28 Aralık 2006

Bir anı

6 Kasım 1997. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesindeki binamızın bodrum katındaki, asla açamadığımız vasistas camlarla havalanıp aydınlandığımız sınıfımızdaki öğleden sonraki dersime geldiğimde zaten ortalık polis kaynıyordu. Binaya girdiğmide koridor boyunca yürüyen/koşan yüzü maskeli, ellerinde beyzbol sopası uzunluğunda tahta sopalar bulunan erkek öğrenciler gördüm. Koridorda toplam 3 sınıftık. Öğretmen arkadaşlardan biri ders başında kapısını kilitler, 4 saatlik dersini 2.5 saatte öğrencilerini hiç bırakmadan yapar, sonra da çekip giderdi. Derse geç kalan adam o günü tamamen kaçırırdı.
İlk dersimi yaparken üst kattan koşturma sesleri geldi. Koridora baktığımda o arkadaşın 2 öğrencisini bekler halde gördüm. "Hocam, olay çıktı, hoca bizi içeriye almıyor, yukarıya da çıkamıyoruz, çaresiz kaldık," dediler. Girin benim sınıfa dedim. "Ben bir yukarıya bakıp gelicem, sınıftan çıkmayın, kapıyı kilitleyin, gelince açarsınız," dedim. Üst kata bir çıktım ki, maskeli çocuklar kapılara barikat kurmuş, ellerinde taşlarla bekliyorlar. Hemen aşağıya indim, sınıfa girdim ve çocuklara durumu anlattım. Bu arada öğrencilerden birinin sınıfta olmadığını farkettim. Bu çocuk Gazi'den ayrılıp Ankara Üniversitesine gelmiş yaşı daha büyük bir çocuk. Biraz da fevri bir tip. Sinir oldum tabi, "yok yere başına bir şey gelecek, ben çıkma demedim mi?" filan diye söylenirken koridorda görüp içeri aldığım o iki çocuğa takıldı gözüm. Tipler hala palto, atkı, bere oturuyorlar.
"Oğlum siz niye böyle oturuyorsunuz?" "
"E naapalım hocam?"
"E polis girerse ben nasıl herkes benim sınıfımdan diycem? Soyunsanıza."
"Soyunalım mı hocam?"
"Oğlum salak mısınız, paltolarınızı çıkartsanıza, neyi soyunacaksınız?"
"Ay pardon hocam."
O sırada koridorda koşturma sesleri duyuldu. Koşan kişi bizim sınıfın kapısı dahil bütün kapıları denedi. Daha sonra daha çok ayaktan çıktığı belli olan koşturma sesleri duyuldu ve kapımız çalındı.
"Kim o?"
"Çevik kuvvet, açın."
Kapıyı açtığımda gerçekten de kapı kadar bir adamla karşılaştım. Bir de üzerinde kabarık siyah plastikten bir şeyler, adam devv gibi.
"Ben hocayım."
"Siz mi?"
"Evet..." (Beğenemedin mi? Boyla mı oluyor bu iş, kuş kafa)
"Bunlar sizin mi?" (Öğrencileri kastediyor)
"Evet."
"Hepsi mi?"
"Evet."
"Emin misiniz?"
"Evet." Suratına baktım. (yusuf hafiften geldi) Başka diyecek hiç bir şey yoktu. İyi, dedi son olarak. O iki tip sappppsarı olmuş, köşelerinde oturuyorlar. Alınları boncuk boncuk terlemiş. Paltolarıyla kalsalar alıp götürecekti polis, eminim yani. Polis çıktıktan sonra bir süre hiç konuşmadan oturduk. Bir kız öğrenci çok heyecanlandı, ağlamaya başladı. Sonra yavaş yavaş gevşediler, konuyu yorumladılar filan. Tipler daha 17 yaşında, bir çoğu ailesinden yeni ayrılmış, ödleri kptu tabi. O iki öğrenciden halâ çıt çıkmıor. "Bunaldıysanız üzerinizdekileri çıkartın," dedim.Aval aval baktılar suratıma. "Hocam soyunalım mı gene?" demez mi bir tanesi. "Oğlum daha neyini çıkartacaksın, şaka yaptım," dedim. Öbürü daha bir kendinde, paltoyu çıkarttıkları için hala orada olduklarının bilincinde, "hocam çok sağolun, siz söylemeseniz valla aklımıza gelmezdi. Kendi hocamıza yalvardık, bizi içeriye almadı, biz de o şaşkınlıkla burada ne yaptığımızı bilemedik," dedi.
Tekrar yukarı çıktğımda her tarafta cam kırıkları vardı. Cam kapılar kırılmış, kolçaklı sandalyeler hasar görmüş, her taraf birbirinde. Tabi insani hasarın boyutlarını bilemiyorum, hiç bir zaman da öğrenemedim.
Beni üzen tek şey kapıyı içeriden kilitleyip içeri girmeye çalışan çocuğa açmamak oldu. Açsam kurtarmam mümkün olmayacaktı, polis hemen arkasından aşağıya inmişti çünkü; benim sınıfıma girdiğini mutlaka göreceklerdi. sonra beim sınıfa girip o çocuğu KİBARCA dışarıya alacaklardı. Hiç bir şey görmedikleri halde bu kadar terörize olmuş çocuklar, muhtemelen 1 hafta kendilerine gelemeyeceklerdi. Belki benim sınıftaki öğrencileri, hatta hoca olduğuma ihtimal vermedikleri için beni bile hırpalayacaklardı.
Hiç bir şey yapmayan çocukları korkyabildiğim için iyi bir tecrübe, o çocuğun koridorda kendisinin iki katı biri tarafından sürüklenerek götürülmesini seyretmek zorunda kaldığım için kötü bir anı olarak kalbime kazındı.

