7 Haziran 2007

Konuşma Sınavı


Bu uygulama bu sene başladı. Yani konuşma sınavı uygulaması. İlkini ilk dönem sonunda yaptık. Çocukları ikişer ikişer içeriye alıyoruz, elimizdeki sorulardan soruyoruz ve en sonunda 5 üzerinden bir not veriyoruz. Daha yeni uygulamaya başladığımız için ne kadar sağlıklı notladığımız veya ne işe yaradığı konusunda pek bir şey diyemeyeceğim. Bunu zaman gösterecek. Ama zaman zaman çok eğlenceli veya hüzünlü şeyler çıkabiliyor.

Dün giren bir çocuğa nereye tatile gidersin diye sorduk, memleketine gidermiş her yaz. Memleket de Beypazarı. Rüya tatilini sorduk, deniz kenarına gitmek istiyorum, yer veya mekan farketmez dedi. Üzüldük tabi arkadaşla, ama ben biraz da sinir oldum. Çocuk ODTÜ ekonomide okuyacak. Bu demektir ki benim matematik bilgimin yüzbinlerce katı matematik biliyor. (en az hem de, en azzz). Bul çocuğum bir kaç özel ders, üç beş kuruş biriktir, atla git Alanya’daki pansiyonlardan birine. Bu kadar mı zor yahu?

Sınavı vermeden önce aldığımız eğitimde bize hiç bir tepki vermeyeceksiniz, ifadesiz bir şekilde izleyeceksiniz denmişti. Ya bu mümkün mü? Bir kere bizim kültürümüzde yok bu. İkincisi bana hiç gelmez, ben televizyonu bile interaktif izliyorum. Yaşlanınca konuşmaya da başlayacağım karakterlerle, biliyorum. Sınavda da sürekli kendimi kafa sallayıp gülümserken, hı hı diye onaylarken yakaladım sonuçta.

Neyse, sorulardan biri şu: "Arkadaşlarınızla tatil planı yapsanız aşağıdakilerden hangisine karar verirdiniz?" Amaç da iki öğrenciyi birbiriyle konuşturmak. Şıklar arasında Akdeniz’de pahalı bir otel, Alpler’de kamp, Roma’da üç yıldızlı otel falan filan. Öğrenciler iki uyanık çocuk. Bir tanesi Akdeniz’deki otele gidelim diyor, işte yüzme havuzu filan. Diğeri, yok o pahalı olur diyor. Alpler’de kamp kuralım. Diğeri irkiliyor, “çok soğuk olur, hem ayı filan gelir gece,” diyor. Öbürü son noktayı, “kovalarız,” diyerek koyuyor. Maksat konuşmak :)

Sonra iki kız girdi. Sınavın başında birine nerelisin diye soruldu, o da İzmirli olduğunu söyledi. Öbürü hemen atladı, aa ben de İzmirliyim. Aaa, ekü ekü. Tipler kendi aralarında konuşmaya başladılar. Ya bu ne özgüven yarabbim? Hani coğrafi sınırlara çok itibar etmemeye çalışırım ama bir kentin bayanları bu kadar mı benzer özellikler taşır? Kaç yıllık hocayım, Ankaralı kızlar şöyledir, Antalyalılar böyle diyecek üç beş parametreyi bir araya getiremedim. Ama aynı şeyi bu güzide şehrimiz için söylemek ne mümkün!

Bu arada kapıdan giren bir kaç çocuğu simaen tanıyorum, onlar da beni tanıyorlar. Seviniyor zavallılar tanıdık kasap görünce; onlar sevinince ben de çok seviniyorum. Gel gel, korkma, hehe.

Bu uzun ve başağrılı günün kârı şu oldu: Partnerim rahatsız olduğundan gelememiş, onun yerine yedek hoca geldi. Bu bayan da çok enteresan biri. Eşlerimiz aynı yerde çalışıyor, çok yakın olmasalar da birbirleri hakkında gayet pozitif düşünüyorlar. Ben dört yıldır bu kızdan şöyle adam gibi bir selam alamamıştım. Uğraştım üstelik; benim böyle gerzek bir yönüm vardır, merhabaaa, nooolur merhabaaa şu zavallı miso’ya. Bırak, geç, olmazzz! İşte bu arkadaşla partner olduk. Günün sonunda zafer benimdi; akşam telefonumu bile aldı. Çaya bile çağırdı. Hehehe. Sırtım yere gelmez artık.

marruu

9 yorum:

Köşenin Delisi dedi ki...

