3 Mart 2008

Özkök’ten seçmeler, miso’dan saçmalar


Ertuğrul Özkök’ün arya seçmelerini almış kuzen. Miso da üç beş gömlek-pantolon ütüleyerek CDyi direk çarpmış.

İnsan sesi kadar büyüleyici bir ses yok bence. Ne çalarsan çal, nasıl çalarsan çal, o aryaları söylerkenki beden dilini veremiyor bana. Gözler hafifçe kapanmış, vücut gerilmiş, eller yanda... Miso’yu bitiriyor bu.

Yıllar önce gittiğim Sertab konseri geldi aklıma. Ankara’da şimdi TOB üniversitesi olan Yükseliş Koleji’nin spor salonunda oldu. Kardeşimin arkadaşları ısrar etti, iyi dedik. Gittik erkenden. Yer kapılacak ya. O kadar kalabalık oldu ki, ve o kadar kalabalık olacaktı ki, Miso baydı, öptü tıfılları, çıktı. Biletsizmiş zira, bilmem kim sponsor olmuş filan. Dışarıda bir de ne görsün; arabanın her yanına arabalar park etmiş. Kös kösül geri döndü. Sinir içinde. Spor salonuna girer girmez çarpıldı. Sertab çıkmadan önce yaptığı eski kayıtları çalıyorlar. Aryalar uçuşuyor. Spor salonu karartılmış, kadın şakıyor. Kolay mı gece kraliçesinin aryasını söylemek? (O albümündeki cıstak halini söylemiyorum, gerçeğinden bahsediyorum) Ha şimdi popçu oldu, o ayrı. Seven dinler. Ama o sese çok yazık olmuş derim ben. O deryada çınlayabilecek sese pop müzik biraz hafif kaçıyor kanaatimce. Ya da ne bileyim, belki popa da böyle kaliteli sesler lazım. (üff, her yola geldim)

Neyse, ben duramam operada, ya da başka bir yerde arya dinlerken. Muhakkak ağlamaya başlarım. En hafifinden gözlerim dolar. O ses dınnn dınnn çınlar içimde. İşte o spor salonunda da başladım ağlamaya. Kontrolsüzce. Sesin yüksekliği arttıkça benim de kontrol iyice uçup gidiyor. Salonun dip kısımları neredeyse bomboş. Ben ne yapacağımı bilemiyorum, o kadar ısrarlı bir ağlayış ki bu, çevredeki tek tük insan şaşırıp yüzüme bakakalıyor. Bir on dakika sonra sakinleştiğimde gidip kardeşimi buluyorum. Zaten o sırada konser başlıyor, yabancılaşıyorum. Farklı bir ruh hali var üzerimde, pop hiç gelmez bana o anda.

Özkök’ün arya seçimleri şu veya bu şekilde eleştirilebilir. Ben çok beğendim ve dün de uzun uzun ağladım. Tam yüreğimde çınladılar.

marruu

16 yorum:

Köşenin Delisi dedi ki...

Hepsi çok hoş da... Ertuğrul Özkök bomzuş işi. Hiçbir şeyini almam o adamın. Hele ki sanat ve o... hiç yanyana getiremiyorum.

Köşenin Delisi dedi ki...

"bomzuş" bozmuş demek tabii

Sem dedi ki...

Sevgili Miso, opera da tek ağlayanın ben olmadığını görmem içimi rahatlattı:)) Sevgiler

Biyonikkedi dedi ki...

Ne güzel !

endiseliperi dedi ki...

misooooooo,
dün gece bir ara msn'yi açınca yağmur'un online olduğunu gördüm. ilk sözü, "ne tesadüf değil miii!!!, oldu:)nasıl, güzel ders anlatıyor mu miso hanım, dedim hemen. süperrr, dedi. müthişmişsin. hem çok enerjik, canlı, karakterli, kaliteliymişsin. ne dese azmış. umarım yıl sonuna kadar böyle zevkli ders yaparız, dedi:))

ne güzel böyle öğretmen olmak. aferin, diyorum size miso hanım'cığım. valla, ne hoş.

ben hiç arya dinleyip ağlamadım, sanırım. oysa ne çok isterim o romantik filmlerde, yeni tanışan çift operaya giderler de hani kız arya dinlerken kendini tutamaz, ağlar, bu müthiş hassasiyetin gözyaşları, müstakbel ilişkilerinin bir göstergesidir, hani, işte böyle olmayı. ağlamaz mıyım hiç? çoook, her şeye ağlarım. bir filmde ağlayan biri olmasın, benim gözlerim de şıpır şıpır akmaya başlar. dur ben derhal youtube'u ziyaret edip, kendimi arya hassasiyet testinden geçireyim:)

miso'cuğum, nedense öyle sevindim ki, yağmur senin hakkında öyle coşkuyla güzel şeyler söyleyince. iyi şeyler duymak insanı çok iyi hissettiriyor.

