15 Ocak 2007

Dalgalı Cumartesi

Cumartesi sabahı nefisti. Saat 8'e kadar uyuduk. Her ne kadar size çok garip geliyorsa da, bu bir mucize. Sonra bilindik çarşı pazar işlerimizi halledip perşembe günü davet aldığımız bir doğumgünü partisine gittik. Ilgaz ve ben tabii ki. Eşim arazi oldu direk. Telefonda "eşim işe gidecek," dediğimde gelip, "neden yalan söylüyorsun?" dedi bir de. "Ne söyleyeyim? Milletin eşi gelirken benimki tenezzül etmedi mi diyeyim?" dediğimde (ki sanırım hafiften de çemkirdim hani), "tamam canım, kızma," cevabını aldım. Aslında kızmıyorum, yani gelmediğine kızmıyorum. Aynı şeyi neden ikimiz de çekelim ki? Ortam belli, çok gürültülü ve yorucu olacak, ikimiz de ne anne-babaları, ne de çocukları tanıyoruz. Ben zaten gideceksem eşimin gelmesi katmerli eziyet olacak. Kızdığım şey tepeme gelip etik üfürmesi. Allallaaa.
Neyse, doğumgünü gerçekten de çok çok yorucuydu. Bir de gariban doğumgünü sahibinin kulağı ağrımaya başladığı için iğneleri yemiş cız cız, diğer çocuklar azıp kudururken seninki bir köşede moralsiz moralsiz oturup durdu. Gelen palyaçoya bile hiç yüz vermedi. (Gerçi adam zebellah gibiydi ama...)
Doğumgününden can havliyle kaçıp annemlere götürdüm Ilgaz'ı. Gece bir düğüne davetliyiz, eşimin direktörü evleniyor, saçı başı halletmek lazım, makyaj şart falan filan. Malum, hizmetçisi gibi değil, eşi gibi durmak lazım yanında. En önemlisi de bir saat dinelenmek istiyordum. Ilgaz'ı bırakıp eve ulaştığımda pestil gibiydim. Bir süre sonra eşimin, "sen zaten çok daha güzel yapıyorsun," gazlamalarıyla berberden bile vazgeçtim. Duş aldım, kendime bir içki koyup salona geçtim. Yarım saat sonra cidden çok daha iyi hissediyordum kendimi. Telefon çaldı; kuzenim. Boşanmakta olan bir arkadaşımız var, dört yaşında da bir oğulları. Ben kızı önceden arayıp bir şeye ihtiyacı olup olmadığını sormuştum zaten. O da bu kararı çok önceden kendisinin vermiş olduğunu, aralarında artık aşk kalmadığını, bu yüzden ayrıldığını, eşini insan olarak çok sevdiğini filan söylemişti. Kuzenim telefonda tek celsede anlaşmalı boşandıklarını, çocuğun velayetinin babaya verildiğini, annenin İstanbul'a yerleşeceğini söyledi. Sıcak çay koyulduğunda aniden çatlayan bir bardağa döndüm. Ee, çocuk? dedim. Babada kalacak dedim ya, anne öyle istemiş, dedi kuzenim. Onu anladım, dedim, ve inanılmaz bir şiddetle ağlamaya başladım. Kuzenim çok şaşırdı. "Miso, nooldun, sana nooluyor, hayat bu, bak geçen sene de ben boşandım," gibi bir şeyler söylüyor. Ben boğazımı toparlayamıyorum, cevap vermeye çalıştığımda ulur gibi sesler çıkartıyorum. Eşim içeride çalışıyordu, benim sesimi duyunca koşarak gelmiş suratıma bakıyor, neler olduğunu anlamaya çalışıyor. (Onun bu tarz bir tepki verebilmesi için muhtemelen sevdiği birini filan kaybetmesi gerekir, benim tam aksime çok kontrollüdür). En sonunda, "o çocuk ne olacak, daha dört yaşında, kendi başına daha çorabını bile giyemiyor, ona üzüldüm," diyebildim. Kuzenim de çok üzüldü. Kapatalım, ben çok kötü oldum, sonra konuşuruz, dedim, kapadık. Saat 7 olmuş, 7:30'da çıkmamız gerekiyor, benim yüzüm ve gözlerim aniden şiddetli bir şekilde ağladığım için kıpkırmızı. Ve hala dalga dalga yükselen hıçkırıklarıma hakim olamıyorum. Düğün olmasa temiz bir saat ağlayacak potansiyel oluştu içimde.
Ayaza çıktım, çok iyi geldi. Beş dakika içinde toparlandım, giyindim, boyandım ve bir şeye benzeyen bir miso oldum. Düğüne gittim. O kadar çok içtim ki... Geri döndüğümüzde eşim, "kıpırdama, arabayı kilitleyip seni alıcam," dedi. Gerisi hayal meyal. Kafam uçtu resmen. Ama iyi geldi.
Aşk bitti diye gitmeye itirazım yok. Karar kişiye ait. Ama o çocuk? Olmaz işte, o yaştaki çocuk daha ana kuzusu, anneye ihtiyacı var, her şeyden çok var. Hayır evde eziyet filan olsa anlarım ama çocuk olduktan sonra "benim hayatım, yaşarım, yaparım, ederim," lüksümüz bu kadar olabilir mi? Onu da alıp git, bir süre daha ertele hayatını, ne bileyim ya, böylesi olmamış hiç.
Gitme lütfen ya.
Çocuğunu bırakıp gitme.

