15 Şubat 2007

Mmmmmelihh

“Alo, miso naber?”
“İyilik, senden naber?” (Pek konuşmayız, konuştuğumuzda o kadar sakin ve yavaş anlatır ki, benim elim kurur telefonu kulağımda tutmaktan)
“İyilik. Ya nooldu biliyor musun? Dün xxx’e gittim alışveriş için. Kafamı kaldırdığımda ne göreyim? Bizim eski arkadaşlardan biri reklam panosunda.”
“Ben tanıyor muyum?”
“Kızım salak mısın? Tanıyor muyum ne demek? Kim, tahmin et.”
“Abi ne bileyim, kim söyle.”
“Melih ya Melih.”
“Hadi canım! İyi de ne reklamı ya! O kadayıf oldu be! Benden en az iki üç yaş büyüktür.”
“Olabiliiir. Süper görünüyordu.”
“Halâ mı?”
“Halâ valla.”

Bu Melih enteresan bir adamdı. Çok zekiydi, klasik yakışıklı denebilecek biri değildi ama etkileyici bir tipti işte. Yok, yok çirkin karizmatiklerden değildi, hoş bir adamdı, haydi tamam ya, yakışıklıydı. Eli kolu çok uzundu bu Melih’in. Elinin uzanmadığı az hatun kalmıştı. (Örneğin ben ve bu telefon eden zat. Zaten kendisi eşimin ablası olur). Delikanlıydı da. Hiç unutmuyorum, bir gece sekiz on kız manzarada içiyoruz. Artık gece ilerlemiş. Alkol duvarı aşılmış. Şarkılar söylüyoruz, kah kah, kih kih. (Okulun içinde olmasak ahlak polisi alır götürür merkeze. Ah okulum, ne güzel okuldun sen yahu!) Bir ara yan banka (böyle piknik banklarından vardı manzarada. Aşağıda Aşiyan, onun altında boğaz, gemiler geçiyor karanlıkta filan) bir grup erkek geldi. Başlangıçta bizden kimse ilgilenmiyor. Sonra tipler nasıl olduysa bizim bankın kendilerine yakın olan kısmında oturan kızlarla muhabbet kurmuşlar. Hiç bir sorun yok, her şey süt liman. Biz bankın diğer tarafında şarkı söyleyip gülüşüyoruz, şiirler okuyoruz filan. (Sarhoşluktan arada üfürüyoruz dizeleri ama kimse farketmiyor). Sonra ben bu Melih’i gördüm. Yanımıza geldi. “Naber kızlar, iyi misiniz?” filan diyor. İyiyiz filan, buyur ediyoruz. Yok ben gelmeyeyim diyor ve yan masaya dönüyor. “Beyler, kızlar bizden, haberiniz olsun,” diyor. Beş dakika sonra o beylerden bir allahın kulu kalmıyor bankta. Demek ki beylerin asıl amacı içen hatunlardan seçip şöyle geceyi uzatmak filanmış. Yok oluyorlar. (Sonradan da bozulduk hani, okulun içinde nooluyo filan, ama henüz bir şey de olmamıştı, Melih içgüdüleriyle kokuyu almıştı sanırım. Kabadayılığı yoktu, anlamış bir şekilde işte.)

