15 Şubat 2009

Barcelona 2: Hediyelik Eşya ve Eşyacılar


Bundan kaçış yok; ne kendi içimizde, ne de diğer yaka bağlamında. Bir şeyler almasak içimize sinmeyecek. Ve illa ki küstürücez insanları. Her şey de çok klişe ve pahalı. Aslında “pahalı” kavramını zorluyor bu şehir. Cidden pahalı.

Bir akşam saat 8 gibi bir hediyelik dükkanına giriyoruz. Hediyelik dükkan sahiplerinin hepsi Hintli, ya da öyle görünüyorlar. Aslında bu da bir sürpriz bizim için; hiç bu kadar Hintli olduğunu düşünmemişiz Barselona’da. Gerçi şuralı vardır da buralı yoktur diye de düşünmüşlüğümüz yok ama şaşırıyoruz işte.

Dükkanda bir çocuk bize yardımcı oluyor. Eşlere ve Ilgaz’a tişört bakıyoruz ve söylüyoruz da adama. Birazdan Burcu ya da ben bir tişört için bunun mavisi var mıdır filan gibi bir şey soruyoruz kendi aramızda. Dükkan sahibi, “yeees” diyor. Neyy, adam Türkçe anlıyor. Nereden anlıyor? Dükkana gelip giden Türklerden; anlıyor ama konuşamıyor. Nerelisiniz, İstanbul’lu mu? Yok, Ankaralı. Siz? Hindistan’dan gelmiş ailesi, 45 yıl önce, çok seviyormuş Barselona’yı filan. İyi, diyoruz, çok uzatmaya gerek yok, ama adam sohbet etmek istiyor. Evli değilmiş, bulamamış, o özel kişiyi arıyormuş. Bu arada kocalara tişört bakmaya devam. İkiz misiniz? Gülüyoruz, ben seviniyorum ama Burcu hayvanı hemen, “o benden 7 yaş büyük,” diyor. Şunun bir büyüğü var mı? Eşiniz uzun mu? (Senden bir kafa uzun) Evet, uzun, ikisi de uzun. Bir boy büyüğüne bakıyoruz…

“Bize gidelim isterseniz?”
Pardon? Adamın suratına bakıyoruz. Tişörtleri almışız, hiç ummadığımız bir indirim de yapmış.
“Evim yakın ve çok geniş, rahat ederiz” diyor. Hangi bağlamda rahat edicez, anlamadık. Yok, anlamak istemedik.
“Hayır,” diyoruz. “Evliyiz biz, anlatamadık galiba,” türü bir şeyler geveliyoruz, tişörtleri alıp çıkıyoruz.

Eh be gerizekalı, bizim bu tarz bir fantazya arayışımız olsa senin üç metrekare dükkanına gelip “evliyiz, kocalara ve oğluma tişört bakıyoruz” der miyiz? Hani Miso-Burcu-Barselona/Burcu-Miso-Barselona peşinde koşuyor olsak yüksek bir yerlere çıkıp şöyle ressamından müzisyenine bir şeyler bakmaz mıyız? Biz ki Alain Delon’u bile görmüşüz etten kemiktenn… Pizza yediğimiz restorandaki garson da pek şekerdi ve pek asıldı ama evliyiz ulan işte, çocuk bile var. Bende var, Burcu’da da planı programı ve ciddi boyutta isteği var sonuçta.