öpüyorum, çok sevgiler.

miso dedi ki...

Delicim,
Adamı seven kim? Ama belli bir düzeyde olduğunu nasıl reddedebiliriz? Yani geçmişine bakınca, okuduğu-yaşadığı yerler filan ciddi bir birikim yapmış olmasını garantiliyor bence. Ha, politik görüşü ya da soyadına bile yansıyan sosyal yaşam tercihi hakkında cidden ağzımı bile açmak istemiyorum. Kalsın.

Sevgili Sem, hoşgeldiniz,
Operada ağlarım ben, hem de ne ağlamak. Burnumu çekmem ama, saygı duyarım yani :) Ses beni çok etkiliyor, inanılmayacak kadar.

Biyocum,
Teşekkürler canım.

Pericim,
Hmmm, nasssıı iyi geldi şimdi bu bana:) Uç-miso-uç oldum. Ne güzel şeyler söylemiş Yağmurcum. Benim de onun hakkında söyleyecek bir ton şeyim var. Hatta ufak bir de mektuplaşmışlığımız oldu. Çok yetenekli ve duyarlı olduğunu düşünüyorum.

Ben aslında sınıfta kıvamımı buldum yine. Bir kaç müfettiş var hala, süzüp duruyorlar, biraz samimiyetten uzak gibiler. İlk dönem hocalarını özlüyor olabilirler, bilmiyorum, doğal bir şey sonuçta. Ama sınıfın yüzde doksanıyla kaynaşmış durumdayız. Artık samimiyetime ve iyi niyetime inanıyorlar. Onlar da birbirleriyle kaynaştılar. Kulak memesi kıvamına geldik. Şimdi bütün iş kitap getirmelerini ve ödev yapmalarını sağlamakta. Birinci sınavda "çok biliyorum sanan kevgiler" portresi çizmesinler de sonra... Arya işine gelince... Ya pericim, hiç dayanamadığım bir şey aryalar. Böyle yüreğim deline deline dinler ve ağlarım. Bir de tabi ben de ota moka hiç bir fırsatı kaçırmadan ağlayan arızalı bir insanım. (Bu arada, Yağmur yetmez, bizi kesmez, darısı Atakuş ve Arçil'in de başına :))

marruu

gülçin dedi ki...

ah misocum, çok hoşsun yahu. istanbul'a bir geldiğinde seninle süreyya operasına gidelim,locada oturalım, rahatsız kırmızı koltuklarda, ama olsun, tavan süslemelerine bakalım, ihtişamlı avizelere filan, sonra çıksınlar sahneye okusunlar anacığım, ağlayalım beraber.

sevgiler

Adsız dedi ki...

merhaba,
sevgili endişeliperinin sayfasından genetik kedisever olarak "misokedim"i keşfetmiş sessizce çok keyifle okuyordum. opera sevgim,tutkunluğum hep çok yalnız kalmıştır. ama bugün sizi okuyunca nasıl coştum, mutlu oldum ve çoğaldım. daha da çok sevdim misokedim'i. bencede operadaki insan sesinin büyüsü tarifsizdir.
(konumuz bu değil ama:) benimde 7 yaşında ilkokul 1'e giden arçil adında oğlum var. ılgaz sohbetlerine de ayrıca bayılıyorum. benzer durumlar yani.)
sevgiyle... necla

gaykedi dedi ki...

benimde gözlerim dolar dinlerken bazen, hele şu tom hanks'in antonio banderas'la sevgili oldukları, oscar'lı philadelphia filminde ölmeden önce son günlerini yaşayan tom hanks'in, denzel washington'la beraber dinledikleri "La Mamma Morta" ve o sahne, öykü bitirir beni :p

ulku dedi ki...

