27 Aralık 2006

Uçaaak

Hiç bir zaman bayıldığımı söyleyemem. Hatta küçükken daha bir rahatsız olurdum. Özellikle de iniş ve kalkış sırasında. Bu yaz bindiğimizde korkumu Ilgaz'a öğretmemek için gayet sakin bir şekilde oturdum yol boyu. Tabi o da baktı ki herkes rahat, dışarıyı seyretti, ikram edilen herşeyi silip süpürdü, vır vır konuştu ve olaysız bir şekilde ilk yolculuğu tamamladık.
Bu cumartesi kız kardeşim için verilecek yemeğe katılmak için bir günlüğüne Kıbrıs'a gittim. Pazar günü de annem ve babamla birlikte geri döndük. Esenboğa havalimanına gittiğimde büyülendim. Harika olmuş. Bir kere artık hiç kimse uçakların durduğu yere inip koşturmuyor. Herkesin çıkış salonu var. O salona körük yanaşıyor ve salondan direk körüğe geçilip uçağa biniliyor. İkincisi havalimanı personelinin tavrı. Son derece pozitif olmuşlar. X-ray cihazından geçerken vik vik öttüm. Bir kere daha geçmemi rica ettiler. Gerçekten de rica ettiler. Sonra da "endişelenmeyin, sanırım fermuarınız öttü," dediler. Ben pek endişelenmemiştim ama pek kibardılar. (Ya da kokoş saçlarım, kırmızı ojeli ellerim koştu imdadıma:) bilemiyorum)
Uçak kalktığında da her şey yolundaydı. Fakat yaklaşık kırk dakika sonra muhtemelen basınç değişikliğinden başıma korkunç bir ağrı saplandı. Hemen arkasından da bir o kadar korkunç bir mide bulantısı. Şakır şakır terlemeye başladım. Ama nasıl bir terleme, resmen aşağıya süzüldüklerini hissediyorum. Zaten yüzüm korkunç bir durumda; elimdeki mendille yüzümü silip duruyorum. Kusucam zannettim ve kesekağıdını alıp beklemeye başladım. yanımdaki genç adam da (üniversite öğrencisiymiş) "korkmayın, bir şey yok," deyip duruyor. "Korkmuyorum, tansiyonum düştü sanırım," diyorum. O halâ "korkmayın, korkmayın, 10 dakika içinde inmiş olacağız," diyor. "Korkudan değil, midem bulandı," diyorum. "Bilirim, ben de korkmuştum bir seferinde çok FENA," diyor. Tip muhtemelen halâ çok FENA korkuyor, korkusunu bana doğru sıçratmaya çalışıyor. Uyuz oldum. Hayır laf yetiştirmeye çalışırken beovv diye suratına kussaydım ne olurdu merak ediyorum.
Sonra ben de huylandım aslında. Ya korkudan oldu da ben mi bastırdım diye düşündüm. Pazar günü geri dönerken ne korku, ne bulantı, ne ter. İnsan evladı gibi bindik döndük. Belki de korkma fırsatım olmadı pek. Malum, babamla bir yere gidince sürekli yapacak bir şeyler oluyor. En azından mutlaka bir şeyler konuşuruz filan. Belki de korktum, ama hissetme fırsatım olmadı.
Neyse, sonuçta son derece başarılı (kendi standartlarıma göre) 2 uçuş geçirdiğim çoook yorucu bir hafta sonu oldu. Bir süre böyle düğün, yemek gibi sosyal ortamlarda bulunmak istemiyorum. Çekirdek aile veya çekirdek arkadaş grubu kâfi gelecek bir süre.
Lütfen çekirdek kalalım bir süre yaa
Yalvaran miso

6 yorum:

Elif dedi ki...

Uçağa hiç binmediğim hiç yorum yapamıcam ama çekirdek konusunda uzmanım diyebilirim...oooh olsa da çitlesek :))

NaKHaR dedi ki...

ayni espriyi ypicaktim olmdi neyse... o teyyere de yanında oln çocuğun yusune kussaydin keşke sinir olurum bu tiplere amerikan filmlerinden firlamiş edasinda olanlara :)
uçağa binmek istiyorum en son ne zaman bindiğimi unuttum bile :(

Adsız dedi ki...

İlk tayinimde Batman'da(1994-96) öğretmenken ilk kez ve çok defa binmiştim uçağa.Fakat göreve başlamak için ilk gidişimde başlama tarihimden 3 gün önce arıyorum hava yollarını:
-"Ehem ben Batman için 3 kişilik bilet ayırtacaktım".
Karşıdan donuk bir ses:
-"Biletlerimiz 2 ay önce tükendi bayan"
-"Nassı ya tükendi?Bilet yok mu yani?"
-"Yok!!"(ses donukluktan aşırı sertliğe geçti.)
-"Hiç mi yok?"
Çat!Telefon suratıma kapandı.

Benimki de iş yani.Sanki belediye otobüsüne bilet alıyorum.Ne bileyim ben.Doğma büyüme Allahın Ankaralısıyım.Kara yolundan başka bir yol mu gördü bu garip T.

Tabii bu durumda romatizmalı annecim,bacağı protezli,çivili android adam olan babacım gelemedi.Beni dayım götürdü.Ankara'dan otobüsle tam 21 saatte Batmandaydık.Sonra lüküslüğe ve bilet ayırtmaya alışıp bir daha andavallığımın kurbanı olarak otobüslerde sürünmedim.1.15' da Ankaraya varmış oluyordum.

Batmandan sonra da bir daha hiç uçağa binmedim.İnşallah kısmet bu yaz yurt dışı turumuza :)))

K.D.S.M.
(Hadi sana yazdığım bu son harflerin açılımını bul Miso:)))

T.

miso dedi ki...

elif ve nakhar
uçağa binmek lazım, güzel bir şey. Ohh teknoloji diyor insan. Bir de ben feribotla gittiğimiz gerçek kusmuklu günleri hatırladığımda gerçekten de uçağa şükrediyorum.

T, bir musibet bin nasihatten evladır diycem, sana öyle olmuş ;)
Kedileri Delice Seven Miso (hehe, olmuş mu? Çok pis attım ama bayıldım, doğru çünkü)

Adsız dedi ki...

Evet çok pis atmışsın ;P
Kedileri seviyor olmana bayıldım ayrıca.

Ama yanlış tahmin:)))

Doğru yanıt:K ucak D olusu S evgiler M iso
olacaktı.

Daha farklı açılım bilmecelerimizde buluşmak dileğiyle........

K.D.S.M

miso dedi ki...

Kedileri sevmem miii. Ben tam bir kedi hastasıyım. Bu hayvanların bir doğa harikası olduğunu düşünüyorum. Evde de bir tane kedim var, çok komik bir hayvan, kapkara, adı da Fıstık. (Erkek ama olsun, erkek fıstık)
Bu arada kısaltmaya bittim Tcim. O zaman sana da KDST
öpüyorum :)