Bir akşam üzeri İstanbul’lular evlerine gitmiş. Okul yurtçuların. Bahar gelmiş. Orta sahada herkes sereserpe yatmış, kimisi laflıyor, kimisi gitar çalıyor, bir çoğu içiyor. Yanımda bir başka arkadaş bira içiyoruz. Hayatımızda adam gibi bir adam yok, ya biz itinayla hıyarları seçiyoruz, ya da ambalajı iyi olanlar da bir süre sonra hıyara dönüyor filan diye kızsal muhabbetler yapıyoruz. Misoo, diye sesleniyor biri. Aa, Melih.
“Bira mı içiyorsun?”
“Evet.”
“Ya biz üşendik yukarı çıkmaya. Bir yudum alabilir miyim?”
“Tabi.”
Bir yudum alıyor. “Ayy, sıcak bu ya,” diyor.
“Aa soğuktu aldığımızda, çok da içmedim ama,” diyorum. “Herhalde elimde tuttuğum için oldu.”
Yüzüme bakıyor. Yanında arkadaşları da var. “Ateşş gibisinnn,” diyor. Vurgu bu. Laflar benim beynimde yankılanıyor. Melih'in ağzından çıkan bu iki kelime beynimde asılı kalıyor. Gözüne ışık tutulmuş küçük bir hayvan gibiyim. Arkadaşım da donakalıyor. Melih gülüyor. Biliyor, nasıl etkilediğini biliyor. Arkadaşları bana bakıyor. Sanırım ne yapacağım ya da ne diyeceğim diye merak ediyorlar. Ben hiç bir şey yapamıyorum. Arkadaşım koluma giriyor, “yürü miso, kaçalım,” diyor. Yürümeye başlıyoruz. Kaçalım doğru kelime. Hepimiz bir şekilde adamdan etkileniyoruz ama ben ürküyorum da. Öte yandan korkuyla karışık başka bir şey de var. Karnımdan kelebek sürüleri havalanıyor. Ben mi, cidden mi? Ya öyle ateş gibilik bir durumum yok aslında, ufak tefek bir tipim. İstesem bile tesis yok yani. Arkadaş dalga geçiyor. “Kızım miso, ateş gibisinnn,” filan diyor. Ya ne ateşi diyorum ve korkuyorum. Gülünecek hiç bir şey yok artık. Ödüm kopuyor. Çocuksu bir korku işte. Aslında iyi bir adam, ama ben kafamda yarattığım o erkek figüründen korkuyorum. Ondan değil, kendi ellerimle çizdiğim resminden. Adamın şanı almış yürümüş. Bana gelmez, beni incitir, biliyorum. Bile bile hıyar yemekten sıkılmışım artık. Neyse, yediğim hıyarlara Melih’i eklemiyorum. Ama bizim gruptan iki kişiyle ilişkisi oluyor. Biri okul sırasında, diğeri mezuniyetten sonra.

Şimdi çok merak ediyorum. En çok da şu anda neye benzediğini merak ediyorum. Evlendi bir ara, onu biliyorum ama sonrasını bilmiyorum. (Dedikodu ağımız zayıfladı.)

Kararlıyım. Gidip o fotoğrafı görücem.

16 yorum:

Adsız dedi ki...

Kim bu Melih yauww?Bak ben de meraklandım,malum Ankaralıyım belki benim yediğim hıyarlardan biridir bu Melih.Ehiii.Biliyom çok mikrobum.

Yaz bak Misocuk,darılırım he.
Hangi reklamda,hangi afişe görülüyor bu Melih?
Yazmazsan "Hepimiz Melihiz" kampanyası başlatırım ona göre ha:)))

T.

K.D.S.M
(Bunu br daha yazmayacağım,bu son kucaklamam seni,hayır bıktığımdan değil,üşeniyorum artık kız anlasana yaşlılık işte ;P
Hem seni Ankara'da gerçekten kucaklayacağım hem de buradan kucak dolusu sevgiler getireceğim)

Köşenin Delisi dedi ki...

Ben de başlığa bakınca bizim "melaba melih" sanmıştım, diilmiş :)))))))

"aLiKaYHaN" dedi ki...

Amerikan kolejlerindeki beyzbol sevdalısı ponpon kızlar geldi aklıma.

(Bilumum zıplama çeşidi icra edilirken)
Haydi şimdi Melih için Me,Eğ,Le,İ,Heğ, Meliiiiiiihhhhh!!!
(Ponponlar çılgınca sallanır, çığlık atmak opsiyonel.)

:)

miso dedi ki...

Tcim merhaba
Bu Melih Ankara'ya hiç uğramış mıdır bilmem; ben üniversiteyi İstanbul'da okudum, onu da orada tanıdım. Allahtan uzaktan tanıdım yani. (yani yeterince uzaktan) :)

Elifcim
melaba melih'i okuyunca acayip güldüm yine. Bir gün yazsam ayıp olur mu acaba? Olmaz herhalde, çok komik ya...

Alicim, Cin alicin
Evet haklısın, kızlar bilumum şekillerde zıplıyorlardı herhalde Melih için. Muhtemelen arada kucağına düşeni de Melih sağ bırakmıyordu. Ama bizim zıplayışlar kaçma yönünde oldu ekseriya. Vınnn. Melih bize gelmez. Annneee...

Dufresne, dedi ki...

Bi erkek için reklam olmak yada bi yerde kapak olmak çok havalı bişey olsa gerek zira bi arkadaşım sevgilisiyle papaz olmuştu dergiye kapak olan ex sevgilisiyle görüştü diye. halbuki adamın çok piç biri olduğunu söylerdi ayrıldığında. Kapağa koymadan karakter oynamsı yaptılar galiba ,yada benim arkadaşın karakteri zedelendi kapağı görünce :) sonuna dek destekliyorum Melih'i... yürü be adamım, nasıl olsa kalmayacak o karizma ve yakışıklılık 40 yaşından sonra. tadını çıkar, doldur küpünü :)

Adsız dedi ki...

