah bir de taşınma tarihimiz belli olabilse. Bu inşaat işleri yapanlar kadar yalancı insanlar görmedim ben. İhtisas yapmış gibi hepsi.

Dufresne'cim,
Hiç kafam şişer mi? Harika bir geceydi cidden. (Ama hala küsüm)

Diagonel'cim,
Buyrun, bekleriz. Sizinle de yürürüz. Ustaların başının etini yemek ne kelime, meyauvvv diye tepelerine sıçrıycam, az kaldı.

Elektracım,
Bugün döndüler. Öptüm, kokladım, acıtmadan ısırdım. Bitmişim valla. O kelime doğrulayıcı da ne terbiyesizmiş öyle. Boğarım onu ben :)

Sevgili alikayhan,
Siz hele bir dönün, güzel güzel yürürüz. Yürümek için ODTÜ'den güzel mekan mı var? Kızılayla, Tunalıyla idare ediyoruz işte. Ha, bu arada taşınmak için sizi bekliycez galiba. Hazır mısııınn?

Sevgili peri,
Belki Ankara'ya geliverirsin. Bak şimdi bahanen de çok kuvvetli:) Bekleriz, lütfen geliniz. Gelirseniz birlikte yürürüz. Taşınma da 10 güne kalırsa yandık valla.Daha önce olsun lütfen.

marruu

gülçin dedi ki...

kolay gelsin misocum, ama ustalara meyauvvv diye tepelerine sıçrama işini erteleme, onlar öyle olurlar, tecrübeyle sabit.

Mehmet Nail dedi ki...

Kar...(Gözlerim fena ağrıyor)

Yanına patlamış mısır..(Ateşim çıkıyor)

Ilık süt ve...(Öğürmeye başlıyorum)

Ve puding...(Hastalandım)

İşte mutluluk
İşte Fevkaladenin fevki midir ne haltsa ondan.

Taleb:Alkollu araba kullanırken kendiniz dışındaki herkesi düşünün (Kesinlikle işe yarar.Daha tedbirli,daha yavaş,daha az alkol ile yola çıkılır)

Sevgili Miso,
www.acilegitmeliyimgozumagriyorbasimdumanbogazımsis.com

Mnnş
(Halsiz)

kecilerin cobani dedi ki...

misocum,
oncelikle, sıkılma. en kotu nası bi eve cikabilirsin dusun. mesela, evin en alt katinin (salon-mutfak-tuvalet) daha yeni parkeyle dosendigi bi eve ciksan ne kadar korkunc olur? ben iste oyle tasinmistim. hic de bi halt olmuyo, basini soktuktan sonra her bisii halloluyo. onemli olan tum esyalari eve atmak. :-) yani icin rahatlasin diye diyorum.
bu arada, sen on sene kadar bu sene bir iki kilo aldin' i kaldirabilir bi vücuttasin, dert degil. bu sene ilk olmus. 50 yasina kadar rahatsin, ben sooliiim.

miso dedi ki...

Sevgili Gülçin,
Çok sağol, gerçekten de kolay gelmesine çok ihtiyacım var. Bu arada bugün zarifçe rica ettim (cidden) ve işe yaradı galiba. Çarşamba günü mutfak takılmış olacak dediler. Göreceğiz bakalım.

Sevgili Mehmet Nail,
Yine uçuşmuşsunuz. Hastalıktan mı? Çok geçmiş olsun. Alkol konusunu ise merak etmeyiniz, son derece cüzzi miktarda alındığında araba kullanılır.

Çobanım,
Ne yapsam da şu iltifat için hakkını ödeyemem. Ama dediğin gibi ellime kadar her sene ikişer kilo alırsam kulaklı turşu bidonlarına dönerim cidden. Bir de dediğin gibi ya allah deyip taşınacağız sanırım.

marruu-

Bahar dedi ki...

Ankara'yı özlemişim. Yoksa Ankara'da içmeyi mi özlemişim? Sadece içmeyi mi özlemişim? Bilemedim şimdi.
Evde yalnız bir gece geçirmeyi hayal bile edemiyorum. Öyle bir huzur yaşayabilecek miyim bir daha? Kızlarım dokuz aylık olduğuna göre baya bir zaman geçmesi lazım Kumla'ya göndermek için.
Güzel günler ileride...

Mehmet Nail dedi ki...

Sevgili Miso,
Kesinlikle hastalıktan.

Başımdan geçen bir kaza nedeniyle alkol,hız konusunda hassasımdır.Ekrana "püüüüf" üfle demediğime göre, merak etmeyin trafiğin alkol kontrol elemanlarından değilim:)

2 minosetplus,1 saat uyku ve süper bir sabah :)

Le vent dedi ki...