Artık hediyelik eşya alma işini son güne bırakıyoruz; sıtkımız sıyrılmış. Pıhhhh. Daha önceki dükkanın önünden geçerken adamın kasanın başında burnunu karıştırdığını görüyoruz ve gülüşüyoruz. Kaç Miso, Kaç Burcu… Son gece bir yere giriyoruz. Mumluklardan birinin üzerinde fiyat yok. Burcu bana “bu ne kadar acaba?” diyor. Dükkan sahibi arkamızda bitiyor. “Gerçek price dokguz dokgsan beş, baci price yedi dokgsan beş.” Yuhhh, diyoruz, herifler ciddi ciddi Türkçe anlıyor ve hatta bu konuşuyor da. Bu adam da Pakistanlıymış. Ama bu bacci lafi çok komik, bir ara bir şeye bakmak için yere çömeliyoruz, ben gülmekten neredeyse yere düşüyorum. Adama bu ne kadar diye sordukça adam marah etme baci, filan deyip elimizdekini yana koyuyor. Burcu, “baci baci diye diye sokacak bu bize ama, dur bakalım,” diyor. Artık gülmekten altıma edicem; var gücümle bu felakete direnmeye çalışıyorum. Sonra bize bir şeyi Türkçe nasıl söyleyeceğini soruyor. Burcu pratik bir şekilde kısacık bir şey söylüyor, ben ağdalısını yumurtluyorum. Adam bana yooohh deyip Burcu’nun söylediğini yazıyor. Sonradan ezberleyecek besbelli. Doğru yazıp yazmadığına bakıyoruz ama sağdan sola yuvarlacık şekiller kullandığı için bir halt anlamıyoruz.

Sonuç 1: Bu bizi evine davet etmiyor. Hayvan değil. Ve 120 euro gibi bir tutarı 90 küsura indiriyor; ki hakikaten hiç beklemediğimiz bir şey. Tam bacci price oluyor.

Sonuç 2: Tatilin son gecesi içimizde gülmeye ayıracağımız ne kadar enerji varsa tüketiyoruz. Uzundur bu kadar gülmemiştik. BACCİ Burcu, BACCİ Miso.

marruu


16 yorum:

zerrin dedi ki...

bilemiyorum ki kahkaha nasil atilir kelimelerle

figen dedi ki...

bu size bayağı bir gider darısı diğer turlara:)bir dahakine bende geleyim çok ihtiyacım var!!

Ekmekcikız dedi ki...

Baccim benimmm!!!!
:o))

asliberry dedi ki...

Hayır, Barcelona'ya gidicem, cillop gibi bir İspanyol yerine bir Hintliyle!

Asla.

ali*kayhan - sorgu*sual dedi ki...

Ah şu dünyanın hiçbir zaman karizmatik olamayacak halkları ah! Bu halkların kırılan umutlarını düşündükçe içim parçalanıyor. :(

elektra dedi ki...

senin maceranın ilk levelında alain delon fena olmuş tabii baciiiim:)
not: dün vicky christina barcelona filmini izledim woody'nin. izlerken gaudi falan her ayrıntı da sen aklıma geldin yahu:) bu arada filmin kahramanı da tanışır tanışmaz bizim eve gidelim diyordu ne ilginç. ama onun evi güzel allah için:P.

Evin Kedisi dedi ki...

E Barcelona kızım bu boru mu?! Hemen beğenilen düdüklenir misali :))) Ama pek bir açıkmış şansımız bakıyorum da...Adam kendi kendine biri diğerinden yedi yaş büyük olan ikiz fantazisi yapmış :))))) Çok güldüm çooookkk!

Lapis lazuli dedi ki...

Harika olmus bu gezi Miso'cugum, yaziya dokusun de harika, keyifle okuyorum, yaz yaz daha yaz!

gülçin dedi ki...

miso bacci,
günlerdir şu maceranın devamı olsun da elimde kahvemle bir okuyuşta bitirivereyim diyordum. şu anda bitirdim, kahvem de soğudu. şiştim de acık. neyse javier'e rastlamadan dönmeniz belki benim de bir şansım olabileceğini gösteriyor :)) kız kıza kaçamaklar gibisi yok, yaşasın kızkardeşlik, yaşasın akdeniz ruhu!

sevgiler.

miso dedi ki...

