2 Aralık 2009

Minare işi


Benim bu ibadethane imarı konusunda cidden çok radikal düşüncelerim var. En hafifi şu: Bence artık Türkiye’ye cami filan yapılmamalı. Her taraf kaynıyor zaten. Yerine okul yapılsa? Ya da kültür merkezi? Peh! Bir de herhangi bir inanç sistemine entegre olmuş birinin Tanrı’sıyla arasına bir bina dikilmesi ihtiyacı duymasını da yadırgıyorum.

Öte yandan, İsviçre’de neden böyle bir yasağa ihtiyaç duyulduğunu, bu yasağın halk oylamasına neden sunulduğunu anlamış da değilim. Gazeteye göz attığımda herhangi nesnel bir sebep göremedim. Düşündüğümde mantıklı bir sebep de bulamadım. Örneğin, “ezan zaten banttan yayınlanıyor, minareye çıkan imam neredeyse kalmadı,” dense biraz mantıklı gelecek. Çünkü doğru. Aynı mantığı kiliseler için kuramıyorum mesela. Çünkü kulelerde hala çan çalınıyor. (Bilgi yanlışım varsa düzeltin lütfen)

İsviçre’deki yasak ortamı germekten başka bir işe yaramamış. Ancak, vayy demokrasinin beşiği, nassı yasaklarlar da diyemiyorum. Çünkü her yerde uygulanan bir baskı türü bu. “Çoğunluk” maskesiyle, korunması-gözetilmesi-pozitif ayrımcılık uygulanması gereken “azınlığın” horlanması. Ya da belki ırkçılıkla da açıklanabilir bir çok yerde bu tür şeyler.

Tabi bir de kendi ülkemize bakıyorum. Daha geçenlerde bir anket yapıldı; halkımın yüzde altmışından fazlası gayrimüslim bir komşu dahi istemiyor. Şimdi bugün başvursam, şurada şu kadar bir Hristiyan cemaatiz desem, paramız hazır, kilise yapıcaz desem, ne olur? Hadi inşa etmeyi geçtim, restore edicez desem? Ne olduğu bugünkü gazetede yazıyordu. Hangi ilde olduğunu bilmiyorum ama bir yerlerde Protestanlar kilise yapma izni almak için 10 yıldır uğraşıyorlarmış. Sonuç: bir arpa boyu yok ilerleyememişler. Yani şu "hoşgörülüyüz" zırvası artık cidden çok sıkıcı bir hale geldi. Bence başka bir kelime bulunsun artık.

Şimdi iyi bir atasözüyle bitirmek vardı bu yazıyı ama iğne ve çuvaldızlı dışında bir şey bilmediğimi farkettim. O da çok geyik…

marruu

4 yorum:

Ekmekcikız dedi ki...

Doğru diyorsun Misocum, tamamen.
Geyik de olsa, olmasa da...
:))

Andy_Dufresne dedi ki...

Camilerin mimarisi değişti artık. Altları süpermatket, işletenler malum. İbadete 3 kişi gidiyosa alışverişe 100. O yüzdeen mümkün olduğunca büyük ve görkemli yapıyorlar artık. süparmarkete 2 depo daha çıksın pardon pardon daha çok cemaat alsın diye :)

Malatya'da incil basıyolar , misyonerlik yapıyolar die adam öldüren, ramazan ayında sigara içtiği için gencecik adamları( hepsinin nüfus kağıdında müslüman yazıyor) hastahanelik eden, sırf ermeni die Hırant'ı öldüren memleketimin insanı ne kadar bağırsa hakkıdır(!) Hakkıdır hakka tapan memleketimin HOŞGÖRÜ..

Yazdıklarınıza aynen katılıyorum, karar saçma, anlamsız, ve çok tahrik edici. Şimdi başka ülkeler başka şeyleri referandum etse kimbilir ne yasaklar çıkar. sonu yok bunun... lüzumsuzluğun sonu olmadığı gibi..

endiseliperi dedi ki...

miso'cuğum,
al sana bir atasözü: sırça fanusta oturan dışarıya taş atmasın. isviçre'ye hakkıyla tepki duyabilmemiz için, türkiye'de yaşayan protestanların, ermeniler'in, aleviler'in de güvenle ve rahatça ibadetlerini sağlamayı garanti altına almalıyız.

ben hem isviçre'ye tepki duyuyorum, hem türkiye'ye.


sevgiler.

Evin Kedisi dedi ki...

Bir zamanlar Amerika'nın farklı eytaletlerindeki salak yasaklarla ilgili bir yazı okumuştum, inanılmazdı ama o yasaklar gerçekten de işin suyunu çıkaran bir takım ahmaklıklar yüzünden oluşturuluyor, mesela cami yapıp minaresinden avazı çıktığı kadar bağırarak ezanımsı bir şey okuyan insanlar...Neyse, hoşgörü (-süzlük) konusuna da sonuna kadar katılıyorum, laf değil araştırma sonuçlarına bakmak lazım derim.