24 Ocak 2007

Beynelmilel

Kâh Özgü Namal'ın o duru güzelliğine dalarak, kâh Cezmi Baskın'ın o gizli saklı şefkatine bakarak, kâh genç sosyalist düdüğe bıyık altından gülerek geçti ilk bölümü filmin. Meral Okay ve diğer güzeller güzeli sanatçı hanımefendi de çok başarılıydı. En çok da "ziktirolun pijjler" küfürüyle eğlendim doğrusu. İçimden bir ses de bu film böyle bitmez, bu kadar gülümsemek fazla diyordu hani ara sıra. Ama be kardeşim, bu film böyle de bitmemeliydi bence. Bu kadar acımasız olunduğunu böylesine şamar gibi insanın suratına vurarak anlatırsan bu kadar ağlanır işte sonuna.
Ben her sinemaya gidişimden önce cebime doldurduğum ödüllerin en büyüğünü Cezmi Baskın'a verdim matinenin sonunda. Bildiğimiz yakışıklı kavramından fersah fersah uzak, hele de bıyıklar kesilince saklanacak hiç bir yeri kalmayan sivri yüz hatlarının biçare duruşunun insanı kavraması en derinden... Bambaşka bir hüzündü bu adam benim için bugün. Bambaşka bir karizma. Olanca endişesiyle, çok sert de vurmasa bile, kızından özür dilemek için ta odasının kapısına gidip çömelerek, evin içindeki yabancılara rağmen en derin yarasını açıp, onun da öyle olmasını istemediğini söylemesi... Bir başka karede babasına pek inanmasa da yüreğinin "bir ihtimal varsa eğer" pırpırıyla lokumları alıp eve gitmesi, ilkini de kendisinin yutması... Bando çalışmaları esnasında, yaptıkları işe zerre kadar inanmasa da yumuşacık bir şekilde arabulucuyu oynamaya çalışması... En sonunda da başını hafifçe yana çevirip "benim bestem" diyerek filmin son sahnesinde anne Gülendam'ı görmemizi sağlaması... Benim ödülüm bu oyunculuğa gitti. Ben Cezmi Baskın'ın Abuzer halini izledim, başka hiç bir rolünden bir kırıntı sürüklemediği Abuzer rolünde.
Özgü Namal ise inanılmazdı filmde. Bir insan bu kadar mı güzel olur, bir insan bu kadar mı saf, tertemiz görünür? İnsanın içini cız ettiren bir naiflik, insanı sarıp sarmalayan aşkı, aşkı için onda birini anladığı şeyleri okuyup, gerisini Haydar'ın sesini ve vücut dilini taklit ederek üfürmesi... O saçlarını hafifçe geriye atarak göz ucuyla Haydar'a bakması. Ölümle nişanlı devrimci Haydar.
Ahh Haydar, ne yaptın sen? Senin de için gitmiyor muydu? Gitmez olur mu? Elinde sazın güldürürken Gülendam'ı, bilmiyor muydun yani sana sevdalı olduğunu? Sonra zaten sana itiraf ettiğinde olanca çocukluğuyla, neyi düşünüyordun a be kaz? O dans çok geç kalmış bir danstı sanırım. Gülendam haklıydı; aynı evde oturup gelişirdiniz birlikte. Senin de üzerine o pankart örtü olmazdı.
En güzeli de Enternasyonel'in Gülendam/Abuzer yorumuydu. Baharın gelişini kutladılar ya Enternasyonel'le... Çocukların, kuşların seslerini duydular, baharın en güzel kokularını içlerine çektiler... Çok ironikti, çok yaralayıcı.
Filme yalnız gidemezmişim ben. Kıvırım'a teşekkür ediyorum geldiği için. Bir gün kıvırım'ı yazacağım burada. Ve gruba dahil olan diğerlerini de. Ama şimdi de bir şeyler yazmak istiyorum. Anlayan, etrafındakileri sevebilen, yanındakini dinleyen, cevap vermeden önce o koca gözleriyle hafif yana bakarak bir an duraksayan... Ben ne zaman ağlasam yanımda olan, olmasa bile olduğunu hissettiren, asla ve asla kimseyi yargılamayan, tertemiz ve muhteşem insan kıvırım.
İyi ki beraber gittik; yoksa film bana fazla gelecekti.
Canım kıvırım :)

12 yorum:

Adsız dedi ki...

canım hocam canımmm

kıvırrr

Adsız dedi ki...

Ünüversite okurken ASTda(Ankara Sanat Tiyatrosu) tiyatro kursiyeriydim^.3 yıl Rutkay Aziz'in,Cezmi Baskın'ın,Ömer Levent Ülgen(hallederiz Kadir),Nilbanu Engindeniz,Altan Erkekli,Fuat Korkmaz gibi değerli insanların öğrencisiydim.Hatta o dönemki arkadaşım Mahir İpek şimdi dizi oyuncusu(hayat bilgisi milli güvenlik hocası,kınalı kar,avrupa yakası vb).