Ben de İstanbullu kızlar için hep aynı şeyi düşünmüşümdür. Bugüne kadar "İstanbullu musunuz" diye sorup da hayır cevabı almadım hiç :)) Havaları, bakışları, konuşmaları, özgüvenleri öyle bi farklı oluyo ki, biz Ankaralılar (güya başkentliyiz di mi!!) bazı açılardan köyden gelmiş gibi kalıyoruz yanlarında :D

kecilerin cobani dedi ki...

miso,
bu cocuk istese yapardi bence de..memleket kurusu veya havuc tatlisi getirip onları satmak da mumkundu, ikinci bir ek is, dediginin ustune. kisilik meselesine takilip duruyor burda olay. soyledin mi cocuga bu dusunceni, belki bir kapi olur, gaza gelir??
izmir olayina katiliyorum, bir mulkiyeli veya rotaryan hava seziyorum bunlarda ben de. deli, istanbul cok karisti, o biraz daha odtu'yu andiriyor bence. belki de ben sadece baska yerlerden gocen/ sonradan olma istanbullularla daha cok tanistim, bilmiyorum.
miso, caya git ama iceri girerken merhaba deme. ooohh, dusuncesi bile rahatlatti beni (pis misilleme manyagi coban)

Dufresne, dedi ki...

Alplerde kamp kuralım diyen çocuğun THY den 2 kişilik beleş gidiş dönüş bileti var galiba :))

İzmirli kızlar kaprislidir bide, en çirkini bile izmirliyim dediğinde karşısındaki " wayyyyy belli belli zaten" diyecek sanıyo. Demezsen alınır bide ; neee izmir mi? demek güzelliğinizi kokan körfeze borçlusunuz! ama sizin hergün duş aldığınıza eminim ben :))))

Köşenin Delisi dedi ki...

Ne bozuyosun ki Dufresne yaaa ben de olsam alpler'i seçerdim valla :))

Bi de...ben hiç çirkin İzmirli kız görmedi, yani az güzel olanını gördüm ama o bile vücutsal anlamda taş gibiydi maşallah :D

cenebaz dedi ki...

Ya, yazmayım yazmayım dedim ama İzmir'li bir teyze olarak kızlarımızı koruyayım dedim. Bu arada Köşenin delisi sağolsun, yeterince savunmuş zaten:) Bi kere İzmir'in halkının büyük çoğunluğu Rumeli'den ya da adalardan(Rodos, Girit, Midilli) geldiğinden genelde sarışın kumral ve açık renk gözlüdür. Eh, bizim esmer milletimiz malum açık tenlileri sever. Bir de bu daha Avrupai coğrafyadan gelme insanlarda kadın-erkek arasında kaç göç pek yoktur. Yalnız bunu hemen .r.puluk düzeyine indirgemeyin. Yani karşısındakini cinsiyet ayırmaksızın, insan olarak görme ve muhabbet edebilme yeteneği. Bu rahatlık da sanırım hoşa gidiyor. Bu rahatlık özgüveni de getiriyor yanında. Neyse, heryerin güzeli, çirkini var ama adı güzele çıkmış işte İzmirli kızların. Bide gavurluğumuz var malum, ona hiç girmiyorum.

elektra dedi ki...

miso, şu interaktif dinleme, formasyonumuz gereği bizim. bakacaksın öğrencinin gözüne gözüne, 'hımmm ' diyeceksin, ' evet , ilginç bir noktaya parmak bastın ' diyip teşvik edeceksin... ha, o sırada, patlıcanları tuzlu suya koyup koymadığımızı düşünüyor olabiliriz yani:) ama, mimikler ve jestler interaktif olacak. sen buna alış yıllarca, sonra çıksın birileri ' yapmayacaksın ' desin. olduuuu...:)

