26 Kasım 2006

Ağlarım kardeşim, allahallah

Biliyorum geç kaldım bunu yazmakta; ama yazmadan edemeyeceğim.
Geçen çarşamba annemle çarşıya çıktık kardeşimin düğününe elbise almak için. Annem sağolsun, üç yaşında, acıkmış, uykusu gelmiş, kimse onunla bir saniye bile ilgilenmemiş bir çocuk edasıyla onu istemem, siyaha elimi bile sürmem, bu sarktı, bu bilmem ne diyerek beni bitirdi. Ama ne bitiriş. Sadece bununla da kalmadı, benim zaten içimi kurutan, göz yaşlarıma zor hakim olduğum bir sürü konuda da türlü çeşit yorumlar yaptı ve yorum talep etti. Hiç bir şey alamadan ayrıldık.
Okula gittim. Canım okul. Sığınağım orası benim ya. (Bazen bir karavanda yaşasam beni atarlar mı diye düşünüyorum.) Gidip bir şeyler yiyeyim bari ders öncesi dedim. Gittiğim yerde bir öğrencimle karşılaştım, "aa hocam, nasılsınız?" dedi. "İyiyim sağol, sen nasılsın?" dedim ve ayrıldık. Elimde tabak kalakaldım. Yok ya, hiç iyi filan değilim aslında, b.k gibiyim dedim kendi kendime ve musluklar açıldı. (Tabi o anda dışarıdan nasıl göründüğüm şimdi gözümün önüne geliyor da, gülesim geliyor: elinde tabak, hüngür hüngür ağlayarak açık büfeden tabağına marul, patlıcan salatası vs koyan bir kadın.) Parayı ödemek için sıraya girdim, önümdeki beni önüne aldı apar topar (aman, kadın deli olabilir, nasıl ağlamak bu kardeşim diye düşündü muhtemelen). Elimde yemekle dışarıya çıktım. Soğuk iyi geliyor bu tip durumlarda, sakinleşip içeri girdim. Ama orada da T'yi gördüm. Anında açıldı musluklar. O zavallı da ne diyeceğini bilemeden suratıma bakıyor. (Tabi ilk düşünce çoook korkunç bir şey olduğu; ben neye üzüldüğümü söyleyince de muhtemelen hafif bir öfke dalgası sarıyor herkesi ama nezaketten henüz bunu ifade eden olmadı) Ya hocam, bırakın olacağına varsın, bu kadar üzülmenize değer mi? dedi o da. Tamam dedim, haklı olduğunu da biliyorum, ve değiştiremeyeceğim bir şeye bu kadar üzülmemiştim uzun zamandır zaten. Ama engel olamıyorum, gerçekten de kontrol edemiyorum bunu. Ben gidiyorum, dedim. Gitmeyin diyecek ama diyemiyor, nereye gitme, derse girmem gerekiyor. Halbuki kalsam, hiç bir şey demeyecek, benim bir şey söylememi bekleyecek, ya da hiç konuşmadan oturup duracağız. Ve birbirimize iyi geleceğiz. (T'yle hep böyle zaten, bana o kadar iyi geliyor ki)
Gözler kırmızı japon, burun takriben normalin iki katına ulaşmış silip çekmekten (ki normali de ebat olarak hiç fena değildir hani) bölüme gittim. Güya kimseye görünmeden yukarı çıktım. Biraz sonra birim başkanımızın bile kulağına gitmiş, kadın beni görmeye öğretmenler odasına kadar çıkmış. Ya utandım artık, hem ağladığıma utandım, hem insanlara ne diyeceğimi bilememekten utandım.
Bir de sıkıldım aslında. Ben bununla mücadele etmeye çalışıyorum, ruh halimi bastırmaya uğraşıyorum veya kendi kendimi tedavi etmeye çabalıyorum ama bir yerden patlak veriyor. Becerebilsem böyle ağlar mıyım ortalık yerlerde? Çok zor geldi insanlara açıklama yapmak. İyi niyetlerinden hiç bir şüphem yok ama söyledikleri hiç bir teselli benim için yeni değildi ve hiç iyi gelmedi. Aksine sıkıldım. (Hepsinden değil ama, okuyanlar kıllanmasın sakınnn:))
Şimdi daha iyiyim. Bir de hormonal zıplamaların eşiğindeymişim, o da tetiklemiş biraz. Şimdi gerçekten çok daha iyiyim.
Bir dahakine evde ağlıycam zaten. Ya da bir kaç güvenilir insanın arasında.
:)

2 yorum:

figen dedi ki...

benimde yaşadıklarımdan öyle çok ağlamaya ihtiyacım varki gel birlikte sarılıp ağlayalım.

miso dedi ki...

Figencim ya, ağlamak cidden iyi geliyor. Biraz da çözemeyeceğim şeyleri kabullenmek iyi geldi:)
Hakkaten, birbirine sarılıp ağlamak ne büyük bir lüks. Yaşasın kadınlıkkkk!!!