9 Şubat 2008

Kedi durumları


Taksim, İstiklâl. Kaktüs Bar. Uzuuun bir yürüyüş sonucu karar verilmiş bir yer. Önce Tünel’e kadar gidilmiş. Yolda St. Antuan Kilisesi’ne girilmiş, bir mum yakılmış. Amaç? Yok. En azından dini bir şey yok. Binanın güzelliğine duyulan derin bir hayranlık var yalnızca. Sonra acıkılmış. Bir yere girilmiş, ama gelen şey beğenilmemiş. Sonra Pia’ya gidilmiş. “Rezerve var mıydı?” “Yoktu. Tek kişiyim.” Türkçesi kıt garson cevap bile vermemiş. “Peki canlı müzik olmayan, ya da bangırdamayan bir yer var mı acaba?” “Kaktüs.” Garsoncum, moron musun, yoksa medusa mıyım, neden yüzüme bakmadan konuşuyorsun?

Kaktüs’e gidiliyor. Bir kedi var. Çok yaşlı, çok çirkin, çok erkek suratlı. Ve pis. Kaloriferin üzerinde yatıyor, uzakta. Aaa, birazdan bir kedi daha beliriyor. Marrruu. Mamasını yiyor kapır kipir. Geeel pisi, geel diyorum içimden. Bakıyor ve geliyor. Çekiyorum ben kedileri. Ve ne kadar mutluyum yalebbim. Bir marrruuu daha. Kucağıma çıkıyor, yan tarafa geçip yandaki beyin beresine yatıyor. Arkadaşı uyarıyor; arkana yaslanma abi. Dörtlü grup, biri tanıdık, gazeteci sanırım. Sürekli futbol muhabbeti yapıyorlar. Sürekli küfrediyorlar. Bu kadar güzel diksiyonlu ağızlara bu kadar çirkin, bu kadar avam küfürler yakışmıyor. Kendi çapımda üffleyip protesto ediyorum ama muhabbetleri fazlasıyla kıvamlı. Neyse, bereyi alıp adama veriyorum. Teşekkür ederim, rica ederim.

Kedi elimin altında. Kedi canım. Kedi ve bira. Nefis bir müzik.Arada bir “ana” ve “ebe” kodlu küfürler. Ama aslolan keyif. Ve kedi. Ve bira.

marruu

7 yorum:

uzay dedi ki...

benimde kedim var benimde biram var bide ben varım..alle alle bi dahaki istanbul birası benimle içilecek okadar!!!
brehhhh dominant uzay :P
mııırrrrr

gaykedi dedi ki...

birisi gel pisi pisi mi dedi :)

ekmekcikız dedi ki...

Bu hafta içi, hafif uzatılmış bir öğlen yemeğinde, yamağım Şekerpembe ile Kaktüs'teydik.
Kediler, her zamanki gibi yine gezinmekteydi.
Küfürbaz gazeteciler yoktu, basın mensubu olduğunu düşündüğüm bir yalnız adam bira içmekteydi.
Aslında biz bol bol lafladığımız için fazla bir şeyin farkında olmadık.
kaktüs güzeldir.
:)

TalismanDiyette dedi ki...

San Antuan' a ben de bayılırım. Atmosferi de bina da çok güzel..
Yazını okuyunca küfür sevmeme rağmen hiç "ana" lı ve "ebe" li küfretmediğimi farkettim, ayrıca sevmiyorum da bu tip küfürleri..
Sevgiler Misocumm..

Elif dedi ki...

Aaaa.... Ama cirkin kedinin ne sucu var? Onu da sevseydin. :o(

www.elifsavas.com/blog

Goddess Artemis dedi ki...

Neydi Kaktüs'ün kadrolu kedisinin adı? Adnan mıydı? Anımsayamadım şimdi birden... Ben de çok seviyorum, orada şarap ya da kahve-konyak keyfi yaparken kedikoları mıncırmayı :o)

Bunlar da benimkiler [aslında Pıtış benim, Çilli annemin]:

Sert ve Ciddi Bir Portre: Pıtış Bey

Uykucu Kral ve Uykusuz Kraliçe

miso dedi ki...

Uzaycım,
Söz bak, eğer şöyle adam gibi gelebilirsem baharda mutlaka seninle içilecek, çok istiyor bu misssoo :)

Gaykedi,
Tabi tabi, gel pisi pisi dedi :))

Ekmekçikızım,
Buluşamadık ama aynı mekanları değişik zamanlarda işgal etmişiz, ne güzeeelll. Kaktüs gerçekten de güzel.

Talismancım,
Küfür ben de severim, araba kullanırken özellikle neler neler derim. Sonra da gülerim. Ama ana ve ebeli küfürler cidden çok saçma geliyor, hayır o kadar dolaylı bir alakadan bu kadar yakın bir fiziksel temas? Bilmiyorum. :))

Elifcim,
O çirkini sevemedim, çünkü kaloriferin üzerinde uyuz uyuz uyuyordu. Sonra bir ara kalktı ama suratındaki ifade "gerekiyorsa ben sevdiririm" gibi bir şey olduğu için tenezzül etmedim artık :)

Sevgili Goddess,
Ben Kaktüs'e ilk defa gittim. Öğrenciliğimizde yoktu sanırım. Ya da biz sürekli okulda içtiğimiz için bilmiyordum orayı. Kedilerin de çok alem. Traş ettirdiğiniz kedinin bütün karizması sönmüş, günah yapmayın :))) heheh

marruu