1 Ağustos 2007

Tatil(ler)

Kıbrıs çocukluğumun tatillerini yutan, sıcaktan içimizi kurutan ve babannemin evinde kalmak zorunda olduğumuz bir aylık bir cendere demek oldu benim için yıllar boyunca. Babam oralı; her yaz oraya gider bir ay kalırdık. O da ücretsiz hasta muayene eder, gerekiyorsa ameliyat filan yapardı. Yani tatil dediğimiz şey babaya hasret geçerdi. Babannemin korkunç evinde. Lefkoşa’nın tam ortasında, eski mi eski, her bir deliğinden daha önce bahsettiğim hamamböceklerinin fırladığı korkunç bir ev. Ama o zamanlar camlarımız açık uyuyabilirdik. Kapıyı da kilitlemezdik. Tek güzelliği de bu güvenli haliydi galiba. Yoksa babannemin bizler için yarattığı Kemalettin Tuğcu-vari mizansenleri anlatsam insanlığa olan inancınızı yitirebilirsiniz kolayca.

Kıbrıs tabii ki muhteşem geçti. Burcu’yla bütün kartları açtık yine; ve tabii ki yürekleri de. Dönüş hep bir buruk oluyor, elimde değil. Havaalanında ağlayarak sarıldık. Ayrılmamak mümkünmüş gibi. Ya da ayrılmaya razı olmak mümkünmüş gibi. Kimseyle o kadar gülememek, kimseyi o kadar iyi tanımamak, bir tek bakışla-hatta bazen bakışmadan bile aynı şeyleri düşünmek... Öyle büyük bir eksik ki hayatımda. Kapatmak mümkün değil, hiç de olmayacak. Neyse, korktuğum hiç bir şey olmadı, her şey güzel ve olması gerektiği gibi geçti. Kayıp vermeden, hasar almadan geri dönebildik.

Bu arada tatillerin uğursuzluğu devrolan bir şey sanırım. Ya da benim için geçerli olan bu. Kıbrıs’tan oy vermek için döndükten sonra Kumla’ya geçtik. Hayır, Kumla hakkında bir şey yazmayacağım.. Ya da bir insanın maksimum ne kadar sıkılabileceği hakkında. Veya denizin en fazla ne kadar kirli olabileceği hakkında. Oradaki insan profili hakkında da yazmayacağım; hala yere çöp atılmaması gerektiğini bilemeyen, gece 12de apartmanın merdivenlerini topuklarını vura vura inip çıkan, balkonların altına geçip yine aynı saatlerde Ayşeeenn ablaaaağğğ diye bağrışan o insanlar hakkında hiç bir şey yazmayacağım.

Söyleyeceğim tek şey kendimi Kumla’da yapayalnız hissettiğim. Sağır gibi, terkedilmiş gibi. Hiç bir kimseyle empati kuramadan, kimseye sempati duyamadan gidip döndüğüm. Dönüş yaklaştıkça nassssıll seviniyorum, anlatamam. Çok yorucu oluyor, bildiğiniz gibi değil.

Eve dönmek harika. Fıstık da öyle düşünüyor; marrr marrr diye diye tükendi hayvan.

Korkma canımın içi, hiç bir yere gitmeyeceğiz artık.

En azından uzun bir süre.

marruu

20 yorum:

"aLiKaYHaN" dedi ki...

Uzun uğraşlar sonucunda ilk yorumu yazma hakkına eriştim. :) Bu Ebi'nin labındaki bilgisayarlar çok kötü. Çok dakikadır şu yorum penceresini açmaya çalışıyorum.

Tatilinizin iyi geçen günlerine sevindim, sıkıcı geçen günlerini hoşgörüyle karşılıyorum. Sizi de sinir ediyorum galiba. Ama olsun, hayat iyisiyle, kötüsüyle güzel.

Umarım tatilde birsürü enerji depolamışsınızdır. Önümüzdeki bir aylık süreçteki halinizi düşündükçe içim acıyor. Umarım her şeye değer, yüzünüzde bir tebessümle bu yorumları okursunuz ileride.

Neyse, pek çok şey umduktan sonra sizi saygıyla selamlıyorum.

Hoşçakalın!

elektra dedi ki...

miso kedi,
sanki sonuna marru değil de, pıhhh yazman gerekir gibi geldi bana. tatil pek açmamış anlaşılan.
yazlık yerde geceyi gündüzü karıştırıp ayşeeeen ablaaaaağ diye bağıran insanlara ben de gıcık olurum.
en çok da, 'ya bi susun artık uyuyacağız' diyememeye. malum, ' aaa, tatil ayol ' şeklinde pek kuvvetli bir argümana sahip olup zeytinyağlaşabilirler.
olsun yapılmış tatil yapılmıştır. tatilerin en güzel yönü eve kavuşmaktır. kediler bilir:)

Mehmet Nail dedi ki...

