Bir bahtsızlık yaşadım orta ikideyken. Akıllara zarar. Bir Cumartesi akşamı. Kış; hava çoktan kararmış. Annem bir alt katımızda oturan büyük teyzemde, sekiz kadın aynı odaya doluşmuş konken oynuyorlar. Ben de evdeyim. Kış dedik ya, balkona çamaşır asmak mümkün değil. Hatta o zamanlar Ankara’da okulların hava kirliliği nedeniyle tatil olduğu zamanlar. Dolayısıyla bizim koridorda bir baştan bir başa üç ip. O gün ipte çamaşır yok. Ben küçük tuvalete gidiyorum; bir şey almam gerekiyor. Orta iki dediysek bir şey zannetmeyin; ışıklara yetişmek benim için hala bir rüya. Zıplıyorum, ışığa vurup yere iniyorum ama yakamıyorum. Gözüme bir şey batıyor. Pek acımıyor aslında, çekip çıkartıyorum. Elime bir ıslaklık geliyor, anlamıyorum. Koşarak annemlerin odasındaki aynaya gidiyorum. Gözümden kan akıyor.
Korku mu dediniz? Hayatımda bu kadar korktuğum azdır. Hemen alt kata koşuyorum. Kapıyı açan konkenci benden çok bağırıyor. Ben bir yandan ağladığım için gözümden akan şeyin artık ne olduğu belli değil. Annemin paniğini anlatmama gerek yok sanırım. Hemen hastaneye gidiyoruz. Nöbetçi göz doktoru babamın öğrencisi.
“Hocam ne oldu?”
O ana kadar kimse ne olduğunu sormamış herhalde ki, herkes bana bakıyor. Olan şu: Annem ütüleyeceği pantolonları elbise askısına asıyor. Sonra da askıyı ipe atıyor. Asmıyor ama, pantolonlardan ipe atıyor. Yani askının üst kısmı tam ters dönmüş şekilde. Tavana bakar halde. Ucundaki plastik düşmüş, olmuş bir kanca. Tuzak kursan bu kadar olmaz. Ben zıplayıp aşağıya indiğimde kanca gözüme giriyor.
Doktor bir aletle gözümü inceliyor. Bu arada gözüm şişmiş, morarmış, korkunç bir halde. “Hocam, gözde hiç bir şey yok, sadece kapağı yırtmış.”
Bizimkilerde hiç ses yok.
“Hocam, inanılır gibi değil, bir milimetre aşağıya girse gözü yırtacakmış.”
Babam sersemlemiş. “Mucize,” gibi bir şeyler geveliyor.
“Hocam, tanrı var galiba,” deyip gülüyor adam.
Babam da, “galiba,” gibi bir şeyler söylüyor. Eve dönüyoruz.
Bu konu yıllarca anlatılıyor. Dinleyen kişilerde açık bir şaşkınlık; nasıl olur, hangi gözün, hiç belli olmuyor filan.(Hayır, ne belli olacak, onu da anlamış değilim). Yıllarca gerzek bir prim yapıyorum bu bağlamda. Sizin hiç gözünüze askı girip de gözünüzü çıkartmadığı oldu mu minvalinde dönen bir “allah muhafaza” anısı oluyor.
O nedenle de dün gibi hatırlıyorum her bir ayrıntıyı.
Bakın, gene yaptım primimi. Sağolasın Burcu.