2 Ocak 2008

Yeni Yıla Dair...


Aslında yazının en başından bu kadar hüzünlü bir yeni yıl yazısı yazmak istemediğimi söylemeliyim. Ama gelen bu, buraya dökülen bu.

Ne istiyorum? Ne istediğimi bilmek istiyorum artık. Bunu hiç bir yere çarpmadan keşfedebilmek istiyorum. Kırmadan, dökmeden. Kendim bu kadar kırılganken etrafı incitmeye hiç bir hakkım olmadığını dibine kadar biliyorum bir yandan da. Aslında galiba beni sürekli zorlayan bu. Kendi çatlaklarımı baz alarak etrafın da bu kadar hassas olduğunu varsaymak. Belki etraf benim kadar titrek değildir. Bilmiyorum. Belki tam tersidir gerçek; üzerine bastığım ve kendimi güvende hissettiğim zeminin altı çoktan boşalmıştır belki de. Ne enteresan bir düzlem bu; iki uca çarpıp duruyorum, bir o tarafa bir bu tarafa. “Belki”ler kullanarak. Bir türlü anlamayarak, işin içinden çıkamayarak.

Artık iyiden iyiye bir tür akıl hastalığım olduğunu düşünmeye başladım. Bu da iyice yoruyor. Gereksiz hüzünlerimden bahsediyorum şu anda.

“Ne bu şimdi miso? Güzel geçmedi mi gecen? “
“Geçti.”
“Yani bundan daha sakin, keyifli, alkol oranı hiç bir fışkırmaya mahal vermeyecek şekilde tam kıvamında, pozitif enerjinin haddi hesabı olmayan bir gece olabilir mi?”
“Olabilir belki tabi, ama bu dün gecenin keyfini sarsmaz asla.”
“Eee, ne oldu peki?”

Bilmiyorum ki. Kapıya çıkıp gidenlere el sallamak ani bir darbe vurdu güzel olan her şeye. Eve girip mutfağı ve ortalığı topladıktan sonra camın önüne sandalye çekip dışarıya baktım uzun bir süre. Kendi içimi görmeye çalışarak. Dışarıdaki hiç bir şeyi görmeyerek. Bu ne menem bir ruh halidir kardeşim? Sanki gideceklerini beş saniye önce haber almış gibi, ve hatta tamamen hazırlıksız yakalanmış gibi iki omzumu da yerlere kadar düşüren, hüzünden suratıma ha ağladı ha ağlayacak aptal çocuklarınki gibi alık mı alık bir ifade konduran bu üzüntü nedir?

Nedir cidden? Bilmiyorum. Belki de beraber yapılan her şeyin bu kadar güzel ve hep yapılıyormuşçasına doğal olması bitişleri dayanılmaz hale getiriyor. Bu insanların suratına baktığımda, Allahım bu ne güzel insandır diye o anda sevinçle kahkaha atıp hemen akabinde hüngür hüngür ağlama hissiyle dolup taşmak nasıl bir şeydir?

Bu çalkalanmayı doğal bulmuyorum aslında. Evet, bir tür kendimi yargılamanın sonucu bu saptama. Bu ne yaşım, ne de psikolojik sağlık bağlamında normal değil, biliyorum. Tehlikelerine hiç değinmeyeceğim bile. En büyük tehlike bar bar bağırdığı için söyleyeyim bari: Bu süremez miso!! Hayat bu değil; senin veya onların hayatı bu değil. Bunu yaşamak, devam ettirmek istemek çok çok tehlikeli bu noktada. Gitmek istememek ya da gitmelerini istememek olmaz. Ve tabi senin gibi ruh dalgalanmaları yaşayan bir için aşırı doz demek. Kaldırmaz bünye.

Tam iç dengelerimi oturttuğumu düşündüğüm bir anda aniden bu kadar hırpalanmak dehşetli sarstı. Hiç bir travmatik olay olmadan bu kadar üzülmem ise kendime olan güvenimi en dibinden dinamitliyor aslında.

Ben anladım.
Hiç “adam” olmayacağım.

marruu

10 yorum:

endiseliperi dedi ki...

çoook sevgili miso, ben içtiğim zamanlarda genellikle anlattığın ruh haline yakın bir insan oluyorum, derdim kendimle oluyor, kendimi, hayatı, kırgınlıkları filan düşünüyorum. ve hayat konusunda müthiş şüphe duymaya başlıyorum, neler yapılabilir diye kafamın içinde tilkiler dolanıyor sonra. çok yorucu.

şimdi iyiyim. iyi ve mutlu hissediyorum kendimi. içmiyorum. içmenin insanı kendine yaklaştırdığına inanmıyorum. neşe kontratını alkolle yapmıyorum. fena değil. belki yaşlanıyorum. bunu da kabulleniyorum. işlerin böyle sakin olması fena değil, yahu miso. sıkılmıyorum da hiç, hayret.

şu ürperip duran seni sakince pamuklara yatırsak, müsekkin almışsin gibi gülümsemeli ve yumuşak rüyalarla dinlendirsek, diyorum. eldeki verilerle, her şeyin olması gerektiği gibi olduğu, senin tam da olman gerektiği gibi olduğun ve hiç bir şeyin yanlış gitmediğine inansan uyandığında. yani bir aferin almışsın gibi hayattan. 2008'de kendinle ve herkesle barış içinde olduğun, mutluluk dolu bir yıl dilerim. her şey yolunda be miso, kendini rahat bırak, takma kafana.

sevgiler, öpücükler.

Kemal dedi ki...

anlaşılan sevdiğin birilerini yolcu etmişsin.Peki bunda üzülecek ne var, diye kendine muhakkak sordun.sormadıysan sor.