Hakikaten sizle karşılaştırınca İndiana Jons halt etmiş.Halt yemiş.Hamam böceğinin cirit gülle üç adım uzun atlama attığı bir yere bile bile gitmek.Hemde çocuk yaşta.Kıyameti koparır ve ne yapıp edip gitmezdim.Sırf böcek korkusu.
Kumla kumla mı kaplı?
Miso, o bahsettiğin ortamda kendini yalnız hissetmesen, süper bir empati kursan sonuç ne olurdu biliyor musun ?
:)
"Yere tüküren,çöp atan, Burcuuuu Abbblaaaağğğ diye bağrısan düşüncesiz bir tip"

Köşenin Delisi dedi ki...

Ya bi sene de Kumla'ya değil de şöyle çekirdek ailecenek kendi istediğiniz bi yere gidip gönlünüzce tatil yapsanız olmuyo mu? Kıbrıs sayılmaz hehe :P Baba vatanı sonuçta...Side oluuuu, Bodrum oluuu, Çeşme oluuuu, Marmaris oluuuu, Kutuplar oluuuu :)) Kumla hariç her yer oluuuu :D

ekmekcikiz dedi ki...

Şu Kumla'da mecburcu bir el mi var?
Kumla'nın Kumlalılığı biteli nicedir. Zaten orası da Erdek gibi tarih öncesi bir tatil zamanından anı sanki.
Neyse, Miso'yu daha fazla kızdırmayayım. En kısa zamanda yepisyeni bir yurt köşesinde empati kurulabilir bir tatil kişisi olamasını dileyeyim.:)

gaykedi dedi ki...

kediler amma evcil hayvancıklardır değil mi! Miso'cum sende tam bir kedisin yaa :)

Köşenin Delisi dedi ki...

Yok gaykesi, bakma sen Miso'da birazcık aslan-kedilik var :)) Vahşi ve de özgür hesabı yani :P

Köşenin Delisi dedi ki...

gaykesi diil tabii gaykedi, pardon :)

kıvır dedi ki...

Hala alışamadım labdan yorum yazmaya.Ama ne yapalım elimiz mahkum.Alikayhanın dediği gibi bu lablar bir garip.


Tatiliniz gayet öngördüğünüz gibi geçmiş anlaşılan.Ibrısa lafım yok keşke daha çok kalabilseymişsiniz orada ama bence sizin gibi hayatı bu kadar yoğun yaşayan birinin bir hafta kumlada kalıp sıkılması iyi gelir.Gelmiyo gibi gelse de iyi gelir bence.Farklı bir deşaj yöntemi.

Ancak işin kötüsü tam da melih gökçek in sularımızı kesip gidin ananızın babanızın yanına biraz tasarruf yapalım dediği şu dönemde dönmeniz pek hoş bir raslantı olmasa gerek.

Neyse lab öğle tatiline giriyor uzun uzun konuşuruz daha

(bu yazı çok farketmeden çok resmi oldu acilen bir 'DEVRİM' yapmak lazım;))

miso dedi ki...

Sevgili alikayhan,

ODTÜ'ye geldiğinizden beri muhteşem yurdunuzda paşalar gibi ikamet etmeye alışmış olduğunuz için, yaz okulunda kaldığınız bu yurtlar sizi pek açmadı, biliyorum. Dört yıl boyunca sekiz kişilik odalarda, sonuncu yılında da "SENIOR" olduğu için terfi ettiği altı kişilik bir odada kaldığı için bu mızlanmaları pek anlayamıyor bu kadıncağız. Bu arada, bizim zamanımızda bilgisayarlar oda kadardı, yanyana koyunca da futbol sahasını kaplıyordu :)) Kumla'ya gelince... Beni ziyadesiyle sinir ediyorsunuz. Bu nedenle size geçen sene gitmemek için mızıyıp durduğunuz yere sürüleceğiniz bir on günlük tatil diliyorum. (hehe)

Sevgili elektra,
Haklısın cidden, tam pıhh'lık bir yazı olmuş. "Aa tatil ayol" tepkisindeki "ayol" zaten oradaki profili çok net çizmiyor mu? Yok, yok, ben ayol değilim valla, ve tabi ki burnumdan geldi. Veee, dediğin gibi, en güzeli de evime kavuştummm :)

Sevgili mehmet nail,
O böcükleri başımızdan savdık itinayla. Aslan ve kahraman koca halletti sağolsun. Kumla ise kumla değil, betonla kaplı. Ankara gibi, önünde de denizanası kaynayan kımıl kımıl bir deniz var. Empati? Hiç kalmamışşş.

Delicim,
Olmuyor, biliyorsun. Gerilemem ben o kadar. Midem büzzüüllüüürrr.