9 yorum:

Dufresne, dedi ki...

Hepimiz benciliz çoğu zaman ama emin olduğum bişey varki bu duygunun hiç olmadığı bir ilişki varsa oda anne-çocuk ilişkisidir. Gitmek anneye iyi gelicek çocuğa gelmeyecekse anne hiç gitmez, ama belki annenin gerçekten gitmesi gerekiyodur, yoksa anne gidermi hiç? o zaman bencil olmazmı? yada eğer 4 yaşında bir çocuğa karşı bencil olabilecek kadar kötü bir anne ise kalsa dahamı iyi olacak ? hayatta hata yapınca bedeli tek başına ödemek ağır gelir bazen ama 4 yaşında bir çocuğa ortaklık teklifi hiç ahlaklı değil. üzüldüm bende miso :(

gaykedi dedi ki...

ayol okurken bile cok uzuldum cocukcagiza...Gayler cocuk yapabilse bile istemezdim herhalde kolay kolay...cocuk yapmayi dusunenler de eger birazcik vicdan varsa yapmadan once 40 defa degil 40 milyon kere dusunsunler...yazik yaa bu masumlara....annem kucukken yaramazlik yapinca biktim gidicem bu evden gelmiycem bi daha derdi bazen...o gece uyuyamazdim korku ve uzuntuden :(

Adsız dedi ki...

Eğer bir anne ruh hastası,psikopat,bakıma muhtaç olacak kadar hasta değil ve fuhuş yapmıyorsa çocuğunu bırakmamalı.Fuhuş yapan annelerin çocuklarına bakmaması gerektiğini düşünüyorum evet.Faşist bir düşüncemi?Öyle olsun.
Ama o çocukların bulunduğu ortam ve şahit oldukları hayatı annesiz kalmalarına tercih ederim.Zira adına müşteri denilen bazı hayvanlar anneden sonra çocuğu da fantezilerine eklemekten hiç çekinmiyorlar!!

Kadın,eşini bırakabilme hakkına sahip ama yavrusunu bırakabilmenin değil hakkı lüksü bile olamaz!

Gaykediyi okuyunca hatırladım.Evet yaaa annelerimiz neden"Öliyimde kurtulun hepiniz" yada "gidecem bu evden bir daha da gelmicem"derlerdi ki:(((
Jenerasyonumuzu düşününce "kişiliğimizi bu şartlar altında nasıl oldu da geliştirebildik?"diye sorgulamadan geçemiyorum.

T.
K.D.S.M

Adsız dedi ki...