üzülecek birşey yok.gidilir gelinir özlenir özlem giderilir.Birader seninkisi melankoli, bak telefonu açtığında ulaşıyorsan, atlayıp bir otobüse trene herne haltsa ulaşabiliyorsan o gitmeleri de hüzünle bunama.sonunda ölüm olmasın,gerisi hava-civa.

Allahım ne güzel insanlar dediğine göre geçekten de güzel insanlardır.Korkular güzele iyiye masuma birşey olmasın diyedir.Hep birşeyler olur.iyi olur.kötü olur.hiç olmadığını gördün mü..aylar öncesinde acayip mutlusundur..daha daha aylar öncesinde ise acayip mutsuz..eee sayacak tartacak mısın mutlu mutsuz saatlerini, dakikalarını..

Git işine mişo,adam olmak zorunda da değilsin.Deli isen delisin.mutsuzsan mutsuz.ne haltsan o sun.

Kemal (deli Kemal)

Öykücü dedi ki...

Miso,

İç denge dediğin şey nedir ki? Kim dengeli,kime göre dengeli? Bir an mutluluktan uçarken bir anda hüzünlenmek dengesizlik mi?

Nedensiz üzülünemez mi?

Çok düşünüyorsun,çok hırpalıyorsun kendini.Biraz rahat bırak Misoyu.Her hareketinde,her hissinde anlam arama,neden neden diye sorup durma.

Başka insanların içini,ne zaman ne issettiğini bilemezsin ki.Sen Misoyu bilirsin bir tek.Belki herkes senin gibi hissediyor.Belki aranıp durduğun denge tam da bu.

Kendine olan güvenin tavan yapmalı çünkü kendini çok güzel ifadeedebilen,güzel cümleler yazan birisin.Ilgazın annesisin..

Sevgiler:)

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Bir arkadaşım, kendini bir süreliğine rüzgardaki yaprak gibi salınmaya bırakmaya karar verdi.
"Madem ki, değiştirmeye çalıştığım şeyleri kendi dışımdaki bazı nedenlerle, gücümün dışında olduğu
için değiştiremiyorum, ben de bir süreliğine hiç çaba göstermeyeceğim, bakalım ne olacak" dedi. Şimdi, kendini daha iyi hissediyor.
Bilmem bunu anlatmamın sana bir yararı oldu mu, olur mu... olsun olsun.
:))

miso dedi ki...

Sevgili pericim,
"Yorucu" çok doğru bir saptama. Yoruldum ben bu çalkantıdan, kendimden, bu gelgitlerimden. Ya en kötüsü ne biliyor musun? Hiç bir sebep yok, yani somut hiç bir sebep yok. Kimse tavuğuma kış demiyor :) Doğru ama, bırakmalıyım artık, didikleyip durmamalıyım. Beter ediyor. Ben de bir gün SIKILMIYORUM diyeceğimi umuyorum.

Sevgili Kemal bey,
Evet sevdiğim bir kaç kişiyi yolcu ettim; ama utanarak itiraf etmeliyim ki iki adım öteye denebilecek kadar yakın bir yere :) O zaman ne bu şımarıklık? Evet, doğru soru bu, siz sormamışsınız, bari ben sorayım. Ne de güzel yazmışsınız ayrıca, teşekkür ederim. Bir telefon halleder bunu gerçekten de. Yeter ki çözümsüz şeyler olmasın.

Sevgili öykücü,
Doğru, iç dengenin bir kılavuzu yok, beni yorduğu için itip kakıyorum bu iç dengemi ben. Ve dediğin gibi nedensiz de pekala üzülünebilir; bana pek sık oluyor zira :) Gerçekten de dediğin gibi kendimi rahat bırakmak istiyorum aslında. Ama Öykücü, özlediğim, istediğim bir şeyler var, tanımlayamıyorum bile bunları, ama var işte. Galiba bunlar bütün sebep. Güzel sözler için teşekkürler. Ilgaz'ın annesi olabilmek ise bir mucize cidden :)

Sevgili Ekmekçikız,
Oldu tabi yararı, ben de denerim belki. Ama zor; yapım bu yahu! Sor sor, didikle, hırpala. Aptal miso denecek kadar varım aslında. Belki yapabilirim... Keşke...

marruu

elektra dedi ki...

ah be misokedim,nedenin farkındasın, çözümün bilincinde.çatır çatır irdeleyip kendini,tarafına çıkartılabilecek tüm eksileri bizzat kendin çıkartıyorsun. tek bir şey kalmış: yeter be! demek. aslında ne yazacağımı bilemedim.sadece yazmak istedim,üzülme,yapma demek istedim.
öperim.

ali*kayhan - sorgu*sual dedi ki...

Gerçekten üzülmeyin yahu, yani en kötü ihtimalle 362 gün sonra yine bu kadar güzel bir gece yaşama şansınız var. :)

Şaka şaka, öyle her yıl gelmeyiz, korkmayın. :)

Sevgiler, teşekkürler.

miso dedi ki...

Ah be elektra, öyle mi diyorsun? Deme, deme :)) Öylesini çözemem :)) Biliyorsun, di mi, biliyorsun... Ben de öperim.

AliKayhanSorguSualPrensi,
Korkmam zaten gelmenizden, hatta bayılırım. Ama sen pek bilmiyorsun galiba bunu :(( (Hadi bakalım, bunun altından kalkabilecek misin? Miso seni tırmalasın da gör. pıhhh sana)

marruu

Elif dedi ki...

Acaba hepimizin icindeki dertleri zevk edinen, zevkten de dert cikaran OrtaDogulu mu basgosterdi aksam aksam????

www.elifsavas.com/blog

miso dedi ki...

Olabilir elifcim ya, ama çok sıkıcı bu bende. Ve yorucu. Şimdi iyiyim, Evropalıya terfi ettim :))