13 yorum:

figen dedi ki...

misocum hemen hemen aynı şeyleri yaşamışız fark; okul hacettepe, yıl 1996 ve ben öğrenciyim .bizdede çıkan olaylar sonrası, model çalışması sırasında 2 öğrenci atölyeye sığındı ve atölyeyi jandarma bastı, hatta göğsüme silah bile dayandı.Jandarmalardan biri leğende duran killeri gösterip komutanım işte bunlar taş atmış diye bağırıyordu.Bizi kurtaran tek şeyde askerden yeni gelen hocamızın soğukkanlılığıydı(temizlikçimiz öğrenci sanılıp coplandı).senide tebrik ediyorum cesaretin için..(

Köşenin Delisi dedi ki...

Sanırım Figen'le aynı dönemlerde Hacettepe'de bulunmuşuz çünkü ben de Beytepe'de öğrenciyken (1994-1998) taşlı-sopalı bi olayın ortasında kalmıştım. Tabii seke seke binaya girmiştim hemen ve kendimi bölüme atıp bi sınıfa kapanmıştım. Sonra kapı açılmış ve karşımda bi jandarma belirmişti...adam bana baktı, ben adama baktım, sonra çekti gitti... tipime bakıp "bu kimseye taş atamayacak kadar donuk ve ürkek görünüyo" diye mi düşündü yoksa başka bi şey mi oldu bilmiyorum, ama epey korkmuştum.

Dufresne, dedi ki...

Koridordan gelen çığlık kafaya inen copla birlikte yerini acı bi inlemeye bıraktı. Sonra birden heryer sessizleşti. Herkes anlamsızca birbirinin yüzüne bakmaya başladı, bayıldı galiba dedim içimden...Belki tarihi unuturum bi gün, yada orda olan yüzlerin bazılarını da net hatırlayamayabilirim ama o iniltiyi asla unutamam. İnsan sesinden çok ölmekte olan bi hayvan inlemesi gibiydi ses yada belkide vurulan hayvani darbeye insancıl bi tepkiydi sadece.

miso dedi ki...

Ya ben bu adamlardan hiç dayak filan yemememe rağmen şimdi trafik polisi görünce bile heyecanlanıyorum :(

Dufresne, bak bunamışım, ben çığlığı hatırlamıyorum, sadece çocuğu götürüşlerini hatırlıyorum. Bir de adamlar insanüstü bir iriliğe sahiptiler.
Bu arada sen soyunmayan kazları hatırlıyor musun? :)

Dufresne, dedi ki...

Semih ve ismail in olduğu köşeye 2 tane adam geldi onları hatırlıyorum ama soyunmayan kızları tam hatırlayamadım şimdi. Ama zaten prensip olarak soyunan kızlar kalır hep aklımda , eğer soyunmuş olsalar kesin hatırlardım :))) siz diyosanız öyledir :)

Köşenin Delisi dedi ki...

Polisten ben de çok ürküyordum önceleri, Kızılay'da güruh halinde panzerlerin yanında falan görünce özellikle; ama son birkaç aydır Kızılay'da polis görmeyince asıl o tuhaf geliyor ve allah allah bugün niye toplaşmamışlar diye düşünüyorum :))

cenebaz dedi ki...

Ben 78-79'da İst. Ün. Edb. Fak. deydim. Aynı binada Felsefe bölümünde solcular, Tarih bölümünde ise sağcılar ağırlıktaydı. Olay çıkmadık, koridorlarda kan görmediğimiz gün yoktu. Ben de 16 yaşında bir tıfıl olarak korkudan ertesi yıl tekrar sınava girip İzmir'e anamı babamın yanına dönmüştüm. En azından İktisatta yalnızca sol fraksiyon çatışmaları oluyordu. Bu çatışmalarda genelde ders ya da sınav boykotu şeklindeydi.

herackles dedi ki...

miso hanım,
bölüm nedir?

gaykedi dedi ki...

Gaykedi' den Mutlu Yillar :)

Adsız dedi ki...

*<*>*<*>***S.M.B.Y.D.***<*>*<*>

*&*/*&*/***K.B.K.O.***&*/*&*/*&


K.D.S.M.


T:)))

miso dedi ki...

ODTU hazırlıkta döve döve ingilizce öğretiyoruz herackles. İng lazım mıydı? :)

Tcim neler yazmışsın öyle? İlki sanırım sağlıklı, mutlu, başarılı yeni yıl dileği :)???
İkincisi de Kabak batlıcan koydum olmadı gibi bir şey mi? Öpüyorum çok.

Gaykedi, sana ve Nakhar'a da iyi yıllar. mutluluğunuz daim olsun.

*&*/*&*/***K.B.K.O.***&*/*&*/*&

Adsız dedi ki...

1.açılım doğru bildiniz,prafo efeeem.
S ağlıklı B aşarılı M utlu Y ıllar D ilerim.

E ama aşkolsun yeniyıl ile neyi birarada kutladık Misooo:(

2.açılımın anlamı da:
K urban B ayramın K utlu O lsun'du.

K.D.S.M
Ben de öperim:)))
T.

herackles dedi ki...

Sizin mesleğe yakın diyelim Miso Hanım, ama branşlar aynı olmasa da mekanlar aynı.

Sevgiler ve lütfen gmail adresinizi kullandığınız yeni sisteme geçin, böylece her şey daha az zamanınızı alacak :)