Ayy. Eyvah diyorum içimden. Halbuki ne güzel gerginliğimi yenip gelmiştim sınava. Bunu mu görecektim sabah sabah? Aslında iyi bir insan, biliyorum. Ama beni de, deliyi de çok üzmüştü ilk senemizde. O deliyi, ben de onu ağlatmıştım. Bir temiz. Heheh. Biliyorum ayıp, ama o o zaman bilmemişti bunu. Özür de dilememişti. Ben de dilememiştim. Öyle sona ermişti ilişkimiz.
“A meraba, günaydın.”
“Miso, sana çok iyi bir haberim var.”
Ne olabilir ki? Sen bana bırak çok’u, iyi bir haber bağlamında ne anlatabilirsin ki? Mesela yeni hocaları eğitme işi sona erdi dese? (Ya inanılmaz, şimdi de ablası kan alıyor. Hem de bizimkinden çok daha fena bir şekilde)
“Ya? Ne oldu?”
“Benim büyük kız dörde geçtiği için öğretmenine yemek verdik. Yine birinci sınıf alıyorsunuz bu sene, değil mi, diye sorduk. Yok, dedi, 1-E’nin öğretmeni ayrılmış, o sınıfı alıcam dedi.”
“Ya C, ciddi misin? Neden ayrılmış?”
“Yok şekerim, ayrılmamış, postalamışlar. (Şekerim? Ne zamandan beri? Ama öyle bir haber ki bu, bir süreliğine birbirimizin şekeri filan olabiliriz yani. Pis, oportunist miso!) Öğretmen ayrılmış dedi ama kaş göz etti. (Ya madem böyle bir haber veriyor, niye kaş göz ediyor, söylesene kadın dosdoğru) Herhalde şikayetler artmış.”
“Sizin öğretmen nasıl biri?”
“Aman sizinkinden sonra şeker gibi. Tatlı-sert.” (öğğğ, gene mi, önceki için de böyle demişlerdi, bir de çok başarılı demişlerdi. Tatlısına hiç rastlayamadık yıl boyu. Bağırıp durdu. Diğer sınıfların velileri bile şok oldu, o kadar yani) “Yok, bakma öyle, cidden çok iyi bir öğretmen. Haydi hayırlı olsun.”
“Çok iyi bir haber cidden, teşekkür ederim.”
“Baaay”. (Bu Amerika’da büyümüş, serpilmiş, böyle konuşuyor, kusura bakmayın)
Aralık gibiydi sanırım, bir doğumgününde konuyu açmıştım da, hanımefendiciyim diye konuşan bir gerzek lafı ağzıma tıkamıştı. Ben de fazla bir şey söylememiştim. (Belki de sıkıntı çeken bir bendim, hatta o zaman buraya da yazmıştım.) İki üç hafta önce Ilgaz’a yalancıktan doğumgünü yaptık. Okul arkadaşlarını istedi yalnızca. O gün servis yapmaktan pek sohbete katılamadım ama veliler öğretmeni çok sıkı çekiştirdiler. Bıyık altından gülüp durdum. (Bıyık da gerçek, terbiyesiz Kıvır’a göre sigaralı ortamda sararıyor bile, heheh) Akıbeti bu olacakmış demek.
Ama mutluyum ben. Kusura bakmasın kimse. Biz de öğretmeniz ama kimseye böğürüp durmuyoruz. Kimsenin el kadar çocuğunu da ürkütmüyoruz. (Deve kadarları korkutuyoruz; o da gerektiği kadar)
Marrruu, heeeeyyy