Sevgili ekmekçikız,
Konken jargonu görüyorum burada. Mecburcu ne demek şekerim, sür rolans olsa elim gitmek zorundayız. Tarih öncesi tespitin ne kadar doğru. Babamın bir arkadaşı Kumla için "aa, orası 30 yıl önce bitmişti," dediğinde gözyaşlarına boğulmuştum.

Sevgili Gaykedi,
Arada tırnak çıkarsak da bu Kumla konusunda aşıya gidip tırıs tırıs dönen kediler gibi oluyorum.

Kıvırım,
Evin yok mu şekerim? ADSL'nizi mi çaldılar? Boş evin tadını çıkart derim. Bu arada arkadaşımızın doğumgününü Devrim'de mi kutlasak ne? Ben de özledim (Ama tuvalet çok uzak yahu!)

marruu

Mehmet Nail dedi ki...

Bugün çok güzel bir haber aldım.Paylaşıyım.Çoğalsın.

Doğum haberi aldım.Sevindim.Tebrik ettim."Allam ne olur bizim de hayırlı evlatlarımız olsun.Sağlıklı olsun.".Dedim.Sevindim.

62.yılı.62 yıl geçmiş.Hiroşima felaketi ile aynı yıldönümüne denk gelmiş bebişin doğum günü.Umut olsun.Sağlıklı olsun.Bebekler..bir de kimsecikler ölmesin.Ürkünç bir şey Miso.Şeytan hala bombalıyor dünyayı!Üzüldüm.Paylaşıyım.Azalsın.

Mnnş

TalismanDiyette dedi ki...

Misoçkaa, naaaaber..
Böyle saçma, yavşak bir yorum bırakasım geldi, ayıplama be kedicim.

asliberry dedi ki...

Miso bugünkü şarkıyı senin için çalıyorum, sen dinledim diyene dek değiştirmeyeceğim.

miso dedi ki...

Sevgili Mehmet Nail,

Doğum haberinize ben de çok sevindim. Biraz da anne için endişelendim. Yepyeni bir yaşam başlıyor onun için. Hem çok güzel, hem de çok zor. Hiroşima ise adını her andığımda boğazıma bir yumru tıkayan bir kelime. Üzülmemek mümkün değil.

Talismancım merhaba,

Komik olmuş cidden. Kendimi dizlerimi yere vura vura danseden folklorcular gibi hissettim. Misoççkaa. Biraz da erkek ismi gibi geldi, çok eğlendim. Hiç ayıplar mıyım? hehe

Asliberry,

Şarkı için teşekkürler. Adam çok hüzünlü söylemiş. Ne diyor bilmiyorum ama cidden hissederek söylüyor.

marruu

Adsız dedi ki...

alikayhan ve kıvırın dediği "LAB"ne yaa?
laptopmu demek istiyorlar acaba?
laptop ise neden "labdan yazmak çok zor" derler,ah bu gençlik nereye kadar kısaltacak kelimeleri ve hayatı bilmemki?
İsmet Kırım
yaş:56(ayıplanmayım diye ekledim)

miso dedi ki...

Sevgili İsmet bey,

Hiç ayıplar mıyız? Nereden bileceksiniz ne olduğunu lab'ın? Bilgisayar laboratuvarı demek istiyorlar. Bir de inanır mısınız, bu iki paşanın beğenmediği LABlar klimalı, cep telefonu kullanmanın yasak olduğu, sessizce çalışılabilecek yerler. Girip bizzat kullanmışlığım var yani. (Tabi onların yardımıyla diye eklemezsem, nankörün dik alası olurum :))

marruu

kıvır dedi ki...

Lablarımızda içki servisi de var :P

figen dedi ki...

misocum demek sizde kumladaydınız .ben ilk kez böyle bir yere gittiğim için değişik gelmişti. deniz sadece sabah ve akşam güzel oluyordu, deniz anaları bencede vede çöpler bencede felaketti.ama akdenizdeki bol turistli tatillerden bıkmış bana güzel geldi.seneye beraber gidip bolca bağırışıp gürültü yapıp intikamımızı alalım :))

Sanem dedi ki...

Tam da gidip dönmüşken, ama bunun adı "tatil" değilken, güneş yakarken, ben yanarken, işte yine gitmek istiyorum!

miso dedi ki...

Kıvırım,
Haksız mıyım allah aşkına? Sizi Beğenmezoğulları sizi... (Ya aslında lab'da içki nefis bir fikir, keşke olsa, şen şen proje yapsanız)

Figencim,
Başka bir yere gitsek. Tepe tüyüm fırladı valla :)

Sanemcim,
Git tabi imkan varsa. Keşke ben de gidebilsem bir iki günlüğüne. Bak kudurttun beni, belki bir yerlere kaçma fırsatımız olur :)

marruu