Cezmi abi ile çok anım var,gerçek bir ağabeydi her konuda,müthiş bir oyuncuydu her rolde.Hakkında çok güzel şeyler yazmışsın.İltifata hiç gelemez"dinden imandan çıkarır adamı bu sözler,yapmayın çocuklar,aynı atadan ,aynı karından çıktık hepimiz,asla "hemen oldum"demeyin.Ben bile daha hamım"derdi.Büyük ve güzel adamdı kısacası.
Not:En kısa zamanda film izlenecek!
T.
K.D.S.M

figen dedi ki...

ne güzel anlatmışsın! son gittiğim sinemada küçük kıyametle beynelmilel arasında seçim yapamayıp küçük kıyamete karar vermiştik ,şimdi iyice anladım ki yanlış seçimmiş.keşke bir fırsat daha bulsakta buna da gitsek ve de keşke yanlız sinemaya gitme cesaretim olsa yada eşimden başka birini bulabilsem gidebilmek için yok işte...

miso dedi ki...

Kıvırım benim, sen de benim canımsın.

Ya Tcim, ağzımın suları aktı valla. İnsan saplantım yoktur, imza alayım, bir dokanayım filan istemem pek ama Cezmi Baskın'la aynı ortamda bulunmak da bir ayrıcalıktır herhalde. Zaten övgülere verdiği karşılığı okumak bile yetiyor nasıl bir insan olduğunu anlamaya. Gerçekten de izle filmi. Sırf Cezmi Baskın için bile değer.

Figencim, hiç durma, boş vakit bulduğun anda sinemaya zıpla. Benim eşim artık çok dolu ve yorgun. Ve nadiren sinemaya gidebiliyoruz birlikte. Ben hemen hemen hep yalnız gidiyorum. O da farklı bir keyif inan :) Tavsiye ederim, bir kere dene, kendini alamayacaksın.

"aLiKaYHaN" dedi ki...

Misocuk Cezmi'lere dikkat, kimlik bunalımı yaşamış adamcağız. ;)

miso dedi ki...

Alikayhan, çok haklısın, çok çok utandım birden. Ama hiç izi kalmadı bile. Yaşasın bilgisayar :)

figen dedi ki...

sobeeeee(blog işleri işte!!)

Adsız dedi ki...

Beynelmilel filmine dair yazdıklarınızı okudum..
Teşekkür ederim..
Sırrı Süreyya Önder

Yönetmen - Senarist

miso dedi ki...

Sayın Önder,
Ya bu mesaj bir şaka, birileri beni kandırıyor, ya da gerçekten siz geldiniz ve beni dünyanın en mutlu misosu yaptınız. Şeref duydum, çok teşekkür ederim.
(Ne yalan söyleyeyim, şakası bile güzel oldu, içim pır pır etti)

Adsız dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
ekmekcikiz dedi ki...

Sevgili Miso,
Evde nezle nedeniyle oturmuş, yeni keşfettiğim blogların eski yazılarını okurken "Beynelmil" için yazdığınız güzel yazıyı da okudum. Sonra, bir comment yazıp gönderdim, ama bir şekilde sanal alemin derinliklerinde kaybettim, onu.
İçimde kalmasın diye bir kere daha yazayım istedim; eğer öbür yorum da elinize ulaşır ve tekrar olursa kusura bakmayın.
"Ama be kardeşim, bu film böyle de bitmemeliydi bence. Bu kadar acımasız olunduğunu böylesine şamar gibi insanın suratına vurarak anlatırsan bu kadar ağlanır işte sonuna." diyorsunuz ya, tam da böyle bitmeliydi, işte.
Siz benden çok gençsiniz, ben o yıllarda üniversitede öğrencisiydim ve
öylesine acımasız şekilde geçti-gitti ki o yıllar üzerimizden, şimdi bile hatırladıkça sırtım ürperir. Üstelik ben, en yıkıcı acıları da yaşamadım bile...
Belki, başkaları da anltır o yılları ve
toplumumuz yüzleşirse olanlarla, ileriye dönük daha çok umut besleyebilir miyiz, acaba?

miso dedi ki...

sevgili ekmekçikız, hoşgeldin
ben naif bir sinema izleyicisi olarak filmin sonuna "böyle bitmemeliydi," demiştim. Tespitlerinize sonuna kadar katılıyorum, inanın. Dediğiniz gibi, keşke herkes anlatsa da yüzleşebilsek, bugünü düzeltmek için aslında elimizde olan fırsatı değerlendirebilsek :( Bir de tabi marmaris hıyarını yerinden edebilsek.
sevgiler