Sanırım Melih çevreyi genişletme operasyonu yapmış..Kız çok niye mahrum kalsın demi :)

miso dedi ki...

anonymous merhaba,
işin komik tarafı melih'in hiç bir şekilde çevre genişletme operasyonu filan yapmamasıydı. Çevresi genişliyordu işte adamın. Çıkıyor galiba böyle milyonda bir kaç tane :)

miso dedi ki...

sevgili dufresne
kimin karizmasının kaç yaşından sonra kalıp kalmayacağı tartışılır bence. Bu melih zaten 40ına yaklaşmıştır artık. (bir de yorum yaparken çamları devirmesek diyorum, ne dersin? miso hanım da adım adım yaklaşıyor sonuçta senin o öcü gibi gösterdiğin yaşlara. aloo, kime diyorum?)

sen bittin dufresne :)

Adsız dedi ki...

Laf karıştırıp adamın kim olduğunu,göründüğü reklamı yazmamışsınız.siz kadınlar ne tuhafsınız,hem adamla yaşadıklarınız hakkında yazınızla hava atarsınız hemde garip ve anlaşılmayan bir kıskançlıkla kendinize kalsın istersiniz.Daha sonra neden erkekler bizi anlamıyor diye söylenirsiniz,şu halinize bakın,herkes adamın içine düşecek nerdeyse.yukarıdaki arkadaşa aynen katılıyor ve cümlesini kopyalıyorum:

sonuna dek destekliyorum Melih'i... yürü be adamım, nasıl olsa kalmayacak o karizma ve yakışıklılık 40 yaşından sonra. tadını çıkar, doldur küpünü :)

Adsız dedi ki...

Beni ciddiye alıp sinirlerinizi bozmanızı istemem,size bulaşmadım.ben bu tip bir olayı yaşamış acılı bir ex sevgiliyim.Kendisine zulm etmiş bir adi için fena boynuzlanan bir ex ruhum.hemde o adını anmayacağı adiyle hemde sırf ne için?Bir motor tanıtım mankeni olduğu için.Gözümde ki asıl"motor"olansa sevgilimdi:=(

Köşenin Delisi dedi ki...

Katılamıcam 40 yaş sonrası olayına, 40'ını geçip hala gayet karizmatik olanlar da var bence...

miso dedi ki...

anonymous merhaba
hoşgeldin ama biraz gergin bir geliş olmuş sanırım:) ben bu adamı kendime saklamadım aslında, ama soyadını ve hangi reklamda göründüğünü özellikle kendime sakladım. Bunun nedeni de onu korumaktı; yoksa benim bu bağlamda saklayacak herhangi bir şeyim yok (başka bağlamlarda ise herkesin olduğu gibi benim de var saklayacak şeyim,:)

Bu arada dufresne'ye katılmışsın ya... inanır mısın melih'in dolacak bir küpü kalmamıştır muhtemelen. Hele ki bu yaşta bile hala reklamlara çıkabiliyorsa, çalıştığı yerlerde de keşfedilecek alanları kurutmuş olmalı bugüne kadar. Ya da benim tanıdığım kişi böyle yapmıştır:) Başına gelenlere de üzüldüm :(

köşenin delisi evet şekerim, ama bizim bölümde yok galiba, hehe. (östrojen çiftliği)

Dufresne, dedi ki...

Çam devirmek mi ? Cümle alem bilirki Miso Hanım'ın karizma kaynağının bütünlüğü içinde güzellik sadece bir detaydır.Eğer vakti gelip deformasyon olursa bile bu Miso Hanım'ın çekiciliğinde farkediimeyecek bir etki yapacaktır ki biz hayran kitlesi olarak bunu hiç mi hiç umursamıyoruz :)

miso dedi ki...

Dufresne'cim,
Bu kadar doğru kelime bir araya gelmiş ve misohanım'ı gece gece eritmiş... Oldu mu şimdi? Bu kedinin gözüne uyku girer mi?

Nasıl teşekkür edilse azdır :) Öte yandan geçirdiğiniz ağır ameliyatın gözlerinizde yaptığı kalıcı hasar ve yol açtığı görme bozukluğu için duyulan üzüntü ve hissedilen minnettarlık sonsuzdur. :):)

Adsız dedi ki...

Sanırım herkesin hayatında böyle bir kahraman oluyor.Olsun ne farkeder anı, şanı o anda sana yaşattığı heycan herşeye değer.Bence de görmelisin...Beni şöyle yakın geçmişe götürdü hikayen, çok keyifli memnun oldum bu arada...
d-chic

miso dedi ki...

sevgili d-chic, ben de memnun oldum, hoşgeldin. Cidden anı, şanı önemliydi bu adamın :)