Ah, Miso'cum, İnsan sesinin muhteşemliğini farkedip duygulanan yalnız ben ve birkaç meraklı arkadaşım değilmişiz. Ben operayı çok severim. Benim de gözlerim dolar. Ve hele koro dinlerken hissetiklerimi anlatmama kelimeler yetmez. Ne ilahi bir sestir o. İnsanlar biraraya gelmiş, işte biz böyle güçlüyüz der gibi. Anlatmak zor, hissetmek gerek. Sana katılıyorum, Sertab gerçek bir opera yıldızı olabilirdi bizi dünyada temsil eden. Kendi seçimi, ama yazık oldu bana göre de.
Sevgiler oğluna ve sana. Ve anladığım kadarıyla çok ta iyi bir öğretmen olduğun sonsuz sevgiler.

ekmekcikız dedi ki...

Misoo, dinle, ağla, gökyüzüne er...
Valla ya, keyif senin.
Sadece o zat'ın seçtiği müzikler olarak lanse edilmesi, sinir geldi, bana. Yoksa, sen zaten bilirsin onları, seversin, yahu!
:))

Goddess Artemis dedi ki...

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN!

miso dedi ki...

Gulçincim,
Gidelim valla. Daha ne isterim ki? O ortamda koltukların rahatsızlığı mı hissedilir? Ben böööeeğğ diye ağlarım ama, haberin olsun. Ya da sarılır ağlarız, olur mu? :))

Sevgili Necla, hoşgeldiniz,
Opera sevgisi cidden yapayalnız bir duygu. Örneğin ben etrafımda evvvet, severim diyen bir insan evladı bulamadım henüz. Sizi mutlu ettiğim için ben daha da mutlu oldum. Ne yazık ki zaman zaman bunu sosyetik bir aktiviteye dönüştüren insanlar olduğunu bile görüyorum. Çok sığ geliyor :( Sıpaların aynı yaşta olması ne güzel! Aynı tornadan çıkmış şekerlemeler; tadına doyum olmuyor, değil mi? (Bu arada bugüne kadar peri'ye soramadım; Arçil ne demek? Ve Türkçe mi?) Her zaman beklerim, çok çok sevinirim.

Sevgili ülkü,
Ne kadar iyi etmişim bu yazıyı yazmakla dedirttiniz bana. O kadar sevindim ki... Koro da bambaşka bir dünya cidden. Benim sesim yoktur pek; ama eğitimle bir yerlere gelmiştim lisedeyken. Korodaydım, süper şeyler söylüyorduk. Yani çok başarılı değildik ama çok keyifliydi. Sertab konusunda katılmana da sevindim. Pop ve opera: Karşılaştırmak bile lüzumsuz, değil mi?

Ekmekçikızım,
Yok yahu, bu adamın savunucusu gibi olmayayım. Hiç de haz etmem. Öz köşk zamanlarını biliriz, gayet de illet oluruz. Ama müzik zevki ayrı bir şey, değil mi? Güzel seçmiş adam, ben hakkını yemeyeyim demiştim yalnızca.

Goddesscim,
Hepimizinki kutlu olsun. Ve aydınlık olsun. Hıyar kocalara ölümmm.

marruu

Adsız dedi ki...

türkiyeli gürcüyüz. arçil'de gürcüce bir ad. arçil adı benim için şifre ya da anahtar oldu blog dünyasını keşfetmemde. bu sayede sevgili periyi tanıdım. sonra onun sayfası blog dünyasına açılan pencerem oldu dostluğuyla birlikte. şimdi sizinle olduğu gibi.. ılgaz'ı öpüyorum.
sevgiler. necla

Elif dedi ki...

Birseyler yaziyorum, siliniyor. Sinir oldum!!!!!!

Neyse, cok de derin birseyler yazmamistim. ama yazmistim iste. :oP

www.elifsavas.com/blog

miso dedi ki...

Sevgili Necla,
Çok özür, yorum bırakmakta bu kadar geç kaldığım için. Bir sonraki yazıya geçince buraya bıraktığınız yorumu unutuvermişim. Kulaklarımı çektim :) Bilgi için teşekkürler, ben de Arçil'i öperim.

Sevgili elif
Bazen böyle oyunlar oynayabiliyor bu sinir illeti bilgisayarlar. Ne desem boş. Keşke silinmeseydi yorumun :(

marruu