Bazen rahatlamak için, bir iki kadeh içmek hoş olsa gerek. Benim bünyem tüm alkol türlerine ve hatta gazlı içeceklere hassas olduğu için, kafayı dağıtmak için bitki çaylarından- anason çayını tavsiye ederim- başka çarem kalmıyor. Orhan Veli misali rakı şişesinde balık olamayacağım için Ahmet Haşim gibi göllerde bu dem bir kamış olabilirim sadece:)

semiramis dedi ki...

sevgili miso,
aslinda soracagim sey seninle ilgili degil. gormussundur peri pazartesi gunu "kapatt�k" dedi ve blogunu kapatt�. yorumlara da kapatt� ve mail adresini bilmedi�im i�in ona yazamadim. b�yle bir �ey yapmas� i�in �ok �ok �ok k�t� bi�eyler olmas� laz�m. senin haberin var m� umar�m iyidir peri. meraktan i� yapamaz oldum. i�te �yle. sen bilirsin diye bir soray�m dedim.

miso dedi ki...

Sevgili Levent,
Bünyeninizin bu kadar hassas olmasına üzüldüm doğrusu. Özellikle yorgun olduğumda bana bir bira çok iyi gelir zira:) Anason çayını da denemek lazım aslında :)

Sevgili semiramis,
İnan ben de senin kadar şaşkınım. Ama çok kötü bir şey olduğunu hiç sanmıyorum. Ben öyle düşünmedim yani. Bazen basıyorlar adama, periye de böyle bir şey olmuştur diye düşündüm ben açıkçası. Ne çok seveni var, hepimizin içine dert oldu baksana. Neyse, birimiz bir şeyler duyarsa haberleşelim lütfen. Sevgiler

marruu

kecilerin cobani dedi ki...

nıhahahıaaoo. anirttin beni aksam aksam misocum kulakli tursu bidonu haa. allah da seni guldürsün.

miso dedi ki...

Sevgili Bahar,
Binlerce özür; yorumunu görmemişim. Cevap yazıp seni atlamış gibi olmuşum, pis miso, terbiyesiz, kör cüce... Ah Bahar, bilmem mi, üstelik sende iki tane. Ben biriyle bile cinnet eşiklerine gidip dönmüştüm. Kolay gelsin diyor, ellerinden öpüyorum :)

Çobanım,
Yalan mı allah aşkına? (Giresun'da öyle denir, kulaklı turşu bidonu yani, heheh)

marruu

Bahar dedi ki...

:) olur öyle, mevzu değil. Deli'nin arkadaşı olduğun belli :))
Sevgiler

Köşenin Delisi dedi ki...

Semiramis ben email attım periye ama cevap gelmedi. Ben de birine kötü bir şey mi oldu diye panik yaptım çünkü bu sefer hoşçakalın notu da yok, üstelik yorumlar da kapalı...umarım herkes iyidir :( misom sen bi mail atsan?

kecilerin cobani dedi ki...

le vent'ın dedigi caylısı, bizimki alkollüsü misocum. (gerci yillar oldu raki icmeyeli galiba.)
uzul diye soyluyorum ben su siralar sadece su tüketiyorum, imdat miso, kurtar beni.
benim damet gelmis geri, kollarina (damat), sen derslerinden kurtulmussun. ne guzel olmus. ne zaman gelirsiniz bize, bak deliyi de alip geliciim toplak'la.
cocuklari saliciiz cime biz laklak yapiciiz.
dur, dufreyn'i de isterim. belki bu reunion sonrasi cocuk yapmaya karar verir. veya tam tersi omrunun sonuna kadar yemin eder. :-)

gülçin dedi ki...

misocum, peri az önce kapattık entrisi altına birşeyler yazmış. iyiymiş, bir bakın isterseniz.

sevgiler.

Biyonikkedi dedi ki...

Miso nerelerdesin?Hâla o güzel gecenin sarhoşluğunda mısın yoksa?

figen dedi ki...

misocum taşındınmı? evine yerleştin buraları unuttun:))

miso dedi ki...

Sevgili Bahar,
Çok teşekkürler, ciddi söylüyorum. Elektrik çarpmışa döndüm arada atladığım yorumunu görünce:)

Delicim,
Çok şükür peri'de yorum açılmış. Gülçin'e binlerce teşekkür bu bağlamda.

Çobancım,
Neeee? Sadece su mu? Pıhhh (hehehe) Çobancım, davete sonsuz teşekkürler. Geleceğim. Ama önce siz geleceksiniz inşallah. Toplak'la anneciğini alırsan da harika olur. Dufresne de bir yerde arabaya atlar. Keyfi bizde yaparız artık. (Dufresne hele bir evlenmeye karar versin de, çocuğu düşünür elbet)

Sevgili Gülçin,
Yüz bin teşekkür. Koşarak açtım perinin blogunu ve sevindim. Gelecektir, bekliyorum ben.

Biyonik kedi,
Sorma, perişanım. Taşınmak üzereyim. Keşke o gecenin güzel sarhoşluğunda olsam hala :)

Figencim,
Geliyoruuum, geldiiim demek üzereyim. Taşınmaya da iki gün kaldı inşallah.

COMING SOOOOON

marruu

Köşenin Delisi dedi ki...

iki gün müüüü amaniiiin yupppiii heyyoooo (bana noluyosa :D)