Tekzip:
"Ama o çocukların bulunduğu ortam ve şahit oldukları hayatı annesiz kalmalarına tercih ederim" cümlesi

"Ama o çocukların annesiz KALMALARINI, şahit oldukları o kötü hayattaki bulundukları ortamı YAŞAMAMALARINA tercih ederim" Olacaktı.

Yazının akabinde konuya olan hassasiyetinden dolayı öfkeyle hata yapmış olan yazarınız cümlesini düzeltir ve özür diler.

T.

K.D.S.M

sevpehli dedi ki...

Annenin aşkı sadece kocasına mıymış acaba? 4 yaşında bir kuzucuk nasıl terkedilir.Üstelik başka şehire de yerleşecekmiş.Hiç mi özlemeyecek çocuğunu, hiç mi içi sızlamayacak? Ben buna iyimser bakamam arkadaş.Gideceksen bebeğini de alacaksın.Ben oğlumdan değil temelli, bir saat ayrı kalsam bunalıma giriyorum.Bırakmasın kuzucuğu.Gitmesin...

figen dedi ki...

herkes çocuk sahibi olmasın yada her doğum yapan anne olamaz demek lazım, tamam ayrılık olabilir anlarımda çocuğunu bırakma ve başka şehire taşınma hiç anlamam.babaya da bravo almış çocuğunu ama bakalım nasıl büyütecek kesin yakında evlenir birde üvey anne ,o anne müsvetteside evlenir başka çocuk! herkes kendi hayatına ya o masum? daha küçücük nasıl anlayacak annesizliği ama eminim o anne 4 yıl boyunca doğru dürüst annelik bile yapmamıştır yoksa (bence) hiç bir anne ne olursa olsun çocuğundan ayrılamaz.sinirden ağlayamadım bile ama sonra aklıma gelirse ....

Köşenin Delisi dedi ki...

Ya arkadaşlar biraz yargısız infaz olmamış mı? Bu insanı tanımıyoruz bile...elbette korkunç ve olmaması gereken bir şey bir annenin çocuğunu bırakması; ama belki de olayın içinde bizim bilemeyeceğimiz birtakım durumlar söz konusudur ne biliyim :((( yoksa bu olayın gerçekten savunulacak bir tarafı yok... yani ben burada biraz Dufresne'ye katılıyorum "belki annenin gerçekten gitmesi gerekiyordur" demiş ya hani...ha durum öyle değilse ve tamamen, safi bencillikten ve sorumsuzluktan kaynaklanıyorsa, bu insanı konuşmaya bile değmez zaten...ama tanımıyoruz ki...miso dışında hiçbirimiz yani...

cenebaz dedi ki...

Na, yazıyorum buraya(bilgisayar masasına tükürükle bir çizgi çektim) o kadının hayatında kesin başka biri var ve çocuğu da ayağına dolaşmasın diye babasına terketti gitti. Hiçbir vicdanlı anne, adamı terketti diye çocuğunu terketmez. Bunun aşkdan gözü kör olmuş, hiçbir şeyi görmüyor bence. Ama çok büyük zalimlik o el kadar çocuğa. Bu dünyaya gelmeyi o istemedi. Doğurduğun gibi bakmayı da bileceksin. Yazık olmuş bebeciğe.

miso dedi ki...

Herkese merhaba,
Üzüntüden, öfkeden ve çaresizlikten doğan bir sürü şey yazılmış buraya. Ben tabi şimdi o anneyi tanımanın ağırlığıyla eziliyorum. Aslında iyi bir insandır, ama sanırım biraz fazla özgür!!! Telefonla konuştuğumuzda bana bu kararı çoktan aldığını söylemişti ama oğlanı babaya vereceğini söylememişti. Zaten o yüzden kuzenimle konuşurken yamuldum aniden. Tanıdığım, bir zamanlar birlikte gülüp eğlendiğim bir insana ben sizin kadar umarsızca giydiremiyorum tabi, ama bir daha da arayabileceğimi sanmıyorum. Hayatında biri olması ihtimali bana da çok mantıklı geliyor aslında. Ama yine de, hala oğluyla olabilirdi yahu :( Çok üzüldüm, hala kendime gelemedim.