öğrencilerin sazı senden alıp sohbete dalmaları ise, ayrı bir mevzuu:) bana da oluyor bazen, valla öyle dışlanmış hissediyorum kendimi anlatamam. neyse ki yanında partner varmış. yalnız olunca sınıfta, çekingen çekingen ' pardon 'diyip sazı kaplaya çalıştığım çoktur.hoş böyle zamanlarda ' ay bi dakka hocaaam, siz karışmayın ' diyeni de gördük :)
dikkatli olmak lazım.

iyi günler...

weiss und schwarz dedi ki...

ya miso demişsin ya yaşlanınca da karakterlerle konuşacağım diye, ben şimdiden konuşuyorum peki ben yaşlananca n'olcam??
ya aslında ben de üzülüyorum böyle insanlara, her sene tatile gitmiş hatta şurası burası diye sitem ettiğim tatillerin birinin rüyası olduğunu duyunca kendime kızmakla beraber üzüntüye kapılıyorum.hele ki insan sende bi şekilkde hakkettiğini düşündürmeyi başarabilmişse...gerçi tatili hak etmek nasıl oluyosa...tatil değil kastettiğim ama rüyası, hayali...
azmini de takdir attim ben de tam tersi olur, karşıdan bişey görmeden asla bişey yapamam.ama takdir ettim...

kecilerin cobani dedi ki...

kokler degil, orda yasiyor olmak bir farkli yapiyor kizlari sanirim. cunku ben kok olarak egeliyim. ama ankarada tanistigim tum izmirli kizlarin baba/anne veya dede/buyukanne tarafindan doguluydular. (gaziantep, diyarbakir ve urfadan). Fakat hava olarak ben sanki oralardan gelmisim de bunlar kökbekök oralardanmışlar gibiydi. Görüntü olarak çenebaz'ın dedikleri gibi değil, fakat hava olarak öyle. (Zürefanın düşkünü gibi iç anadolu iklimini hiçe sayan bir rahatlıkta giyiniyordu hemen hepsi de..)

miso dedi ki...

Sevgili deli,
İstanbul biraz karışık olduğu için sınıflama daha zor; ama cidden özgüvenleri tam. Ben İstanbul'a üniversiteye gittiğimde kendimi hakkaten garip hissetmiştim.

Çobancım,
Çocuğun tek ihtiyacı karar vermekti bence. Ya şimdi dese ki benim rüyam Küba'ya gitmek, o puroları yaladıktan sonra bacağına sürerek yapıştıran kızlarla iki kelime etmek, vahh diycem, anlıycam garibi. Ama üç tarafı denizlerle çevrili ülkede rüya buysa, çocuğun derinliği 3-5 santimi aşmaz gibi geldi bana :(

Dufresnecim,
Güzel olduklarını inkar edebilir miyiz yahu! El insafff:)

Sevgili çenebaz,
Hiç merak etmeyin, öyle basit düzlemlere indirgemiyoruz olayı. Umarım yazdıklarım yanlış anlaşılmamıştır. Hatta r.s.p gibi kelimeler kullanabilecek olanların ağzına çakacak ilk bu miso'dur, yüreğiniz ferah olsun. Benim üniversitedeki İzmirli arkadaşlarım olsun, sınıftakiler olsun, gerçekten de hep çok açık, samimi ve arkadaş canlısı insanlardır. Rahatlık harika bir şey, getirdiği özgüven de öyle. Yanlış yorumlamak ya da yorumlamamak da karşıdakine kalmış artık. Gavurluğa gelince, bence TC sınırları içinde bu tarz şeyleri hiç kurcalamamak lazım :)

Sevgili elektra,
Bilgisayarlardan önce bizler vardık; interaktifliğin kitabını yazmışız. Aslında benimkinin öğretmenlikle hiç alakası yok; hamurum gereği öyleyim. Bu sınav boyunca da ilk iki öğrencide kastıktan sonra haddeee deyip misoluğuma döndüm :)

sevgili weiss,
Umarım o çocuk istediği tatile gidebilir. Bence uğraşsa bu yazın sonunda bile gidebilir, rüyası bu kadar olmamalı. Neyse, bilemedim şimdi, çok da üfürmemek lazım.