Zerrincim, çok teşekkürler. Kelimelerle nasıl kahkaha atılır ben de bilemedim ama inan adamın gözlerin önünde iki büklüm kahkaha atmak pek şık olmadı :)

Figencim,
Buyur, bekleriz. Bir dahakini ayarlayalım hemen haber ederiz :)) (Ayy inşallah, allah söyletti bak)

Ekmekçikızım,
Canım benim, baccilerin baccisiii :))

Asliberrycim,
Aslında yorumunda senin değindiğin noktaya ben de değinecektim. Filmi de seyretmişken hani farklı ümitler filizlenmişti kalbimde :) Ama bir Hintli, assla filan diyecektim ki duruverdim. Şimdi dedim yanlış yunluş anlaşılır, şunla bunla suçlanırız. Hem bütün iş karizmada zaten; milliyetin ne önemi var. Bak Javier'e, klasik anlamda yakışıklı mı? Oysa oysa, biz de restoranda otururken kırmızı gömleğiyle gelseydiğ... Bize gele gele burun karıştıran uyuz geldi :)

Sayın alikayhan sorgusualamahiçyazmazoğullarından,
Hoşgeldiniz, uzun süredir ilk defa şeref verdiniz. Ve fekat yine boyamışsınız bizi baştan aşağıya. Oysa ne yaptık ki biz? Herkeşi de beğenmek zorunda mıyız? Bir de tabi her kırılan umudu tamir etmeye kalkışsak nice olur şu halimiz? dımbır dımbıırr

Elektracım,
Ah elektracım, adam hala muhteşem görünüyordu. Keşke o da deseydi bize gidelim diye. Hem çok yakındı cidden, aynı apartmandaydık. Müdürüm kusura bakmasın, pek düşünmezdim herhalde. Burcu'yu da ekmekle süt almaya yollardım; madem daha küçük olmasıyla bu kadar övünüyor, mükellef olduğu işlere de koşardı güzel güzel :))

Evinkedisicim,
Barcelona valla :) Biz sıyırttık geçtik bu düdüklenme işinden. Yaş geçmiş kedicim ya, yoksa gençler şekerlemeydi valla :) Adam? İğrenç herif, ben onu fantazi yapacaktım ama... Evet ya, ikiz mikiz ayağı çekti bir de bize. Evde kameranız da var mı? Hıyara bak...

Lapiscim,
Çok teşekkürler. Bir iki bir şey daha kaldı. Azıcık toparlayayım yazıcam inşallah :)

Gülçincim,
Kahvene yazık etmişiz ama iltifatınız da başımızı göğe erdirdi :)) Şişme şişme, ah o Javier hepimize yeter. Bence... :) Ya bir de cidden yaşasın kızkardeşlik; bendeki harika valla. Kocaları gömüp bir süre birlikte yaşadıktan sonra beraber ölücez inşallah :))

marruu

Andy_Dufresne dedi ki...

yorum : :)))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))
okurken tüm kareler gözümde canlandı ve dağıldım resmen :)))) elinize sağlık BACCİ :)

figen dedi ki...

misocum ödülün var!

miso dedi ki...

Andycim,
Darısı başınıza efendim :)

Figencim,
Çok teşekkür ederim. Koltuklarım kabardı, purrr purrr öttüm :)

marruu

kıvır dedi ki...

Ben de tam bunu ikincisi bu aralar gelmezse bir daha hiç gelmez diyordum ve geç de olsa okudum.Üçüncüyü bekliyoruz baccım.

Bir de sayın alikayhan sorgusualamahiçyazmazoğullarından, ezilen halklar ile ilgili birşeyler yazmış ama kendisine kur yapanlar genelde sarı saçlı mavi gözlü svetlanalar olduğundan kelli empati kurmayı becerememiş belli ki.Oysa halkların kardeşliğinin temelinde empati yatar değil mi BACCİM.

Arkandayız pek muhterem miso hanmfendi...

Köşenin Delisi dedi ki...

hahahahaha :D hiç güleceğim yoktu Kıvır :)))))

miso dedi ki...

Şimdi kıvırım,
Sayın alikayhan'ın sitemindeki samimiyetten hiç birimizin şüphesi yok. Hissettikleri budur belki ama senin söylediklerin de kuşku götürmez valla. Bir de tabi kendisi Evropa görmüş, bir kaç çiçekten de bal almış bir kişi olarak, halkım filan derken aklı fikri de doğal olarak sürekli oralarda kalmıştır. Yani o kadarını da yakınları olaraktan mazur görmeliyiz bence.

Delicim,
Gel de alikayhanın yüzüne de gülelim. Kıvır da bize destek atar zaten Sorgusuz, sualsiz yani :)

marruu